Sigortalılık Başlangıcının Tespiti Davası

Günümüzün modern hukuk sistemi çerçevesinde uygulanan 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ile sadece işverenlerin değil aynı zamanda da işçilerinde haklarının korunabilmesi hedefleniyor. Özellikle de sigortalıların gelecek dönemde karşı karşıya kalabilecekleri hak kayıplarının ve bu doğrultudaki mağduriyetlerinin engellenebilmesi amacı ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu kapsamında uygulamalarda gerçekleştirilmektedir. Bu kapsamda da günümüzde emeklilik başvuruları ile ilgili olarak yaygın olarak karşı karşıya kalınabilen sigortalılık başlangıç tarihinin hatalı olması sorunlarına yönelik olarak da işçilere özel haklar sunulmaktadır.

Misal olarak sigortalılık başlangıcı 30.11.1988 olan bir çalışanın tüm şartları (emeklilik yaşı ve hizmet süresi) yerine getirmesinin ardından emeklilik için Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) emeklilik başvurusu gerçekleştirebilir. Ancak Sosyal Güvenlik Kurumu sistemlerinde bu sigortalılık başlangıç tarihi görünmüyor ve daha ileri bir tarih sigortalılık başlanıcı olarak görülüyor ise SGK bünyesinde emeklilik mümkün olamayacağından kişilerin ciddi bir mağduriyet ile karşı karşıya kalabiliyor. Bu tip durumlarda 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu çerçevesinde sigortalılık başlangıcının tespiti davası kişi tarafından rahatlıkla açılabiliyor.

Türkiye’de Sosyal Güvenlik Kurumu çatısı altında hizmet akdine dayalı olarak bir ya da birden fazla işveren tarafından çalıştırılan kişiler Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) yani 4A sigortalısı olarak kabul görmektedir. Sigortalı olarak çalışmakta olan kişiler, işe girişleri ile birlikte otomatik olarak sigortalı olurlar. Sigortalı çalışanlar ile bu kişilerin işverenleri hakkında sigorta hak ve yükümlülükleri, sigortalının işe başlamış olduğu tarih itibari ile başlamaktadır. Bu çerçevede de sigortalı olma hak ve yükümlülüğünden kaçınılamayacağı gibi vazgeçebilme hakkı da bulunmamaktadır.

Yönetmelik çerçevesinde belirlenmiş olan sigorta primleri bordrosu işveren tarafından verilmemiş olan ve çalışmakta oldukları kurum bünyesinde tespiti gerçekleştirilemeyen sigortalılar, çalışmakta olduklarını hizmetlerinin geçmiş olduğu yılın sonundan başlayarak, 5 yıllık süreç içerisinde yetkili mahkemeye başvuru gerçekleştirerek, alabileceği ilam sayesinde ispatlama şansına sahip olabilirlerse, bu kişilerin mahkeme kararında belirtilmiş olan aylık net kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları göz önünde bulundurulmaktadır. İşe giriş bildirgesi belirlenen süreçte verilmiş fakat bordrosu ve primi Sosyal Güvenlik Kurumu’na ulaşmamış olması halinde 5 yıllık hak düşürücü zaman dilimi dolayısı ile hakkın zamanaşımına uğraması gibi bir durum ise kesinlikle söz konusu olmaz.

Bu kapsamda eğer örnekte de belirtildiği gibi kişinin işe giriş bildirgesinin ilgili süre içerisinde teslimi Sosyal Güvenlik Kurumu’na yapılmış ve işe giriş bildirgesinin dosya dahilinde bulunduğu fakat dönem bordrosunun verilmemiş ya da verilmiş olan dönem bordrosu içerisindeki bir eksiklik ya da hata dolayısı ile prim gün sayısının tespit edilemediği, bu sebep ile de sigortalılık başlangıç tarihinin dönem bordrosu üzerinden belirlenmektedir.

Bu durum ile karşı karşıya kalan kişiler hizmet ve sigortalılık başlangıcının tespiti davası açabilme hakkına sahip olabilmektedir.  Bu davalarda genel olarak işveren tarafından verilen işe giriş bildirgesinde belirtilmiş olan işe giriş tarihi içerisinde sigortalının en az 1 gün süre ile çalışmış olduğu kabul ediliyor.

Yargıtay Kararı – Sigortalılık Başlangıcının Tespiti Davası

T.C. YARGITAY 21.Hukuk Dairesi Esas:  2014/18194 Karar: 2014/20625 Karar Tarihi: 21.10.2014

SİGORTALILIK BAŞLANGICININ TESPİTİ DAVASI – DAVACININ TAHSİS TALEBİNDE BULUNDUĞU TARİH İTİBARİYLE YURTDIŞINDA ÇALIŞMASI YA DA YURTDIŞI SOSYAL GÜVENLİK KURUMUYLA İLİŞKİSİNİN BULUNMADIĞI – HÜKMÜN BOZULMASI

3201 sayılı Kanun’un 6/A-(a) bendine göre bu Kanuna göre değerlendirilen sürelere istinaden aylık tahsisi yapılabilmesi için yurda net dönülmüş olması şarttır. Kanun’un 6/B fıkrasının 1. cümlesine göre bu Kanun hükümlerinden faydalanmak suretiyle aylık bağlananlardan yeniden yurt dışında yabancı ülke mevzuatına tabi çalışanlar, ikamete dayalı bir sosyal sigorta veya sosyal yardım ödeneği alanların aylıkları, yeniden çalışmaya başladıkları ya da ikamete dayalı bir ödenek almaya başladıkları tarihten itibaren kesilir. Türkiye’de sigortalı olarak çalışmaya başlayanlar ile ilgili 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışılmasına dair hükümleri uygulanır.

Kesin dönüş kavramının tanımı Yönetmelik’in “Tanımlar” başlıklı 4.maddesinin (d) bendinde yapılmıştır. Buna göre net dönüş; aylık tahsis isteğinde bulunanların yurtdışındaki çalışmalarının sona ermesini, ikamete dayalı bir sosyal sigorta veya sosyal yardım ödeneği almamaları durumunu ifade eder.

Bu tanımda geçen sosyal sigorta ödeneği deyiminden; çalışma yaşamı süresince karşılaşılan hastalık, iş kazası, meslek hastalığı ya da işsizlik gibi riskler sebebiyle iş göremezlik ya da işsizlik gibi adlar altında yapılan ikamete dayalı ödenekler, sosyal yardım ödeneği deyiminden ise bulunulan ülke mevzuatı kapsamında, geçimlerini sağlayacak hiçbir gelirleri olmayan ya da mevcut gelirleriyle geçimlerini sağlamakta güçlük çeken kişilerin asgari geçim düzeyi ile sınırlı olmak suretiyle geçimlerinin sağlanması amacıyla kamu kurum ve kuruluşları tarafından muhtaçlık durumuna ve süresine göre ödenen, ikamet şartına bağlı nakdi yardımlar anlaşılmalıdır.

Yurda net dönüş koşulu borçlanma yoluyla aylık isteğinde bulunanların bütünü için geçerli olup evli olsun veya olmasın yurt dışında ev kadını olarak bulunan Türk vatandaşlarının da aylık tahsisi için yurda net dönüş yapmaları gerekir. Bu hususta kanun koyucu tarafından ev kadınları faydasına herhangi bir ayırıma gidilmemiştir. Yurt dışında işçi sıfatıyla çalışma hayatıy ile ilgili bütün bağlarını ve ilişkisini bitirmeden geçici sürelerle yurda giriş yapmak ve yabancı ülke sosyal güvenlik kuruluşlarından yardım almak net dönüş yapıldığı anlamına gelmez. Sigortalının yaşlılık aylığı talep tarihinde yurt dışında bulunması aylık talep etmesine engel olmadığı gibi yurt dışında bulunmak tek başına yurda net dönüş yapılmadığı anlamına gelmez.

Yurt dışında yaşlılık ya da maluliyet aylığı bağlanması, çalışma ve sigortalı ilişkisinin sona erdiğini gösterdiğinden net dönüşe karinedir, işçinin, çalıştığı ülkeden işsizlik yardımı, hastalık, geçici işgöremezlik ve aynısı çalışmaya ya da sigortalılığa dayalı yardımlar alması durumunda sigortalının net dönüş yapmadığı kabul edilmelidir.

İkamet şartına bağlı olmayan sosyal sigorta veya sosyal yardım ödeneği net dönüşe engel değildir. Yukarıda net dönüş koşulunun aylık bağlanırken Kurumca, yargılamada ise mahkemece re’sen araştırılması gerekir. Yaşlılık aylığına hak kazanma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği, tarafların beyanlarına bağlı kalınmaksızın, resmi kayıtlar doğrultusunda, resen araştırılarak, irdelenip saptanmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir.