Mirastan Feragat Sözleşmesinin İptali

Mirastan Feragat Sözleşmesinin İptali ilgili açıklamalara ve yargıtay kararlarına yer verilmiştir.

Mirasbırakan, bir mirasçısı ile karşılıksız veya bir karşılık sağlanarak mirastan feragat sözleşmesi yapabilir. Feragat eden, mirasçılık sıfatını kaybeder. Bir karşılık sağlanarak mirastan feragat, sözleşmede aksi öngörülmedikçe feragat edenin altsoyu için de sonuç doğurur. Mirastan feragat sözleşmesi belli bir kişi lehine yapılmış olup bu kişinin herhangi bir sebeple mirasçı olamaması halinde, feragat hükümden düşer. Mirastan feragat sözleşmesi belli bir kişi lehine yapılmamışsa, en yakın ortak kökün altsoyu lehine yapılmış sayılır ve bunların herhangi bir sebeple mirasçı olamaması halinde, feragat yine hükümden düşer.

Mirasın açılması anında tereke, borçları karşılayamıyorsa ve borçlar mirasçılar tarafından da ödenmiyorsa, feragat eden ve mirasçıları, alacaklılara karşı feragat için ölümünden önceki beş yıl içinde mirasbırakandan almış oldukları karşılıktan, mirasın açılması anındaki zenginleşmeleri tutarında sorumludurlar. Mirasbırakan, bir mirasçısı ile karşılıksız veya bir karşılık sağlanarak mirastan feragat sözleşmesi yapabilir. Feragat eden, mirasçılık sıfatını kaybeder. Bir karşılık sağlanarak mirastan feragat, sözleşmede aksi öngörülmedikçe feragat edenin altsoyu için de sonuç doğurur.

TMK.’nun 9 maddesine göre, fiil ehliyetine sahip olan kimse, hak edinebilir ve borç altına girebilir. Aynı kanunun 10. maddesine göre, ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır. 13. madde de, yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkesin bu kanuna göre ayırt etme gücüne sahip olduğu belirtilmiştir. Anılan kanun maddesinde ayırt etme gücünü ortadan kaldıran bazı nedenler örnekleme yoluyla belirtilmiştir. TMK.’nun 15. maddesinde de, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukuki sonuç doğurmaz. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı 11.06.1941 tarih 4/21)

Yargıtay Kararı – Mirastan Feragat Sözleşmesinin İptali

T.C. YARGITAY 8.Hukuk Dairesi Esas: 2008/2053 Karar: 2008/3995 Karar Tarihi: 17.07.2008

MİRASTAN FERAGAT SÖZLEŞMESİNİN İPTALİ DAVASI – MİRASBIRAKANIN SÖZLEŞME TARİHİNDE FİİL EHLİYETİNE SAHİP OLDUĞU – DAVACININ HİLEYE DÜŞÜRÜLDÜĞÜNÜN KANITLANAMADIĞI – ÖNGÖRÜLEN BEDELİN MİRASBIRAKANCA ÖDENMİŞ OLDUĞU – KANITLANAMAYAN DAVANIN REDDİ GEREĞİ

ÖZET: Miras bırakanın dosya arasındaki Adli Tıp Kurumu’nca verilen rapor ve belgelere göre sözleşmenin yapıldığı tarihte fiil ehliyetine sahip olduğu belirlenmiş, bu husus ayrıca iptali istenilen sözleşme içeriğinden de anlaşılmıştır. Diğer yönden davacı hileye düşürülerek sözleşmenin düzenlendiği de kanıtlanmamıştır. Öngörülen 500.000 YTL bedelin miras bırakan tarafından davacıya ödendiği noterce düzenlenen sözleşmede belirtilmiş olup, belgenin aksi aynı güçte başka bir belge ile kanıtlanamadığı gibi, takdiri delillerle de bu yön doğrulanmamıştır. Bu durumda davanın reddi gerekir.

T.C. YARGITAY 8.Hukuk Dairesi Esas: 2008/5531 Karar: 2009/1129 Karar Tarihi: 17.03.2009

MİRASTAN FERAGAT SÖZLEŞMESİNİN İPTALİ DAVASI – DAVACI HAKKINDA ADLİ TIP KURUMU TARAFINDAN DÜZENLENEN RAPORUN İÇERİĞİ – ADLİ TIP KURUMU RAPORUNUN BİLİMSEL GEREKÇELERE DAYALI OLMASI – DAVACININ FİİLİ EHLİYETİNİN BULUNMAMASI

ÖZET: Davacı hakkında önceden düzenlenen raporlar, yapılan muayeneler ve testler ile dosyanın bütünü göz önünde bulundurularak Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen raporda <…kendi bakımını üstlenemiyor, ana renkleri biliyor, ara renkleri bilmiyor, rayiçlerden bihaber, aktüaliteden kısmen haberdar, soyut düşünce gelişiminde eksiklik var…niçin buraya geldiğinin ayırdın da olmadığı, vaktini evde geçirip TV seyrettiğini ifade ettiği…fiili ehliyetini müessir ve kişide şuur ve hareket serbestisi ile olayları kavrayıp onlardan sağlıklı sonuçlara varabilme yeteneğini azaltacak mahiyet ve derecede olan (hafif derecede mental retardasyon) denilen akıl zayıflığının saptandığı…> kişinin musab olduğu, bu akıl zayıflığı neticesinde halen menfaatlerini müdrik ve telkinlere mukavim olamayabileceği, kendi hür iradesi istikametinde serbest olarak eylem ve işlemlere girişemeyebileceği tıbbi kanaatine varıldığı, bu duruma göre davacının akit tarihinde fiil ehliyetini haiz olmadığı oybirliği ile mütalaa olunur denilmiştir. Maddi olgu ve bilimsel gerekçelere dayalı açıklamalar karşısında davacının fiili ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle mirastan feragat sözleşmesinin iptaline karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

T.C. YARGITAY 8.Hukuk Dairesi Esas: 2013/10751 Karar: 2013/11676 Karar Tarihi: 12.09.2013

TAPU İPTALİ VE TESCİL DAVASI – MİRASTAN FERAGAT – NOTER SÖZLEŞMELERİNİN DÜZENLENMESİNİN AMACININ MİRAS BIRAKANLARIN SAHİP OLDUĞU MAL VARLIĞININ TAKSİMİNE YÖNELİK OLDUĞU – DAVADA DAYANILAN HUKUKİ SEBEBİN MİRAS TAKSİMİNE İLİŞKİN OLDUĞUNUN GÖZETİLMESİ GEREĞİ

ÖZET: Davaya konu noter sözleşmelerinin düzenlenmesinin amacı miras bırakanların sahip olduğu mal varlığının taksimine yönelik olup, bu halde davada dayanılan hukuki sebep mirastan feragat olmayıp, miras taksimine ilişkin olduğunun gözetilmesi gerekir.

Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda davacılar vekilinin talebi mirastan feragat sözleşmesine dayanan tapu iptali ve tescil davası niteliğinde olduğundan davanın reddine karar verilmiş ise de, mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır. Mirastan feragat sözleşmesi miras bırakanla gelecekteki muhtemel mirasçısı arasında düzenlenen, ileride doğacak miras hakkına dair beklentiden karşılık alınarak veya bir karşılık alınmadan kısmen veya tamamen vazgeçmeye dair iki taraflı bir sözleşmedir. Mirastan feragat sözleşmesinin konusunu murisin halen hayatta bulunması sebebiyle miras geçmediğinden miras hakkı değil buna dair beklenti oluşturmaktadır. T.M.K.nun 528. maddesine göre, miras bırakan bir mirasçıyla karşılıksız veya karşılık sağlanarak böyle bir sözleşmeyi yapabilir. Bu açıklamalar ışığında dosyada bulunan ve aynı gün birbirini takip eden yevmiye numaralarıyla düzenlenen sözleşmeler birlikte incelendiğinde, ortak murislerin amacının davacı veya davalıları bir takım miras hakkına dair beklentiden mahrum etmek yönünde olmadığı, aynı şekilde davacılar veya davalıların da kısmen ya da tamamen de olsa miras hakkına dair beklentiden feragat etmedikleri saptanmıştır. 6100 Sayılı H.M.K.nun 33. maddesi (Mülga 1086 Sayılı H.U.M.K.nun 76. maddesi) uyarınca olayları bildirmek taraflara, hukuki nitelendirmeyi yapmak ve uygulanması gerekli kanun hükmünü de saptayıp, çekişmeyi gidermek hakime aittir.

Dava dilekçesinin içeriği ve her iki sözleşmenin kapsamına göre; davaya konu noter sözleşmelerinin düzenlenmesinin amacı miras bırakanların sahip olduğu mal varlığının taksimine yönelik olup, bu halde davada dayanılan hukuki sebep mirastan feragat olmayıp, miras taksimine ilişkindir. T.M.K.nun 676. maddesine göre, miras taksim sözleşmesi terekenin tamamı veya bir kısmı üzerinde de yapılabilir. Yine T.M.K.nun 677 ve 678. maddesine göre de, miras bırakanın katılımı ile bir mirasçının henüz açılmamış bir miras hakkında diğer mirasçılarla yapacağı sözleşmeler geçerlidir. Hal böyle iken mahkemece T.M.K.nun 676 vd. maddeleri göz önünde tutulup toplanan deliller ışığında bir değerlendirme yapılarak uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması gerekirken hukuki yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, Yerel Mahkeme hükmünün 6100 Sayılı H.M.K.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla halen yürürlükte bulunan 1086 Sayılı H.U.M.K.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,