Trafik Kazası Tazminat Davaları

Dünyada ve ülkemizde, engellenmesi en zor ve en büyük sorunlardan biri de trafik kazalarıdır. Bir örnek vermek gerekirse, ülkemizde, trafik kazalarından kaynaklı yaşanan can kayıplarının sayısı, terör olaylarından kaynaklı can kayıplarının çok üstündedir. Malesef sorun git gide büyümekte ve alınan onca önlem sorunu azaltmaya yetmemektedir. Ülkemizde son 10 yılda yaşanan trafik kazaları 90 binden fazla olmakla birlikte %279 oranında artış göstermiştir.

Trafik kazaları en çok aşırı hız, alkollü araç kullanma, dikkatsizlik ve kurallara uymama vb. sebeplerden kaynaklı doğmaktadır. Mağdurlar açısından, hukuksal olarak, trafik kazası tazminat davası açmak hakkı doğmaktadır. Bir çok mağdur aile veya kişi, yaşadığı yoğun manevi sıkıntılardan kaynaklı haklarını unutmakta ve bu da yasaların caydırıcı özelliğinin kullanılabilmesini olumsuz yönde etkilemektedir.

Trafik kazası tazminat davaları, maddi ve manevi olmak üzere iki biçimde açılabilinir. Bu noktada mağdur olan kişi veya kişilerin hayatta olup olmadığına göre iki farklı yasal prosedür devreye girmektedir. Trafik kazası yaşayan mağdur kişi sağ ve yaralannmış ise Borçlar Kanunu madde 41, 45 ve 47 çerçevesinde direkt olarak dava açma hakkına sahiptir. Ancak esas üzücü olanı gibi bir ölüm durumu söz konusuysa ölen kişi veya kişilerin; ailesi, akrabaları, evli veya nişanlı olduğu kişi veya yükümlülüğü altındaki kişiler, hukuka başvurarak maddi ve manevi tazminat davası açma hakkına sahiptirler. Şayet mağdur kişi veya kişiler ölmeden önce herhangi bir tazminat davası açmışlar ise yine bu kişiler, davayı sürdürme hakkına sahiptirler. Belirtmek gerekir ki trafik kazalarında yaralananların sayısı da oldukça fazladır.

Elbette genel olarak, dava açma hakkı olanların bu konuda profesyonal bir hukuk desteği almaları, özellikle trafik kazası tazminat davaları söz konusu olduğunda oldukça gerekli gözükmektedir. Bunun sebebi, tazminat davalarının, genel olarak mağdur olan kişiler açısından bir belirsizlik hali olmadan ve net bir şekilde yürütülmesi gerekliliğinden kaynaklanmaktadır. Örneğin profesyonal yardım ile davanın kısmi tazminat davası mı olacağı, davaya konu olan araçtan yükümlü sigorta şirketi varsa davaya dahil edilip edilmeyeceği, maddi veya manevi zararın ayrı ayrı hangi belgelerle belgeleneceği ve hangi sözlü anlatımlarla ifade edileceği gibi konularda alınan kararların hukuka uygun olması, davanın sonucu açısından hayati önem taşımaktadır.

En önemli noktalardan biri ise kazalar sonucu yaşanan acılar ve üzüntülerden kaynaklı dava açılma süresinin malesef zaman aşımına uğramasıdır. Bu noktada belirtmek gerekir ki traik kazasında mağdur olan kişi veya yakınlarının, olayı öğrendikleri andan itibaren 1 yıl içerisinde dava açmaları gerekmektedir. 1 yılı geçen bir süre sonucu dava açılmadıysa, dava zamanaşımına uğramaktadır. Eğer olay öğrenilmemiş ise bu süre 10 yıla uzamakta ancak 10 yıl sonra bu süre de zaman aşımına uğramaktadır.

Trafik kazası tazminat davaları, trafik kazasından doğan mağduriyetin niteliğine göre içerik olarak değişmektedir. Örneğin mağdurun yaşamını yitirmesi durumunda, mirasçılarının ölümden kaynaklı “destekten yoksun kalma” sebebiyle maddi ve manevi tazminat davası açma hakları saklıdır. Şayet mağdur kişi yaralanmış veya sakatlanmış ise tedavi masraflarının karşılanması, işten geri kalma dolayısıyla doğan zararın talebi veya sakatlık sonucu doğan zararın talebi gibi maddi tazminat talebi ile  birlikte ayrıca manevi tazminat talebi ile de dava açma hakına sahiptir.

Şüphesiz hiç bir zaman yaşanması istenilmemekle birlikte, her şeye rağmen mağduriyetten kaynaklı doğan hukuksal hakların kesinlikle kullanılması gerektiği, hukukçular tarafından özellikle belirtilmektedir. Yine belirtmek gerekir ki bu tip davaların ayrıntılı ve spesifik yapılarından kaynaklı kesinlikle profesyonel hukuk yardımı alınarak açılması gerektiği de ayrıca vurgulanmaktadır.

KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU – Görevli ve Yetkili Mahkeme : Madde 110 – (DEĞİŞİK MADDE RGT: 19.01.2011 RG NO: 27820 KANUN NO: 6099/14) (KOD 1) İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır. Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir. Trafik Kazası Tazminat Davaları.

TRAFİK KAZASI TAZMİNAT DAVALARINDA B.K MADDELERİ

1. Mesuliyet şeraiti : Madde 41 – Gerek kasten gerek ihmal ve teseyyüp yahut tedbirsizlik ile haksız bir surette diğer kimseye bir zarar ika eden şahıs, o zararın tazminine mecburdur.Ahlaka mugayir bir fiil ile başka bir kimsenin zarara uğramasına bilerek sebebiyet veren şahıs, kezalik o zararı tazmine mecburdur.

2. Tazminat miktarının tayini : Madde 43 – Hakim, hal ve mevkiin icabına ve hatanın ağırlığına göre tazminatın suretini ve şümulünün derecesini tayin eyler. Zarar ve ziyan irad şeklinde tayin olunduğu takdirde borçludan icabeden teminat alınır.

3. Manevi tazminat : Madde 47 – Hakim, hususi halleri nazara alarak cismani zarara düçar olan kimseye yahut adam öldüğü takdirde ölünün ailesine manevi zarar namiyle adalete muvafık tazminat verilmesine karar verebilir.

4.  Ceza hukuku ile medeni hukuk arasında münasebet : Madde 53 – Hakim, kusur olup olmadığına yahut haksız fiilin faili temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamiyle bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraet karariyle de mukayyet değildir. Bundan başka ceza mahkemesi kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarını tayin hususunda dahi hukuk hakimini takyit etmez.

Trafik Kazası Tazminat Davaları – Yargıtay Kararları

1. T.C. YARGITAY 17.Hukuk Dairesi

Esas:  2013/6888 Karar: 2013/10145 Karar Tarihi: 27.06.2013
KONU : TAZMİNAT DAVASI – TRAFİK KAZASINDAN KAYNAKLANAN DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATI – DAVALI SÜRÜCÜNÜN KAZANIN OLUŞUMUNDA KUSURSUZ OLDUĞU – CEZA MAHKEMESİ KARARININ HUKUK HAKİMİNİ BAĞLAYACAĞI – CEZA DAVASININ SONUCU BEKLENEREK BİR KARAR VERİLMESİ GEREĞİ
ÖZET: Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Somut olayda, davalı sürücünün kazanın oluşumunda kusursuz olduğuna ilişkin tespiti yönünden, ceza mahkemesi kararı hukuk hâkimini bağlayacağından, ceza davasının sonucu beklenerek bir karar verilmesi gerekir. Bu durumda mahkemece, 818 sayılı BK’nın 53 üncü maddesi uyarınca, davalı sürücünün kazanın oluşumunda kusursuz olduğuna ilişkin tespiti yönünden, ceza mahkemesi kararı hukuk hâkimini bağlayacağından, ceza davasının sonucu beklenerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

2.  T.C. YARGITAY 17.Hukuk Dairesi

Esas:  2013/5199 Karar: 2013/10140 Karar Tarihi: 27.06.2013
KONU : TAZMİNAT DAVASI – ARAÇTA YOLCU OLARAK BULUNDUĞU SIRADA MEYDANA GELEN TRAFİK KAZASINDA VEFAT ETTİĞİ – DESTEKTEN YOKSUNLUK ZARARININ OLUŞTUĞU KABUL EDİLEREK BU DAVACILAR YÖNÜNDEN DESTEK TAZMİNATI HESABI YAPILDIĞI – HÜKMÜN BOZULDUĞU
ÖZET: Somut olayda mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacıların desteği M.’in desteğinden yoksun kalanlar olarak eşi, çocukları A. ve S. için destekten yoksunluk zararının oluştuğu kabul edilerek bu davacılar yönünden destek tazminatı hesabı yapıldığı anlaşılmaktadır. Söz konusu davacılar için hesaplanan ve mahkemece kabul edilen destek tazminatı miktarı toplam …..-TL olup, poliçede yazılı kişi başına ölüm zarar teminatının ……-TL olduğu dikkate alınarak K.T.K. ilgili maddesi gereğince yapılacak hesaplamaya göre davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun tayini gerekir.

3. T.C. YARGITAY 17.Hukuk Dairesi

Esas:  2013/9092 Karar: 2013/10562 Karar Tarihi: 02.07.2013
KONU :TAZMİNAT DAVASI – DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATI – DAVANIN YETKİSİZ MAHKEMEDE AÇILMASI NEDENİYLE SEÇME HAKKI KENDİSİNE GEÇEN DAVALININ SEÇME HAKKINI ŞİRKET İKAMETGAH MERKEZİ MAHKEMELERİNİN YETKİLİ OLDUĞUNU BELİRTEREK KULLANDIĞI – HÜKMÜN BOZULMASI
ÖZET: Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Somut olayda, davalı zarar veren aracın trafik sigortacısıdır. Davalı I… Sigorta A.Ş.’nin merkezinin Ü. İ. olduğu, davaya konu trafik kazasının ise A…’da (B… Adliyesi yetki sınırı dahilinde) meydana geldiği anlaşılmaktadır. Buna göre, davacı tarafından davanın yetkisiz mahkemede açılması nedeniyle seçme hakkı kendisine geçen davalı seçme hakkını şirket ikametgah merkezi olan Ü. İ. Mahkemelerinin yetkili olduğunu belirterek kullanmıştır. Mahkemece, seçme hakkı kendisine geçen davalının usulüne uygun yaptığı yetki itirazının değerlendirilmesi gerekir.

4. T.C. YARGITAY 17.Hukuk Dairesi

Esas:  2013/5398 Karar: 2013/10130 Karar Tarihi: 27.06.2013
KONU : TAZMİNAT DAVASI – DAVALI TARAFIN TRAFİK SİGORTASI ŞİRKETİ TARAFINDAN DAVA AÇILMADAN ÖNCE ÖDENEN POLİÇE LİMİTİNİN MAHSUBUYLA BAKİYE BORCUN TAZMİNATTAN DAVALI SİGORTA ŞİRKETİNİN SORUMLULUĞUNA KARAR VERİLMESİ GEREKTİĞİ – HÜKMÜN BOZULDUĞU
ÖZET: Mahkemece; …… TL zarardan, davalı tarafın trafik sigortası şirketi tarafından dava açılmadan önce ödenen …….. TL poliçe limitinin mahsubuyla bakiye ….. TL tazminattan davalı sigorta şirketinin sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken ZMSS ödemesi indirilmeden …… TL tazminattan sorumluluğuna hükmedilmesi doğru görülmemiştir.

5. T.C. YARGITAY 17.Hukuk Dairesi

Esas:  2012/7886 Karar: 2013/9973 Karar Tarihi: 25.06.2013
KONU : MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT DAVASI – MADDİ HASARLI VE ÖLÜMLÜ TRAFİK KAZASI – DESTEK PAYINA DAİR ORANIN ESASEN DOSYA KAPSAMINA GÖRE FAZLA OLDUĞU – DESTEK YAŞASA İDİ KENDİSİNE DE EŞİ İLE EŞİT ORANDA PAY AYIRACAĞI – HÜKMÜN BOZULMASI GEREĞİ
ÖZET: Dava, maddi hasarlı ve ölümlü trafik kazası sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece benimsenen aktüer bilirkişi raporunda davacı eşe ait destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken davacı eşe ait payın …. olacağı varsayılarak hesaplama yapılmıştır. Destek payına dair bu oran esasen dosya kapsamına göre fazladır. Destek yaşasa idi kendisine de eşi ile eşit oranda pay ayıracağı kabul edilerek destekten yoksun kalan eş için azami … pay ayrılması düşünülerek bu paya göre hesaplanan tazminat bedeli üzerinden karar verilmesi gerekir.Manevi tazminat, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat, bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna dair zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan miktar kadar olması gerekir. 22.6.1966 tarihli ve 7/7 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Somut olayda, davacı R.’nin eşi diğer davacıların babası olan İ. A.’nin vefat etmiş olduğu, davalı sürücünün kazada %100 kusurlu olduğu, tarafların ekonomik ve sosyal durumu, olay tarihine göre paranın alım gücü gibi nedenler dikkate alındığında, davacılar için hükmedilen manevi tazminat miktarı az olup, daha fazla manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. Trafik Kazası Tazminat Davaları

6. T.C. YARGITAY 17.Hukuk Dairesi

Esas:  2013/9824 Karar: 2013/9890 Karar Tarihi: 24.06.2013
KONU : TAZMİNAT DAVASI – DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATI – İŞLETEN VEYA SÜRÜCÜ TAM KUSURLU OLSALAR BİLE DESTEKTEN YOKSUN KALAN TAZMİNATINDAN SİGORTA ŞİRKETİNİN SORUMLU OLACAĞI – İŞİN ESASINA GİRİLİP SONUCUNA GÖRE KARAR VERİLMESİ
ÖZET: Davacının ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtığı, ölüm sebebiyle doğrudan davacı üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacıya yansıtılamayacağı, dolayısıyla araç sürücüsünün veya işletenin tam kusurlu olmaları halinde, desteğinden yoksun kalan davacıyı etkilemeyeceğine, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na göre, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davalı sigorta şirketi, işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığına ve olayda işleten veya sürücü tam kusurlu olsalar bile, destekten yoksun kalan davacının da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğundan, davalı sigorta şirketinin sorumlu olacağına karar vermek gerekir. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, <İşletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur>; 85/1 maddesinde, ; 85/son maddesinde ise, hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de,

Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören 3. şahısları korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu, böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun 2. türü olan tehlike sorumluluğuna dair bulunduğu öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir (Fikret Eren, Borçlar Hukuku, 9. Bası, s. 631 vd.; A. Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku, Genişletilmiş 10. Baskı, s. 264 vd). Kanun koyucu, 2918 Sayılı K.T.K.nun 91. maddesiyle de; işletenin Aynı Kanunun 85. maddesinin 1. fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası (Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir. Hemen belirtilmelidir ki, işletenin sorumluluğu hukuki nitelikçe tehlike sorumluluğuna dair bulunmakla, işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen zorunlu sigortacının 91. maddede düzenlenen sorumluluğu da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Öyle ise, hem işleten hem de sigortacının sorumluluğu, hukuki niteliği itibariyle tehlike sorumluluğuna dair bulunduğundan, uyuşmazlığın bu çerçevede ele alınıp, çözümlenmesi gerekmektedir. Karayolları Trafik Kanununda zorunlu trafik sigortasına dair olarak, sorumluluğun kapsamı yanında, bu kapsam dışında kalan haller de açıkça düzenlenmiştir. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun başlıklı 92. maddesinde:Trafik Kazası Tazminat Davaları olarak,

Aşağıdaki hususlar, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışındadırlar.

a-) İşletenin; bu Kanun uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği talepler,

b-) İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar sebebiyle ileri sürebilecekleri talepler,

c-) İşletenin; bu Kanun uyarınca sorumlu tutulmadığı şeye gelen zararlara dair talepler,

d-) Bu Kanunun 105. maddesinin 3. fıkrasına göre zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminatı altında yapılacak motorlu araç yarışlarındaki veya yarış denemelerindeki kazalardan doğan talepler,

e-) Motorlu araçta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlar,

f-) Manevi tazminata dair talepler. hükmü ile, zorunlu trafik sigortacısının hangi zararlardan sorumlu olmadığı düzenleme altına alınmış; burada örnekseme yoluna gidilmeyip; tek tek ve tahdidi olarak sorumlu olunmayan haller sıralanmıştır. Bu noktada üzerinde durulması gereken hususlardan birisi de, 2918 Sayılı K.T.K.’nun 92/b maddesinde yer alan <İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar sebebiyle ileri sürebilecekleri taleplerin zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışında olduğuna> dair hükümdür. Bu hükümle kanun koyucu; tehlike sorumlusu zorunlu mali sorumluluk sigortacısının sorumluluğu kapsamından sadece, tehlike sorumlusu olan işletenin eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararları çıkarmıştır. Şu haliyle, anılan kişilerin mallarına gelen zararlar dışında kalan ölüm ve yaralanmaya dair cismani zararlar ise sigortacının sorumluluğu kapsamında bırakılmış, böylece tehlike sorumlusunun yakınlarının dahi belirtilen anlamda sigorta kapsamında olduğu benimsenmiştir. Durum bu olunca, işletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin ölüm veya yaralanmaları halinde bundan kaynaklanan zararlarının zorunlu sigorta kapsamında olduğu kabul edilmelidir. Araç sürücüsünün veya yakınlarının talepleri ise 92. madde kapsamında yer almamakla birlikte, sigortacının sorumluluğu kapsamında kabul edilmiştir.