Miras Davaları Nasıl Açılır

Yasalarımızda miras için, bir kimsenin ölümü anında yakınlarına intikal edecek bütün malları, hakları, borçlar ve hukuki durumları ifade ettiği belirtilmektedir. Bir miras davasının açılması konusundan bahsetmek için ilk şart miras bırakan kişinin vefat etmesidir.

Miras davaları miras bırakan kişinin vefatından sonra şekiller nedenler ve şekiller ile açılabilmektedir. Miras bırakan kişinin vefatından sonra ilk olarak bakılması gereken murisin bir vasiyetnamesinin olup olmadığıdır.

Bir vasiyetnamenin var olması durumunda mirasın dağıtımı bu vasiyete uygun şekilde yapılacaktır. Ancak vasiyetin olmadığı durumlarda miras paylaşımı çok karışık durumlara ulaşabilmektedir. Bu karışık durumlarda her bir mirasçının ne kadar pay alacağının hesaplanabilmesi için ayrı ayrı davalar açılması gerekebilmektedir. Bu davalarda yapılacak olan araştırmalar neticesinde söz konusu olan mal varlığı tespit davası açılabilmektedir.

 Mirasçılıktan Çıkarma Davası Nasıl Açılır

Örnek kararda, mirasçılıktan çıkarma işlemi göz önünde bulundurularak mirasçılar ile paylarının belirlenerek mirasçılık belgesi verilmesi talep edilmektedir. Vasiyetnamenin tenfizi talebi, bu neticenin istihsaline ilişkindir. Bu tür davalarda, mirasta ıskat işlemine karşı süresi içerisinde iptal davası açılmamış olması veyahut açılacak dava sonrasında ıskat işleminin kesinleşmiş olması halinde, mirasçılar ve payları buna göre belirlenecektir.

TMK.nın 598. maddesinden kaynaklanan davalar neticesinde verilen hüküm ve kararların inceleme görevi 3. Hukuk Dairesine aittir. Vasiyetnamede, tenfizi gerektiren her hangi bir muayyen mal vasiyeti söz konusu olmadığına göre, TMK. mn 600. maddesine istinaden açılan vasiyetnamenin tenfizine ilişkin bir dava ve talebin varlığı söz konusu değildir

Mirasçılığın Tespiti Davası Nasıl Açılır

Miras davasına Örnek Kararda, İlk derece mahkemesince; fethi kabir yapılmış, Adli Tıp Kurumundan davacının babasının %99.99 oranında bir kesinlik ile muris M. T. olduğu tespit edilmiştir. Adli Tıp uygulamalarında %99.99 kesin ispat anlamına gelmektedir. Bu nedenle raporun yeterli olmadığına yönelik istinaf isteminin reddi gerekmiştir.

Her ne kadar davanın babalık davası olduğu öne sürülmüş ise de dava, mirasçılığın tespitine yönelik verasetin iptali davasıdır. Davada davacı ile muris arasında babalık ilişkisi ve buna bağlı olarak nüfusta soy bağı kurulması talep edilmemiş olup, mirasçılığın tespiti talep edildiğine göre bu davada hak düşürücü süreden bahsedilemez.

Öte yandan davalılar, öncelikle iptale konu ve davacıyı mirasçı olarak göstermeyen Orhangazi Sulh Hukuk Mahkemesinin 2005/67 Esas, 2005/52 Karar sayılı ilamın almışlar, tapuda intikal yaptırmışlar, ardından açılan tapu iptali tescil davasında bu ilamı mahkemeye sunarak yanlış ilamı kullanmışlardır. Ayrıca; açılan bu davada da davanın reddini savunmuşlardır. Dosyaya sunulan fotoğraflar ve delillerden davalıların, davacının kız kardeşleri olduğunu bilebilecek durumda oldukları anlaşılmaktadır. Bu durumda yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaları gerekir.

Miras Hukukunda Yasal Mirasçılar Kimlerdir

Miras bırakan kişinin birinci derece, ikinci derece ve üçüncü derece yasal mirasçıları bulunmaktadır.

Birinci Zümre Mirasçılar : Miras bırakan kişinin alt soyudur. Yani miras bırakan kişinin çocukları birinci zümre olarak miras davası açabilmektedir. Ancak mirasçı olan çocuğun ölmüş olması durumunda, çocuğun çocuğu yani miras bırakanın torunu birinci zümre mirasçı olarak dava açabilmektedir.

İkinci Zümre Mirasçılar : Miras bırakan kişinin ikinci zümre mirasçıları, o kişinin anne ve babası olmaktadır. Ancak miras bırakanın anne ve babasının miras davası açabilmeleri için miras bırakan kişinin çocuğunun olmaması gerekmektedir. Miras bırakanın çocuğunun ve anne ile babasının yaşamaması durumunda miras bırakanın kardeşleri miras hakkına sahip olacaklardır.

Üçüncü Zümre Mirasçılar : Miras bırakanın alt soyu yani çocukları yoksa anne ve babası da yaşamıyor ise, büyük anne ve babası üçüncü zümre mirasçısı olarak miras davası açabilmektedir. Büyük anne ve babası da ölmüş olması durumunda miras bırakanın amcası ve halası miras hakkına sahip olacaktır. Onlarında ölmesi durumunda amcası ve halasının alt soyu miras davası açma hakkına sahip olacaktır.

Miras Davaları Hangi Mahkemede Açılır?

Miras davalarının açılması konusunda yetkili mahkemelere başvurulması önemlidir. Miras davalarındaki yetkili mahkemeler ise miras bırakan kişinin ikamet yerinin bulunduğu yerdeki sulh Hukuk Mahkemeleridir.

Miras davalarının çeşitlerine ve içeriklerine göre farklı mahkemelerde davalar açılabilmektedir. Tapu iptal davaları, Asliye Hukuk Mahkemelerine, Tapu tescil davaları, Asliye Hukuk Mahkemelerine, tereke tespit davaları, Sulh Hukuk Mahkemelerine ve vasiyetname açılması davaları ise Sulh Hukuk Mahkemelerine açılabilmektedir.

Yukarıda da anlaşıldığı üzere miras davalarında belirli bir görevli mahkeme bulunmamaktadır. Birçok farklı hukuk dalını ilgilendiren davalar açılabileceği için hangi hukuk dalını ilgilendirdiği göz önüne alınarak yetkili mahkemeler belirlenmektedir

Miras Davasında Taraflara Tebliğ

Miras davalarının ilk aşamaları taraflara tebliğ gönderilmesidir. Miras konusunda taraf olan herkese tebliğ gönderilmelidir. Miras davalarının uzun ve karışık bir yapısı olması doğası itibari ile ortaya çıkmaktadır. Her tarafa tebliğ gönderilmesi konusunda örnek vermek gerekirse, bir miras için sekiz mirasçının olması durumunda dava için sekiz kişinin de ikamet adreslerinin tespit edilmesi ve tebligat yapılması gerekecektir. Bu durumda sürecin uzamasına ve karışık olmasına neden olmaktadır.

Miras Davaları Ne kadar Sürmektedir?

Miras davalarında miras bırakanın asıl iradesi araştırılmalıdır. Ayrıca yaşanılan yerin gelenek ve görenekleri ile miras konusundaki örf ve adetlerde incelemede dikkate alınmaktadır. Miras bırakan kişinin maddi gücü ve malları edinilmiş durumu da dikkatle incelenmektedir.

Miras davalarının ne kadar süreceği konusunda bir kesin tarih belirtmek mümkün değildir. Tarafların sayısının çok olması ve iş yüküne göre süre değişebilmektedir. Ancak genel olarak bir ortalama süre verilmesi mümkün olabilmektedir. Bu sürede bir ile iki yıl arasında değişebilmektedir.