İş Kazasında Maddi Ve Manevi Tazminat

İş kazası geçiren işçinin ya da işçinin yakınlarının açma hakkına sahip olduğu bir tür maddi ve manevi tazminat davası olan iş kazasında maddi ve manevi tazminat davası, yaşanan iş kazasının niteliğine göre yükümlüklüler ile ilgili olarak ceza davası açma hakkı da teşkil etmektedir. İş kazası tazminat davaları pek çok kademe ve mutlaka ilgilenilmeyi gerektirmekte olan süreçlerden oluşuyor. Bu yüzden de iş kazasında maddi ve manevi tazminat davası açımı için profesyonel avukatlık ve hukuk bürosu desteğinin alınması gerekir. İş kazasında maddi ve manevi tazminat davaları iş kazasına ilişkin rapor alımına, bilirkişi raporlarının hazırlanmasına ve davanın ıslahat ve tahsilat kademesine dek pek çok işlem avukatlar aracılığı ile gerçekleştirilebilmektedir.

İş Kazası Olarak Kabul Edilen Kazalar Nelerdir?

Bir işçinin ya da işçi yakınının karşı karşıya kalacağı kazaların iş kazası sınıfına girebilmesi için belirlenmiş olan bir takım koşullar bulunmaktadır. Bu koşullar;

*İşçinin iş yerinde bulunduğu esnada iş kazasının yaşanması

*İş kazasının işveren tarafından sürdürülmekte olunan bir iş sebebiyle yaşanması

*İşçinin, işveren tarafından görev çerçevesinde başka bir yere gönderilmesi neticesinde asıl işi gerçekleştirildiği zaman diliminde iş kazasının yaşanması

*İşçinin, işveren tarafından sağlanmış olan bir ulaşım aracında işin uygulandığı noktaya götürülüp, getirilmesi esnasındaki hal ve durumların birisinde meydana gelen ve işçiyi anında ya da sonrasında fiziksel ya da ruhsal yönden etkileyen kazalar, iş kazası sınıfı kapsamına alınmaktadır.

İşveren tarafından işçinin koruma tedbirlerini almadığı ya da yasal sorumluluklarını yerine getirmediği ve bu sebep dolayısı ile de işçinin fiziksel veya ruhsal zarar uğradığı hallerde işveren tarafından bu zararın tazmin edilmesi zorunluluğu bulunur. İşveren, iş yeri içerisinde çalışanının iş sağlığını ve güvenliğini oluşturmak ile yasal olarak yükümlüdür. İş Mahkemeleri tarafından işçi tarafından işveren yönünde açılacak maddi ve manevi iş kazası tazminat davası ile vefat yaşanması durumunda destekten yoksun kalma tazminatı işçinin yakınlarına uygulamaktadır.

İş Kazası Tazminatı Davası Hangi Mahkemede Açılır?

İş kazası yaşaması üzerine açılacak iş kazası tazminatı davası, işverenin ikamet ettiği bölgede bulunan mahkemede veya işin gerçekleştirildiği yerdeki yetkili mahkemede, iş kazasının gerçekleştiği yer İş Mahkemesi aracılığı ile açılabilmektedir.

İş Kazası Tazminatı Davasını Kimler Açabilir?

İş kazası tazminatı davalarındaki en önemli koşullardan birisi bu davalarda zarar gören kişinin açılabilme hakkına sahip olmasının haricinde kaza sonucu yaşamını yitiren işçinin desteğinden yoksun kalan kişi ya da kişiler tarafından açılması yönünde bir yasal hak bulunmaktadır.

İş Kazası Tazminatı Açmak İçin Süre Var mı?

İş kazası tazminatı davaları 10 senelik zaman aşımı süresi içerisinde bulunmaktadır. Kanun kapsamında zaman aşımı başlangıç tarihi olarak kaza tarihi baz alınırken, eğer kazanın maluliyet artışı biçiminde artış sonuçları oluşturmakta ise ortada yeni bir maluliyet durumu mevcut olacağından ve bu maluliyet artışı da artışa dair dava açısından zaman aşımı başlangıcı tarihi olarak değerlendirilmektedir.

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Manevi tazminat isteminin temelinde, davalıların haksız eylemi yatmaktadır. Bilindiği üzere, haksız eylemin öğeleri; zarar, fiil ile zarar arasında illiyet bağı, fiilin hukuka aykırı olduğundan ibarettir. Öte yandan, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 47. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56.) maddesinde düzenlenen manevi tazminatta eksikliğin gerekmediği, yalnız takdirde etkili olabileceği, 22.6.1966 tarih ve 1966/7 Esas 1966/7 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıkça vurgulanmıştır. Bu kararın gerekçesinde, taktir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu hususta taktir hakkını kullanırken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir şekilde göstermelidir.

Yine BK 47 (TBK 56). maddesi hükmüne göre; hâkimin özel halleri göz önünde tutarak, manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği tutar adalete makul olması gereklidir. Bu para tutarı, aslında ne tazminat ne de cezadır. Çünkü mamelek hukukuna dair zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi, kuslinku olana yalnız hukukun ihlalinden ötürü yapılan bir kötülük de değildir. Aksine, zarara uğrayanda bir huzur duygusu uyandırmayı, bunun yanı sıra ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden, tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O halde bu tazminatın sınırı, onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olması gereklidir.

Manevi tazminat, beden gücü kaybı nedeniyle bozulan ruh huzurunun, duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabın kısmen ve imkan nisbetinde iadesini amaçladığından hâkim, M.K.nun 4. maddesi gereğince hak ve nesafete göre takdir hakkını kullanarak, manevi tazminat miktarını tespit etmelidir.  Hâkim belirlemeyi yaparken somut olayın özelliğini, zarar görenin ekonomik ve sosyal durumunu, paranın alım gücünü, maluliyet oranını, beden gücü kaybı nedeniyle duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabı gözetmelidir (Hukuk Genel Kurulunun 28.05.2003 gün 2033/21-368-355 ve 23.06.2004 gün 2004/13-291-370 sayılı kararları).

 

İş kazası tazminat davası nedir, iş kazası tazminat nasıl hesaplanır, iş kazası tazminat davaları nasıl nerede açılır konuları hakkında iş kazası tazminat sayfamızda geniş bilgi alabilirsiniz.