Tapu Kadastro Davaları Nasıl Açılır

Genel Olarak Görev:

Madde 25 – Kadastro mahkemesi; taşınmaz mal mülkiyetine ve sınırlı ayni haklara, tapuya tescil veya şerh edilecek veyahut beyanlar hanesinde gösterilecek sair haklara, sınır ve ölçü uyuşmazlıklarına, kadastroya ve tapu sicilini ilgilendiren benzeri davalara ve özel kanunlarca kendisine verilen işlere bakar; Kadastroya veya kadastro ile ilgili verasete ait uyuşmazlıkları çözümleyebileceği gibi, istek üzerine veraset belgesi de verebilir.

Kadastro mahkemesi, yalnız kadastro işlerine münhasır olmak üzere;

A) Velisi veya vasisi bulunmayan küçüklere ve kısıtlılara kayyım tayin eder. Bunların menfaatlerini korumak amacıyla Türk Medeni Kanununun hakimin iznini şart kıldığı hallerde bu izni verir.

B) Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 465 ve bunu takip eden maddeleri gereğince adli yardım taleplerini inceleyerek kabul edebilir.

C) Tutanağı düzenlenen taşınmaz mallara ait ihtiyati tedbir kararı verebilir. Bu kararı hemen o yerin kadastro ve tapu sicil müdürlüklerine bildirir. Tedbir kararı alan taraf karar gününden itibaren usulün öngördüğü süre içinde kadastro mahkemesinde dava açmadığı takdirde tedbir kendiliğinden hükümsüz kalır.

Bu Kanunun 26 ve 40 ıncı madde hükümleri saklı kalmak üzere, kadastro tutanağının düzenlenmesi gününden ve tutanak sonradan tamamlanmış ve düzeltilmiş ise, o günden sonra doğan haklara dair istekler, taksim şuyuun giderilmesi veya muhdesata bağlı olarak taşınmaz malı iktisap, muhdesatın yıkılıp kaldırılması ve benzeri nitelikte olan ve mahkemeden yenilik doğurucu hüküm almayı gerektiren dava ile ilgili isteklerin incelenmesi, kadastro mahkemesinin görevi dışındadır.

Yargılama Usulü:

Madde 29 – Kadastro mahkemesinde gelmeyen tarafın yokluğunda duruşma yapılır. Taraflardan hiç biri gelmez ise dosya işlemden kaldırılmaz. Hakim, toplanması mümkün olan delilleri inceler ve 30 uncu madde hükmünce işi karara bağlar.

Bir mirasçı diğerlerinin muvafakatı olmadan dava açabilir ve yalnız başına davaya devam edebilir. Mirasçılarının tayin edilememesi sebebiyle ölü olduğu belirtilerek kayıt sahibi adına tespiti yapılan taşınmaz mallar hakkında, ölünün ismi açıklanarak mirasçıları denilmek suretiyle mirasçılar aleyhine dava açılabilir. Dava sırasında davalının davadan önce öldüğünün anlaşılması halinde davaya mirasçıları aleyhine devam edilir.

Bu Kanunun tatbikinde ayrıca açıklık bulunmayan hallerde basit yargılama usulü uygulanır.

Kadastro mahkemeleri adli tatile tabi değildir.

Deliller ve Hakimin Takdiri:

Madde 30 – Kadastro tutanaklarında beyanlarına başvurulan kişiler, bu beyanlarına gerekçe gösterilerek itiraz edilmedikçe, yeniden dinlenmezler. Ancak hakim kadastro tutanağındaki beyanla, duruşma sırasında topladığı deliller arasında çelişki görürse, bunu gidermek için tutanakta beyanlarına başvurulan kimseleri tanık sıfatıyla yeniden dinleyebilir.

Kadastro komisyonlarından gönderilen tutanaklar ile mahalli mahkemelerden devredilen dosyaların muhtevasından malik tespiti yapılamadığı veya dava açan mirasçının dışında başka mirasçıların da bulunduğu anlaşıldığı takdirde, hakim re’sen lüzum gördüğü diğer delilleri toplayarak taşınmaz malın kimin adına tescil edileceğine karar vermekle yükümlüdür. Taşınmaz malın ölü bir şahsa ait olduğu anlaşılır ve mirasçıları da tespit edilemezse, ölü olduğu yazılmak suretiyle o şahsın adına tescil kararı verilir.

Kadastro mahkemesinde açılmış davalarda, ihtilaf taşınmaz malın muayyen bir kısmına münhasır kalıyorsa, ilgililerin talebi üzerine ve imar mevzuatı da engel teşkil etmediği takdirde ihtilaflı olmayan kısım ifraz edilerek davaya ihtilaflı kısım üzerinde devam edilir.

Tapu Kadastro Davaları Nasıl Açılır – Yargıtay Kararları

T.C. YARGITAY Hukuk Genel Kurulu Esas: 2007/1-147 Karar: 2007/154 Karar Tarihi: 21.03.2007

KADASTRO TESPİTİNE İTİRAZ VE TESCİL DAVASI – DAVALI TARAFIN ZAMANAŞIMI VE HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE İTİRAZI – YASADA ÖNGÖRÜLEN ON GÜNLÜK HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE – HARÇ YATIRILARAK DAHİ SÜRENİN YENİDEN İHYASININ MÜMKÜN OLMAMASI – DİRENME KARARININ ONANMASI

ÖZET: Yasada öngörülen on günlük <Hak Düşürücü Sürenin> dolduğu, bu süre dolduktan sonra harç yatırılarak dahi sürenin yeniden ihyasının usule ve kanuna ve istikrar kazanmış Yargıtay uygulamasına uygun düşmeyeceği anlaşıldığından, Yerel Mahkemenin bu yönleri amaçlayan direnme kararı doğru olup onanmalıdır.

Gerçekten HUMK. nun 193.maddesinin ikinci fıkrasında davacı tarafından ileri sürülen görev ve yetki itirazının kabulü üzerine davacının diğer tarafa, görevli mahkeme tebligat icra ettirmek mecburiyetinde olduğu ve bunu izleyen fıkrada yeniden dilekçe verilmesi ve tebligat yaptırılması işlemlerinin de karar tarihinden itibaren 10 gün içinde yerine getirilmesi gereğine işaret olunmuştur. Son fıkrada ise yasada gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak kaydı ile, sözü edilen hükümler gereğinin yerine getirilmemiş olması halinde davanın açılmamış sayılacağı belirtilmiştir.

Yasa koyucu, bu hükümlerle evvela görevli Mahkemenin bakacağı bu davanın, görevsiz mahkemede açılmış olan davanın devamı olduğu ilkesini getirmiş, bir başka yönden de yargı mercilerine intikal etmiş bir uyuşmazlığın özellikle davacı tarafın inisiyatifine bağlı olacak şekilde uzun zaman sürüncemede kalınmasını önlemek amacını izlemiştir. Şayet davacı görevsizliğe ilişkin kararın kesinleşmesini izleyen 10 gün içinde anılan madde hükümleri gereğini yerine getirmiş ise, davasına görevli mahkemede bakılacak, aksi halde yeniden harç ödemek gibi bir yükümlülükle karşı karşıya kalacaktır. Yeniden harç yükümlülüğü, yasa koyucunun yukarıda değinilen ikinci ereğinin bir mali yaptırımı niteliğindedir.