Taşeron İşçi Kıdem Tazminatı Davası

Taşeron işçilerle ilgili olarak yasalarda ve kanunlarda gelişmelere açık olmak şartıyla iş davalarının yürütülmesine devam edilmektedir. Hemen hemen tüm çalışma alanları içinde önemli olan devlette ya da özel sektörde olması fark etmeksizin tüm kıdem durumları çalışma alanları içinde bazı sorunlar ortaya çıkarabiliyor. Bu sebeplerle taşeron işçiler için özellikle kıdem tazminatı ayrı bir anlam ifade etmektedir.

Taşeron İşçilerin Kıdem Tazminatı Hakkı Bulunuyor Mu?

Çalışma alanlarındaki faaliyetleri ve işçi ile işveren arasındaki ilişkileri düzenleyen kanunlar ve esaslar İş Kanunu içerisinde açık bir şekilde ifade edilmiştir. Kanun içerisinde kıdem tazminatı ile ilgili hususlar da kesin olarak belirtilmiş ve taşeron işçilerin de aynı şartlar altında değerlendirilmesi gerçekleştirilmektedir. Buna göre taşeron işçinin kıdem tazminatı alabilmesi için bazı yeterli şartların oluşması gerekmektedir. Taşeron işçilerin görevleri işveren tarafından haksız bir gerekçeyle iş sözleşmesinin feshedilmesi yoluyla gerçekleştirilmişse bu durumda kıdem tazminatı hakkı doğabilmektedir. Tazminat miktarlarının belirlenmesinde ise kişilerin geçmişe dönük olarak alacakları toplam bedellerle birlikte kıdeminin karşılığını da alması işverence mümkün olabiliyor. Eğer taşeron işveren altında bulunan bir işverenin görevlerini yerine getiriyorsa bu durumda tazminat için sorumluluğu taşıyan kişiler hem alt işveren hem de asıl işveren olmaktadır.

Kıdem tazminatının hesaplanmasında dikkat edilen bir diğer önemli husus da başlangıç tarihleri ile ilgili olmaktadır. Tazminat hesaplanırken 8 Şubat 2015 tarihinde yayınlanan Kamu İhale Kanunu uyarınca kişilerin işe başlama tarihleri gerçek başlangıç tarihi olarak kabul edilir. Böylece taşeron işçi olarak çalışan kişilerin kıdem tazminatı talepleri için iş mahkemelerine başvurması yoluyla davaların açılması mümkün olabiliyor.

Taşeron İşçinin Kıdem Tazminatı Alması için Gerekenler

Kıdem tazminatı her ne kadar taşeron işçilerin de üzerinde hak iddia ettiği bir durum olsa da taşeron işçilerin bazı şartları yerine getirmesi halinde ancak kıdem tazminatının söz konusu olması mümkün oluyor. Buna göre taşeron işçinin mutlaka aynı işveren altındaki yaptığı görevlerde bir yıllık bir süreyi doldurmuş olması gerekmektedir. Ayrıca kıdem tazminatının verilmesini doğuran temel sebep olan sözleşmenin feshedilmesinde de kişilerin mutlaka haklı nedenle fesih yoluyla görevlerine son verilmiş olması gerekmektedir. Sağlığın kötüleşmesi ya da iş alanındaki bazı özel durumlardan olan haklı gerekçelerin yanı sıra erkek işçiler askerlik görevlerini de gerekçe göstererek kıdem tazminatı alabilirler. Kadınlar da ise benzer bir hak olan evlilik sebebiyle kıdem tazminatı alma bulunmaktadır. Bunlara ek olarak emeklilik süresine gelmiş ve bu hakkı elde etmiş olan kişilerin de taşeron işçi olmalarına bakılmaksızın kıdem tazminatı alarak işten ayrılması mümkün olabiliyor.

Kıdem tazminatının miktarının belirlenmesindeki en önemli husus sayılan süre kısıtlamalarında taşeron işçinin çalışmış olduğu toplam süre dikkate alınmaktadır. Bu sürenin tamamının hesaplanmasında taşeron işçinin aynı işveren ya da alt işverenler arasında çalışmış olması şartı aranmaktadır. Hak kazanılan kıdem tazminatının işçiye, çalıştığı kurum ya da kuruluş tarafından banka ödemesi yoluyla verilmesi gerekmektedir.

Eğer taşeron işçi olarak çalışan kişiler aynı alt işveren altında farklı kurum ya da kuruluşlarda görev almışlarsa bu durumda taşeron işçinin son olarak çalıştığı kurum tarafından kendisine kıdem tazminatının ödenmesi için karar verilmektedir.

Taşeron işçilerin karşılaştığı bir diğer sorun da iş sözleşmelerinin tamamlanmasından daha önce kişilerin özel sektörde çalıştırılma durumunun sürdürülmesi olmaktadır. Bu tür durumlarda taşeron işçilerin kıdem tazminatlarının belirlenmesinde daha önce görev almış oldukları kamu kurumlarında geçen süreleri dikkate alınır. Yine aynı şekilde kıdem tazminatlarının ödenmesinde de bu kurumlar tarafından ödemelerin yapılması gerekmektedir.