Tapu İptal Davası Nasıl Açılır

Tapu, bir gayrimenkul yani taşınmaz bir mal üzerinde arazinin belirli bir parçasının veya arazi üzerindeki inşa edilmiş bağımsız bölümün malikini açıklamakta olan ve gösteren, Tapu Sicil Müdürlüğünce verilmiş olan ve aksi kanıtlanmadığı sürece geçerli olan resmi belgeler olarak ifade edilmektedir. Ve uygulamalarda tapu senedi olarak da adlandırılmaktadır. Taşınmaz mallar üzerindeki mülkiyet hakkına dayanılarak malik olan kişi, bahsi geçen bu mal üzerinde kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma haklarına ve yetkilerine sahip olmaktadır. Taşınmaz olan mülkiyetlerin konusunu genel olarak arazi veya tapı kütüğünde ayrı bir sayfaya kaydedilmiş olan bağımsız ve sürekli haklar ile kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı olan bağımsız bölümler oluşturmaktadır.

Tapu nedir denildiği zaman, bir mülkün kime ait olduğunu gösteren resmi belge ve tapu senedi olarak ifade edilebilmektedir. Bu durumda tapu kütüğünün de bilinmesi gerekmektedir. Tapu kütüğü ise tapuya ve tapu senedine esas teşkil eden gayrimenkul üzerinde bulunan hakların hallerini göstermekte olan resmi sicillere tapu kütüğü veya bir başka ifade ile tapu sicili denmektedir.

Tapu İptal Davası Açmak İçin Aranan Şartlar Nelerdir?

  • Ortada haklı bir sebep olmadan yapılan,
  • Yapılan bir tescil veya,
  • Yapılan tescilin tadili veya,
  • Terkini ile bir ayni haklan zedelenmiş olması gerekmektedir.
  • Böyle bir durumda ayni hakkı zedelenmiş olan kişi, tapu sicilinin düzeltilmesini isterek dava açabilmektedir.

Tapu İptal Davası Nerede Görülmektedir?

Tapu iptal davalarında görevli ve yetkili olan mahkeme 6100 sayılı Muhakemeleri Kanunun 12’nci maddesinde belirtildiği üzere taşınmazın bulunduğu yerdeki Asliye Hukuk Mahkemesi olmaktadır. Açılacak olan bu dava haksız bir tescil, terkin veya tadil yapılan kişiye yöneltilerek açılmaktadır. Ayrıca tapu iptali ile birlikte tescil talebi de söz konusu oluyor ise bu durumda taşınmazın bulunduğu yere göre belediye başkanlığına, köy muhtarlığına veya yine duruma göre hazineye yöneltilmesi gerekebilmektedir. Açılacak olan bu dava sürecinde tapu kayıtları ve iptale ilişkin olarak sebepler araştırılmaktadır. Bu konuda gereksinim duyulması halinde kaşif, bilirkişi ve tanık delillerine de başvurulabilmektedir.

Tapu İptal Davasında Husumet Kime Yöneltilir?

  • Tapu davasında husumet, tapuda adına tescil yapılmış olan kişiye yöneltilmektedir.
  • Ancak tapu iptali ile birlikte tescil de istenmişse bu durumda taşınmazı bulunduğu yere göre, hazineye, belediye başkanlığına veya köy muhtarlığına husumetin yönlendirilmesi de mümkün olabilmektedir.

Tapu İptal Davası Nasıl Açılır ve Görülür?

  • Bu davalarda tapu kayıtları getirtilir ve kayıt sebepleri araştırılacaktır.
  • Ayrıca davalarda tarafların şahitleri dinlenir.
  • Keşif yapılarak, bilirkişi mütalaası alınır. Neticede hasıl olan kanaate göre karar verilmektedir.

Hesap Hataları Nedeni İle Tapu İptal Davası Açılması

  • Hesap hataları nedeni ile açılacak olan tapu iptal davası, davanın konusu olan değer ve miktarlara bakılmadan malvarlığı haklarına ilişkin olarak davalarda, şahsın varlığına ilişkin olarak davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme yapmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesi olmaktadır.
  • Yapılan kadastro sırasında veya sonrasında yapılmış olan işlemler ile geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, termisat ve hesaplamalardan doğan hatalar ilginin müracaatı veya kadastro müdürlüğünce resen düzeltilmektedir. Yapılan düzeltme taşınmaz sahipleri ile diğer hak sahiplerine tebliğ edilmektedir. Yapılan tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içerisinde düzeltmenin kaldırılması için Sulh Hukuk Mahkemesine dava açılabilmektedir. Bu davanın açılmadığı durumda yapılan düzeltme kesinleşecektir. Yapılan kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemler ile kesinleşmiş olan taşınmazlarda değişiklik işlemleri sırasında ortaya çıkan farklılıklar kadastronun dayanmış olduğu teknik kurallarda belirtilen hata sınırları içinde kalanların resen düzeltilmesi konusunda kadastro müdürlükleri yetkili olmaktadır.

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Nedeni İle Tapu İptal Davası Açılması

Taraflar arasında düzenlenen ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bakım borçlusu olan tarafın bakım alacaklısı olan tarafı ölünceye kadar bakmayı ve gözetmeyi, bakım alacaklısının da bir malvarlığını veya bazı malvarlığı değerlerini ona devretme borcunu üstlenmiş olduğu sözleşmelerdir. Bakım borçlusu olan taraf, bakım alacaklısı olan tarafından mirasçı olarak atanması durumunda, ölünceye bakma sözleşmesine miras sözleşmelerine ait hükümler uygulanacaktır. Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bakım borçlusunun mirasçı olarak atanmaması durumunda bile, miras sözleşmesi şeklinde yapılması gerekmektedir. Bu şekilde olmayan sözleşmeler geçerli sayılmamaktadır. Yapılan bu sözleşme devletçe tanınmış olan bir bakım kurumu tarafından yetkili makamların belirlemiş olduğu koşullara uyarak yapılması durumunda, geçerli olabilmesi için yazılı bir şekilde yeterli olacaktır. Bakım borçlusu olan tarafın bir taşınmazını devretmiş olduğu bakım alacaklısı, haklarını güvence altına almak için, bu taşınmaz üzerinde satıcı gibi yasal ipotek hakkına sahip olmaktadır. Bakım alacaklısı, sözleşmenin kurulmasıyla bakım borçlusunun aile topluluğuna katılmış olmaktadır. Bakım borçlusu almış olduğu malların değerine ve bakım alacaklısının daha önce sahip olduğu sosyal duruma göre hakkaniyetin gerektirdiği edimleri bakım alacaklısına ifa etmekle yükümlü olmaktadır. Yapılan sözleşme ile bakım borçlusu olan tarafın, bakım alacaklısı olan tarafa özellikle uygun gıda ve konut sağlamak ile hastalık durumunda gerekli özeni göstererek bakmak ve onu tedavi ettirmek zorundadır.

Yapılan bu düzenlemeler hazırlanan sözleşmesinin içeriğinden sayılmaktadır. Bakım alacaklısı olan tarafın düzenlenen ölünceye kadar bakma sözleşmesi nedeni ile kanuna göre nafaka yükümlüsü olmaktadır. Bu sebeple nafaka yükümlüsü olduğu kişilere karşı yükümlülüğünü yerine getirme olanağını kaybetmesi durumunda bundan yoksun kalan kişilerin sözleşmenin iptalini isteme hakları bulunmaktadır. Bu davalarda hakim sözleşmenin iptali yerine, bakım borçlusunun ifa etmesi gereken edimlerden mahsup edilmesi üzerine, bakım alacaklısının nafaka yükümlüsü olduğu kişilere nafaka ödenmesine karar verebilmektedir. Mirasçıların tenkis ve alacaklarının iptal davası açma hakları saklı olmaktadır. Tarafların edimleri arasında önemli ölçüde oransızlık olması durumunda edimleri fazla olan taraf kendisine bağışta bulunulma amacı güdüldüğünü ispat edemez ise diğer taraf altı ay önce bildirimde bulunması şartı ile sözleşmeyi feshedebilmektedir. Bu oransızlığın tespit edilmesinde ilgili sosyal güvenlik kurumları ile bakım borçlusuna verilmiş olan değere denk düşen anapara değeri ile bağlanacak olan irat arasında bulunan fark esas alınmaktadır.

Sözleşmenin sona erdirilmesi zamanına kadar geçen sürede ifa edilmiş olan edimler anapara ve faizi ile birlikte değerlendirilmekte ve denkleştirme sonucunda alacaklı çıkan tarafa geri verilir. Taraflardan birisinin sözleşmeden doğan borçlara aykırı bir şekilde davranması nedeni ile sözleşmenin devamının çekilmek bir durum alması veya başkaca önemli sebepler sözleşmenin devamını olanaksız duruma getirir veya aşırı ölçüde güçleştirir ise taraflardan birisi sözleşmeyi önel vermeden feshedebilmektedir. Yapılan sözleşmenin bu sebeplerden birisine dayanılarak feshedilmesi durumunda kusurlu olan taraf, aldığı şeyi geri verir ve kusursuz tarafa bu yüzden uğradığı zarara karşılık uygun olan bir tazminatı ödemekle yükümlü olmaktadır.

Davlarda hakim önel vermeden sözleşmenin feshedilmesinin yerinde bir karar olduğunu belirleyeceği gibi taraflardan birisinin istemi ile veya kendiliğinden aile topluluğu içinde yaşamalarına son vererek bakım alacaklısına ömür boyu gelir bağlayabilmektedir.  Bakım borçlusunun ölmesi durumunda bakım alacaklısı bir yıl içinde sözleşmenin feshini isteyebilmektedir. Böyle bir durumda bakım alacaklısı, bakım borçlusunun iflas etmesi halinde iflas masasından isteyebileceği miktara eşit bir paranın kendisine ödenmesini bakım borçlusunun mirasçılarından isteyebilmektedir. Bakım alacaklısı bu hakkını başkasına devredemez. Bakım borçlusunun iflas etmesi durumunda bakım alacaklısı borçlunun ödemekle yükümlü olduğu dönemsel gelirin elde edilebilmesi için ilgili sosyal güvenlik kurumlarında ödenmesini gereken anapara değerine eşit bir parayı iflas masasına alacak kaydettirme hakkını elde etmektedir.

Muvazaa Nedeni İle Tapu İptali Davası

Taraflar arasında gerçekleştirilecek olan bir sözleşmenin hukuki açıdan hüküm doğurabilmesi tarafların gerçek ve ortak iradelerini esas alması ile alakalıdır. Taşınmaz olan malların satışının geçerli olabilmesi için yapılacak sözleşmenin resmi şekilde düzenlenmesi gerekmektedir. Bu açıdan yasal mirasçıların payları ile alakalı olarak yapılan tasarruflara ait kurallar miras bırakan kişinin farklı bir amaç taşıdığı anlaşılmadığı sürece paylaştırma kuralları esas olarak uygulanacaktır. Miras bırakan kişinin tasarrufunda olan saklı pay kuralını ise bertaraf etmek amacı ile yapmış olduğu kazandırmalar miras açısından eksilmeye tabi olmaktadır.

Tapu İptal Davası Açma Süresi ve Zamanaşımı Tapu İptal Davası

Açılacak olan tapu iptal veya tescil davaları için herhangi bir zamanaşımı süresi uygulanmamaktadır. Bu sebeple hak kaybına uğramış olan tarafın süreye bağlı olmadan dava açabilme hakkı söz konusu olmaktadır. Bu durum dava açısından oldukça önemli bir konudur. Tapu iptal davası açmak için herhangi bir süre öngörülmüş olmayıp, muvazaa sebebi ile açılan davalarda zamanaşımı süresi ve hak düşürücü süre söz konusu olmayacak ve muvazaanın öğrenilmiş olması ile süre kısıtlaması olmadan dava açılabilmektedir.

Tapu İptal Davaları Nelerdir

Aile Konutu Nedeni İle Tapu İptal Davası

Eşlerden birisinin diğer eşin açık bir rızası olmadığı sürece aile konutu ile ilgili olarak kira sözleşmesini feshetmesi, aile konutunu devretmesi veya ile konutu üzerinde olan hakları sınırlaması mümkün değildir. Bu konuda diğer eşin rızasını almadan ve haklı bir sebep olmadan işlem yapan eşe karşılık kendisine rıza vermeyen eş, hakim tarafından müdahale edilmesini talep edebilmektedir. Aile konutu olarak ifade edilen malın sahibi olmayan eş, tapu kütüğüne konutlar ile alakalı olarak şerhin verilmesini tapu müdürlüğünden isteyebilmektedir.

Aile konusu şerhi esasen kurucu değil, açıklayıcı bir şerh olmaktadır. Bu sebeple eşin rızası dışında yapılmakta olan işlemlerde üçüncü kişinin kazanımlarının korunup korunmayacağı onun iyi niyetli olup olmadığı ile alakalı bir durum olarak belirlenecektir. Bunun yanında kanunun iyi niyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda asıl olanın iyi niyetin varlığı olduğu bilinmelidir. Ancak durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kişi iyi niyet iddiasında bulunamaz.

Muris Muvazaası Nedeni İle Tapu İptal Davası

Yapılan bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesi ve yorumlanması durumunda, sözleşmeyi oluşturan tarafların yanlışlık ile veya gerçek amaçlarını gizlemek amacı ile kullandıkları sözcüklere bakılmadan gerçek ve ortak iradeleri esas alınmaktadır. Borçlu olan tarafında yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı kazanmış olan üçüncü kişiye karşı olarak bu işlemin muvazaalı olduğunu savunması mümkün değildir. Taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için yapılan sözleşmenin resmi bir şekilde düzenlenmesi gerekmektedir. Yapılan taşınmaz satış vaadi geri alım ve alım sözleşmeleri de resmi bir şekilde düzenlenmediği sürece geçerli olmamaktadır. Saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar, miras bırakan kişinin tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarrufun tenkisini dava edebilmektedir.

Yasal mirasçıların paylarına ilişkin olarak tasarrufta yer alan kurallar miras bırakanın arzusunun başka türlü olduğunu tasarruftan anlaşılmadığı sürece sadece paylaştırma kuralları sayılmaktadır. Miras bırakan kişinin saklı pay kurallarını etkisiz olması amacı ile yaptığı açık olan kazandırmalar tenkise tabi olmaktadır.

Vekalet Görevinin Kötüye Kullanılması Nedeni İle Tapu İptal Davası Açılması

Vekalet görevini kötüye kullanma konusunda vekil, vekalet verenin açık talimatına uymak ile yükümlü olmaktadır. Ancak vekalet verenden izin alma olanağı bulunmadığında durumu bilmesi halinde ona izin vereceği açık olan hallerde vekil talimattan ayrılabilir. Bunun dışındaki durumlarda vekil talimattan ayrılırsa bundan doğan zararı karşılamadığı sürece işi görülmüş olsa bile vekalet borcunu ifa etmiş olmamaktadır.

Vekilin özen borcundan doğmuş olan sorumluluğun belirlenmesinde benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınabilir. Vekil, vekalet verenin istemi üzerine yürütmüş olduğu işin hesabını vermek ve vekalete ilişkili olarak aldıklarını vekalet verene vermek ile yükümlü olmaktadır.

Tapu İptal Davası Nasıl Açılır

Tapu İptal Davası Nasıl Açılır