Sigorta Hukuku Davaları

Hukuk dalları arasında sıklıkla başvurulan yerlerden biri de sigorta hukuku alanına giren davalar olmaktadır. Sigortacıların prim karşılığı olarak para ile ölçülebilecek olan menfaatlerinin zarara uğramasına sebep olan tehlikelerle ilgili olarak rizikonun ön plana çıkmasıyla bu giderleri tazmin etmesi söz konusu olabiliyor. Buna ek olarak hayat sürelerinden dolayı ya da bu süreçte gerçekleşebilecek farklı olaylar sebebiyle de para ödemek ya da başka edimlerde bulunmak sözleşmelerden ve sözleşmelerin getirdiği ilkelerden dolayı yeni bir hukuk alanının doğmasına sebep olmuştur. Sigorta hukuku olarak bilinen bu alanla ilgili kurallar ticaret hukuku kapsamında değerlendirilen özel bir hukuk alanıdır.

Sigorta hukuku davalarına geçmeden öne sigortanın tanımını yapmak gerekir. Sigorta aynı rizikoya ya da benzer rizikolara bağlı şekilde prim ödeme yoluyla rizikonun gerçekleşmesini sağlayacak olan ihtiyaçların ekonomik açıdan bağımsız taleplerle elde edilmesi anlamına gelmektedir.

Sigorta hukuku da kişilerin para karşılığı olarak yaptıkları prim ödemelerinin herhangi bir gerekçeyle yapılamaması ya da geri dönülmeyecek şekilde ifa edilmemesi hallerinde olaya hakim olmaktadır. Herhangi bir şekilde kaza yaşanmış olması, hırsızlıklar, yaralanmalar ve yangın ve benzeri durumlar eğer sigortayla korunmakta olan yerler ve kişilerde bir zarara sebep oluyorsa bu zararların karşılanması sigorta şirketleri tarafından yapılmalıdır. Bu sebeple sigorta şirketi seçerken mutlaka özenli davranmak gerekmektedir.

Pek çok sigorta şirketi sıklıkla rastlanabilecek olaylar hakkında detaylı bilgi sahibi olduğu için kendi sağlaması gereken zorunlu sigorta şartlarının yanı sıra ek olarak bulundurulması tavsiye edilen sigortanın yükümlülüklerini yerine getirmesine neden olacak olaylarda pasif kalmak amacıyla kısıtlı imkanlar sunabilmektedir. Özellikle sigorta ödemelerinin yapılması sırasında zorluk çıkaran sigorta şirketleri ile uğraşmak zorunda kalmak pek çok kişiyi yıldırabiliyor. Oysa kişilerin prim ödemelerini düzenli olarak yaptığı sigorta şirketlerinden haklarını da alması gerekmektedir. Sigorta hukuku kuralları sayesinde yaşanılan zararların ve mağduriyetlerin mümkün olduğu kadar en aza indirilmesi sağlanıyor. Sigortacılık işlemlerinin getirmiş olduğu risklerin ve denetlemelerin kontrol altına alındığı bu çalışmalarda sağlıktan hayat sigortalarına, ulaşımdan konut sigortalarına kadar pek çok alandaki sigorta poliçeleri üzerinden hak aramasına girilebilmektedir.

Son yıllarda sigortacılık hizmetlerinin çok daha nitelikli bir şekilde sağlanmasına ek olarak hukuki açıdan sigortayla ilgili anlaşmazlıkların sayısı da artmaya devam ediyor. Rizikonun gerçekleşip gerçekleşmediği hakkında sigortanın üzerine düşen bir görevin bulunup bulunmadığını, sigorta ödemelerine gerekçe olabilecek kusurların olup olmadığını ve tüm bunların sözleşmeye etkilerinin açık bir şekilde ortaya konması gerekmektedir. Bununla birlikte ödemelerin kusurlu olan kişiye rücu edilmesi ile ilgili işlemler de ihtilaflara sebep olan durumlardandır.

Farklı Sigorta Türlerinde Sorumluluk İlkesi

En çok talep edilen sigortalardan kaza sigortaları kaza sonucu meydana gelen zararların karşılanmasını sağlamak amacıyla yaptırılmaktadır. Burada sigortanın zararları karşılaması için kazanın dışarıdan bir etkiyle meydana gelmesi şartı aranmaktadır. Ölümün söz konusu olduğu durumlarda ise bir sene içerisinde sigortadan gelen hakların temini sağlanabiliyor. Sigorta şirketlerinin kazanın olması durumunda yapacağı ödemeyi belirttiği haller meblağ sigortası olarak değerlendirilirken zararların karşılanmasına yönelik haller de zarar sigortası başlığı altında değerlendirilmektedir.

Bir diğer sigorta türü de hastalık sigortasıdır. Hastalıkların ortaya çıkması ve sağlık sektörünü ilgilendiren kurumlarda çeşitli masrafların ortaya çıkmasına sebep olabilecek haller için sigorta şirketleri tarafından ödeme yapılması söz konusu olabiliyor. Sağlık sigortası ayrı bir başlık altında değerlendirildiğinde ise tedavi giderlerinin karşılanmasının sağlandığı zarar sigortaları olarak tanımlanabilir.

Sigorta Hukuku Açısından Araç Değer Kaybı

Trafik kazalarının yaşanmasının ardından araçlarda meydana gelen hasarlar kısa sürede tamir edilip onarılmasına rağmen araçların artık kazalı olması ve parça değişimine uğraması nedeniyle ikinci el satışlarında kazaya uğramamış olsa satılabileceği rakamlardan daha düşük rakamlara satılacaktır. Böyle durumlarda araç sahibinin satış ile yaşayacağı kayıpların karşılanması adına araç değer kaybı adı altında bir tazminat verilmesine karar verilebiliyor. Ara sahibi tarafından aracın tekrar kullanılabilir hale gelmesini sağlamak üzere yapılan bütün masraflar öncelikle kasko tarafından ardından da sigorta şirketinin belirlediği limitler doğrultusunda bu şirket tarafından yapılacaktır.

İş Hukukunda Sigorta Davaları

Sigortalı olarak çalışmakta olan kişilerin sigortalı olmalarından elde etmiş oldukları haklardan yararlanabilmeleri ancak belirli bir süreyle primlerinin ödenmesi ile ilişkili olmaktadır. Yardım yapılması beklenen miktarlar belirlenirken prime esas kazanç miktarlarının da ortaya konması gerekmektedir. Kurum primlerinin ödenip ödenmediği ile ilgili hususlar ise tamamen sigortalıların takip etmesi gereken bir nokta oluyor. Sigorta yardımlarını eksiksiz bir şekilde alabilmek için çalışanların bu takibi yapması gerekmektedir. Bu konu hakkında problemler ortaya çıkmasını önlemek amacıyla sigortalıların kuruma bildirilmesi işverenlere yükümlülüğü haline getirilmiştir.

İşçinin Sigortalığı Hizmet Tespit Davası

Sigortasız çalıştığı gösterilen ya da daha yüksek ücretten çalışmasına rağmen sigortası eksik yatırılan işçiler işverene karşı hizmet tespit davası açarak bu durumun düzeltilmesini talep edebilir. İşçiler sigortasız çalışıyorsa, sosyal sigortalar kurumuna bildirimleri yapılmamışsa hizmet tespit davaları açılabiliyor. Bu davaları açmak isteyen kişilerin 5 yıllık zamanaşımı süresine uyarak davaları açması gerekmektedir.