Velayet Davası Avukatları Ankara 

Velayet Davaları genel olarak yargıtay ışığından incelenmeli ve bu karar çerçevesinde fikir edinilmesinde fayda vardır. Velayet davasında, 4721 sayılı Türk medeni Yasasının ilgili
maddeleri uyarınca velayet, çocukların fakirlik, eğitim, öğretim ve savunması ile temsil görevlerini kapsar. Velayet, bu arada esas babanın velayeti altındaki çocukların kişiliklerine ve mallarına ait hakları, ödevleri, yetkileri ve sorumlulukları de içermektedir.

Velayetin belirlenmesi ve düzenlenmesinde esas babadan kaynaklanan özelliklerin de öneme alınması kaçınılmazdır. Bu nedenle, mahkemece çocuğu başkasına bırakma, suistimal etme, kaçırma, iradi olarak terk etme, yönlendirme konuları ile tarafın velayet talebinin çoğu olmaması, şiddet, sadakatsizliği, ekonomik vaziyeti, mesleği, yaşadığı bölge, kötü davranışı, içki bağımlılığı, sıhhati, gibi davranışları öneme alınmalıdır.

Velayetin belirlenmesinde, izah eden özellikler yanı sıra olduğu kadar çocuğun alıştığı ortamın değiştirilmemesine, kardeşlerin ayrılmamasına itina gösterilmeli, velayetin verileceği doğrultu yanı sıra kalmasının çocuğun vücudu, fikri, ahlaki gelişmesine mani çoğu olmayacağı istikametinde ciddi ve inandırıcı kanıt çoğu bulunmadığı ya da derhal ortaya ileri ki tehlikenin varlığının kanıt edilip edilemediği ve parasal vaziyetin iyiliğinin tek başına velayetin değiştirilmesini gerektirmeyeceği konusu da kesinlikle değerlendirilebilir.

Velayet Davaları Avukat Ve Danışmanlık

Ana ve babanın çocukların kişiliklerine ait hak ve ödevleri, bilhassa çocuklara bakmak, onları görüp gözetmek, geçimlerini sağlamak, yetiştirilmelerini ve eğitimlerini gerçekleştirmektir.
Bu bağlamda sağlayacağı eğitim ile çocuğu istenilen ölçüde dürüst, kötü alışkanlıklardan uzak, iyi ahlak sahibi, çalışkan ve malumatlı bir insan olarak yetiştirmek hak ve yükümlülüğü yer almaktadır.

Ayrılık ve boşanma halinde velayetin düzenlenmesindeki emel, küçüğün ileriye dönük yaralarıdır. Buna göre, velayetin düzenlenmesinde esas olan, küçüğün faydasını savunmak ve geleceğini teminat altına almaktır. Velayet, kamu düzenine ait çoğu, bu konuda esas ile babanın heves ve beyanlarından ziyade çocuğun menfaatlerinin öneme alınması mecburidir.

Belirtilmelidir ki, velayetin kaldırılması ve değiştirilmesi şartları gerçekleşmedikçe, esas ve babanın velayet görevlerine müdahale olunamaz. Boşanma ile tertip eden velayetin değiştirilebilmesi içesinde velayet kendine verilen tarafın veyahut velayete mevzu çocuğun halinde boşanma hükmünden ardından temelli farklılıkların olması koşul çoğu, ayrı olarak temelli farklılığın ehemmiyetli ve daimi olması da gereklidir.

Velayetin anne veyahut babaya verilmesi, daha fazla çocuğu ilgilendiren, onun çıkarına ait bir konu olduğuna göre, lüzum yukarıda izah eden Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 12.
ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına Ait Avrupa Sözleşmesinin 3. ve 6.maddelerinde bulunan hükümler, lüzum velayete ait yasal tertip etmeler karşısında, velayeti tertip eden çocuğun, algı çağında olması durumunda, kendini yakından ilgilendiren bu hususta ona danışılması ve görüşünün alınması lazım olur.

Velayet Dava Açma Masrafları

Velayetin değiştirilmesi, velayetin kaldırılması ve velayetin düzenlenmesi davalarında, dava açılırken mahkeme veznesine kimi yatırılması gereken masraf ve harçlar yer almaktadır.
Velayet dava gider avansı, masraf ve harç miktarı her sene tespit edilen oran üstünde belirlenmektedir. Davada şahit adedi, eksper, bulgu vs.  üzere ortalama 300 – 400 TL arasında olmaktadır.
Dava gideri dava açılırken Dava dilekçesindeki taleplere göre masraf peşin olarak içerler. Velayete ait davalarda davanın kazanılması halinde uygulanan masrafların belli seviyesi, başka taraftan talep edilir.

Çocuk Hakları Ve Velayet

Çocuk Haklarının Kullanılmasına Ait Avrupa Sözleşmesinin: Çocuğun usule ait haklarından, davalarda bilgilendirilme ve dava esnasında görüşünü ifade etme hakkının tertip ettiği 3.maddesinde: ;
Adli mercilerin rolünden, hüküm sürecinin tertip ettiği 6. maddenin ( Çocuğun ifade ettiği görüşe lehemmiyeti vermelidir.> hükümleri bulunmaktadır.

Yeri gelmişken söylenmelidir ki, velayetin düzenlenmesinde esas olan, küçüğün faydasını savunmak ve geleceğini teminat altına alabilmek olmasından, çocuğun fiziksel ve ruhsal gelişimini engel olan ve daimilik arz edeceği anlaşılan her hadise, tehlikenin büyüklüğü, doğuracağı onarılması efor neticeler değerlendirilerek neticeye varılmalı; velayetin belirlenmesi ve düzenlenmesinde ilk olarak çocuğun faydası göz önünde tutulmalıdır.

Bu kapsamda, çocuğun cinsiyeti, doğum tarihi, eğitim vaziyeti, kimin yan ısıra okumakta bulunduğu, talepte bulunanın çocuğun eğitim vaziyeti ile ilgilenip ilgilenmediği, sıhhati, sıhhat vaziyetine göre rehabilitasyon olanaklarının kimin doğrulusunda sağlanabileceği gibi kalifiye vaziyetine ait hususlar göz önünde tutulmalıdır.

Velayet Davası Avukatları Ankara – Yargıtay Kararları

YARGITAY KARARI:Velayet Davası

YARGITAY 2.Hukuk Dairesi Esas: 2013/21470 Karar: 2014/4695 Karar Tarihi: 04.03.2014

VELAYET DAVASI – ÇOCUKLARIN ÜSTÜN YARARININ GÖZETİLMESİNİ GEREKTİRECEK YENİ Vaziyetin Meydana ÇIKABİLECEĞİ – TARAFLARA TANIKLARINI DİNLETME İMKANININ TANINMASI GEREĞİ – Noksan Araştırma İLE Hüküm VERİLMESİNİN YASAYA AYKIRI OLMASI – KARARIN BOZULMASI

ÖZET: Dinlenecek tanıklarla, sahip olunan hükümden değişik olarak çocukların üstün yararının gözetilmesini gerektirecek yeni bir vaziyet ve olgu meydana çıkabilir. Öyleyse, dayandıkları olgu ve vakıaları ispatlama ile ilgili taraflara olanak tanınması, sahibi olmanın bir gereğidir.
Öyleyse, izah eden hususlar gözetilerek mahkemece duruşma günü belirlenerek, taraflara tanıklarını da dinletme olanağı tanınması, delillerinin toplanması ve bütün kanıtlar beraber değerlendirilip neticesine göre hüküm verilmesi gerekirken; noksan araştırma ile hüküm verilmesi usul ve yasaya marjinal çoğu bozmayı gerektirmiştir.

YARGITAY KARARI: Velayet Davası

YARGITAY 2.Hukuk Hanesi Esas: 2011/17417 Karar: 2012/11201 Hüküm Tarihi: 30.04.2012

ÖZET: Davacı, kademeli olarak dava açmış, ilk olarak müşterek çocuğun velayetinin davalı anneden alınarak kendine verilmesini, bu isteği kabul edilmediği takdirde ise müşterek çocuk ile şahsi ilişkinin yine düzenlenmesini istemiştir.
Davacının velayetin değiştirilmesine ait isteği reddedilmiş, fakat şahsi ilişkinin yine düzenlenmesine hüküm verilmiştir. Davanın kısmen kabulü mevzu bahis değildir.
Bu nedenle davacının kademeli isteği kabul edildiğinden davacı yararına hüküm tarihinde yürürlükte tespit edilen Avukat Minimum Ücret Tarifesi uyarınca maktu vekalet fiyatı takdiri gerekirken; davalı yararına vekalet fiyatı takdir edilmiş olması doğru görülmemiştir.
Ancak bu yanlışlığın giderilmesi yine yargılamayı gerektirmediğinden, kararın bu kısmının düzeltilerek onanmasına hüküm vermek gerekmiştir.