İş Hukuku Avukatı – İş Hukuku Davaları –

Arabuluculuk Süreci Nasıl İlerler

İş hukuku kanunda değişen ve zorunluluk haline getirilerek yürürlüğe giren madde gereği iş hukukundan kaynaklı işçi ve işveren arasında kaynaklı kıdem, ihbar ile işe iade talepleri için arabulucuya dava açmadan önce başvuru yapılmak zorundadır.

Arabulucuya yapılan başvuru sonrası işçi ile işveren anlaşmaları durumunda sonuçlandırılmaktadır. Anlaşmama halinde ise işçi iş mahkemesine başvuru yaparak alacakları için dava açabilmektedir. Bu zorunlu dava açma kapsamına iş kazası ve hizmet tespiti maddenin dışında kalmaktadır.

Arabulucuya başvuruyu işçi dilersen kendi merkezlere başvuru yapabilir. Yada İstemesi halinde arabuluculuk sürecini avukat aracılığı ile sürdürülebilir.

İş Davalarında Alacakların İspatı

İşçiler, işverenlere alacakları üzerinde dava açtıkları zaman iş hukuku içerisinde belirlenmiş olan ilkeler ve esaslar doğrultusunda işçinin lehine doğacak sonuçların ortaya çıkması sağlanmaya çalışılır. Bu nedenle iş hukukunu ilgilendiren davalar söz konusu olduğunda iddiaları ispatlamakla yükümlü olan taraf işveren tarafı olmaktadır. Ancak zaman zaman işçinin de ispat yükümlülüğünü ortaya çıkaran bazı durumlar söz konusu olabiliyor.

Örneğin, bir işçi haksız bir gerekçeyle iş sözleşmesinin feshedildiği konusunda dava açtığında bu durumu ispatlamak işverene ait olurken eğer işçi farklı bir gerekçeden dolayı iş sözleşmesinin feshedildiğini düşünüyorsa bu durumu ispatlamak da işçinin yükümlülüğüne kalmaktadır. Buna ek olarak işçinin ispat sırasında tanıklar kullanarak mesai saatleri, işe gelip gelmemesi, tatil süreleri konusunda da deliller ortaya koyabilmesi mümkün olmaktadır. İspatın hangi sınırlarda neleri kapsadığının iyi bir şekilde bilinmesi için bir avukattan yardım alınabilir.

İş Davalarının Süreci – İş Davaları Ne Kadar Sürer

Çalıştığı iş yerinde görevi altında bulunduğu işverenle arasındaki her türlü ilişki konusunda bir sorunun ortaya çıkması halinde işçiler başta alacaklarının tahsili olmak üzere çeşitli konularda iş mahkemelerine başvurarak dava açabilmektedirler. Kıdem ve ihbar tazminatlarının en sık görülen davalar olduğu dikkate alınırsa işçilerin maddi açıdan yaşamış oldukları mağduriyetlerin giderilmesinde bu davaların büyük bir katkısı bulunmaktadır.

İş hukuku İş davalarının konusunun ne olduğuna ve mahkemenin iş yoğunluğuna bağlı olarak iş mahkemesinde görülen davaların sonuçlanma süreleri değişiklik göstermektedir. Ancak bu davalar için ortalama süre 8 ile 12 ay arasında değişmektedir. İşverenler için bu süreler büyük bir sorun teşkil etmese de işçiler açısından yaşanan maddi kayıpların karşılanması adına en kısa sürede tazminat davası açarak sonuçlarını elde etmek oldukça avantajlı olacaktır.

Kıdem Tazminatı Almak için Neler Gerekir?

1475 sayılı Kanun’da belirtilmiş olan maddeler doğrultusunda kıdem tazminatı alacak olan bir işçinin hangi şartları yerine getirmesi gerektiği açıkça ortaya konmuştur. Buna göre işçinin kıdem tazminatı alabilmek için öncelikle aynı işveren tarafından yürütülen firmalar altında bir yıldan daha uzun bir süredir çalışmış olması gerekmektedir.

Buna ek olarak iş sözleşmesinin işçi tarafından haklı nedenle ya da işveren tarafından haksız bir nedenle feshedilmesi halinde de kıdem tazminatı söz konusu olmaktadır. Bunların dışında en sık karşılaşılan dava konularında ise özellikle erkekler için söz konusu olan askerlik görevi için işten ayrılma ya da kadınlar için söz konusu olan evlenmeye bağlı olarak işten çıkma gibi durumlarla karşılaşılmaktadır. Emeklilik zamanı gelmiş olan kişilerin de kıdem tazminatı hakkını elde etmesi mümkün olabiliyor.

İhbar Tazminatı ile İlgili Bilinmesi Gerekenler

İş sözleşmesini feshetmek isteyen işçi ya da işveren olması fark etmeksizin her taraf bu sözleşmeyi feshetmeden belli bir süre önce karşı tarafa durumu haber etmesi gerekir. Bu bildirimlerin sürelerinde işçilerin çalışma dönemlerine bakılarak belirlemeler yapılır. Altı aydan az süredir çalışanlar için iki haftalık bir süre tanınırken bir buçuk yıla kadar olanlarda dört ve 3 yıla kadar olanlarda altı hafta süre tanınmaktadır. Bu sürelerden daha uzun süredir çalışanlar için ihbar süreleri 8 hafta olarak belirlenmiştir.

Bu sürelere uyulmadığı takdirde işçinin belirlenen süre ölçüsünde tazminat alması mümkün oluyor. Bu tür davalarda işverenlerin ihbar tazminatı vererek iş akdini sonlandırması gibi istisnai durumlarla da karşılaşılabilmektedir. Tüm durumlara hazırlıklı olmak için bir avukattan bilgi alınması önemlidir.

İş Davaları için Hangi Mahkemelere Başvurulur?

İş hukuku İş davalarında hatasız ve eksiksiz bir biçimde davaları takip edebilme işi işçiler tarafından yapıldığında oldukça zor olmaktadır. Bu sebeple bir avukata vekalet vererek sürecin takip edilmesi izlenebilecek en mantıklı yoldur. Avukat tarafından davanın tüm aşamaları yönetilerek davanın sonuçlanması sağlanabilmektedir. Avukatlar işçilerin kendisi yerine davaların yürütüldüğü iş mahkemelerine başvurarak uyuşmazlıkların ortadan kaldırılması adına görev alabilmektedirler.

Fakat davanın açılacağı iş mahkemesinin hangisi olduğunun belirlenmesinde bir farklı nokta bulunuyor. Buna göre davaları açmak isteyen işçiler işi yaptıkları yeri ya da işverenin ikametini esas alarak dava açmalılardır. Bu yapılmadığı zaman davanın yetkisizlik gerekçe gösterilerek mahkeme tarafından reddedilmesi mümkündür. Eğer bir avukata vekalet verilmişse bu konuda sıkıntı yaşanmayacaktır.

Fazla Mesaide İşçilerin Hakları

Türk İş Kanunu’na göre işçilerin bir haftada çalışabilecekleri en yüksek süre 45 saat olarak belirlenmiştir. Bu sürenin üstüne çıkılan tüm süreler mesai olarak değerlendirilir ve saat başına işçinin almış olduğu ücretin 1.5 katına karşılık gelene ücretin ödenmesi zorunlu tutulmaktadır. Eğer işçiler bayram ya da tatil gibi özel günlerde çalışıyorlarsa bu durumda günlük olarak kazandıkları ücretleirn 2 katını almaları gerekmektedir.

Yıllık İzin Hakkı ve Süresi

Herhangi bir iş yerinde çalışmaya başlayan kişilerin bu iş yerinde ilk olarak ne zaman yıllık izin haklarına sahip olacakları konusunda kanunda bazı detaylar belirlenmiştir. Buna göre ilk yılını aynı işveren altındaki bir kurumda dolduran kişilerin yıllık izin alma hakları ortaya çıkıyor. Bu süre 5 yıla kadar uzamışsa yıllık izin 14 gün, 15 yıla kadar uzamışsa da 20 gün olarak belirlenmektedir. 15 yıldan fazladır aynı işveren altında çalışan kişiler için yıllık izin sürelerinde ise işverenler 26 günden daha az süre belirleyemezler. İşlerin aksamaması adına zaman zaman yıllık izinlerin bölünmesi talep edilse ya da bu gerekli olsa da her bir parçası 10 günden az olmayacak şekilde bir izin süresi en fazla üç kısma ayrılarak kullanılabilmektedir.

İşe İade Arabuluculuk ve Davası Açma Şartları?

İş sözleşmesinin işveren tarafından feshedildiği durumlarda işveren hangi gerekçeyle sözleşmeyi feshettiğini işçilere mutlaka bildirmek zorundadır. İşçiler bu gerekçeleri öğrenmelerinin ardından durumun haksız bir nedene dayandırılması ya da farklı bir nedenden dolayı iş sözleşmesinin feshedildiğini düşünmesi halinde işe iade davasını açabilmektedir.

Fakat bir işçinin bu davayı açmadan önce bir ay içinde arabulucuya başvuru yapmak zorunda. Yapılan görüşmeler 3 hafta içinde sonuçlanması gerekiyor. Anlaşma olmaması halinde son tutanak tarihinden başlamak üzere 2 hafta içinde iş mahkemesine dava açabilmektedir. Bu kural değişen iş kanun maddesi gereği zorunlu olup sürelere dikkat edilmelidir. için öncelikle aynı iş yerinde 6 aydır çalışıyor olması ve işyerinin 30 işçi kapasitesinde bir yer olması gerekmektedir. Sözleşmesinin feshedilmesinden sonra işçinin en geç 30 gün içinde işe iade davasını açması gerekmektedir.

İşçi Davayı Kazanırsa Sonuçları Nelerdir?

İş hukukunda İşe iade davasını kazanan işçiler bu davaların sonuçlanmasının ardından işe tekrar geri dönme hakkı kazanırlar. Eğer işçi işverene tekrar bir başvuru yaptığı takdirde işveren tarafından 30 gün içinde işçiyi başlatmazsa bu durumda işçinin tazminat alma hakkı doğmaktadır. Buna ek olarak işçinin çalışmadığı dönemleri kapsayacak şekilde dava sürecinde yaşadığı kayıpların önlenmesi adına da 4 aylık maaşı ödemesi zorunlu tutulmuştur. İşçi dönmek istediği halde işveren tarafından engelleniyorsa bu durumda da 8 aya kadar maaşın tazminat olarak ödenmesine karar verilir. Kıdem, ihbar, izin ve mesai alacakları gibi çok fazla teknik detay barındırdığı için bu tür davalarda mutlaka bir avukata başvurulmalıdır.

İş Davasında Tanıklara Neler Sorulur?

İşçilerin haklarını korumak adına aynı iş yerinde çalışmış oldukları kişilerin tanıklığına başvurularak mahkemenin karar vermesi mümkün olabiliyor. Bu tanıklık sürecinden önce tarafların hakim tarafından sorulacak olan sorulara hazırlıklı olması gerekmektedir.

Hakim tarafından tanıklara tarafları ne kadar iyi tanıdığı, işçinin hakkında çalışma ile ilgili bilgiler ve çalışmasının karşılığı olarak aldığı ücret hakkındaki detaylar sorulur. Bunun dışında genel olarak çalışma ortamının belirlenmesi adına da sorular sorulmaktadır. İzin, mesai ya da tatil süreleri de bu kapsamdadır. Sıklıkla bu sorular mahkemede tanıklara soruluyor olsa da davanın türüne göre hakimin soruları değişiklik gösterebilmektedir.

İş Hukuku Avukatı Gerekli Midir?

4857 sayılı İş Kanunu kapsamında işçilerle işverenler arasındaki hakların korunması adına bazı esaslar belirlenmiştir. Bu hakların korunmasına aykırı durumların ortaya çıkması halinde iş hukuku dalını ilgilendiren meseleler söz konusu olabiliyor. Türk Hukuk sistemi içerisinde yer alan tüm davalarda kişilerin avukat tutma zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak kişiler kendi istekleri doğrultusunda anlaşmış oldukları bir avukatla ya da devletin kendilerine atayacağı avukat ile iş hukuku  işçi davalarını yürütebilirler. İş hukukunu ilgilendiren davalarda uzmanlığa sahip olan avukatlara iş hukuku avukatı ismi verilirken eğer avukat işçilerin hakkını korumaya yönelik hizmet veriyorsa bu durumda da işçi avukatı ismini almaktadır.

İş mahkemelerinde iş hukuku avukatlarının katılımı ile gerçekleşen davaların konusu işçi ile işveren arasında iş sözleşmeleri üzerinde çıkan çatışmalar, bu sözleşmenin uygulanabilir olması konusundaki uyuşmazlıklar olmaktadır. İş hukuku avukatları bu gerekçelerle daha çok maaş almada sorun yaşayan işçiler, kıdem ya da ihbar tazminatı gibi meselelerde hizmet verebilmektedir. Bu tür maddi kazanıma sahip davaların yanı sıra avukatlar işçilerin yasal sınırlar içinde belirlenmiş olan izinleri için de davalarda görev alabilmektedir. Tüm bu dava konuları içinde herhangi bir sıkıntı yaşayan kişiler kendileri ya da bir avukatın yardımıyla dava başvurusunda bulunarak mahkemeye başvurabilirler. İş hukuku içerisinde görülen davaların çoğunda işverenlerin herhangi bir kayıp yaşamamak adına avukatlarla anlaşmalar yaparak davalara katılmaları işçilerin de bu davalara hazırlıklı olarak girmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır.

İş hukukunu ilgilendiren davaların ortaya çıkması işverenlerin ya da işçilerin çok küçük boyuttaki ihmalleri ya da dikkatsizlikleri sonucu bile söz konusu olabilmektedir. Bunlar arasında en sık görülen dava konuları iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız bir gerekçeyle feshedilmesi, mesai saatlerinin süresinin ve limitlerinin yasal sürelere uygun olmaması ve işçilerin işten ayrılırken tazminat almalarını ilgilendiren davalar olmaktadır. Tüm zaman aşımı sürelerinin ve dava detaylarının iyi bir şekilde bilinmesini gerektiren bu dava konuları söz konusu olduğunda işçilerin tek başlarına başarılı olmaları oldukça zor olmaktadır. Bu sebeple avukatların desteği çok daha büyük bir önem kazanmaktadır.

Çoğu zaman işçilerin ortaya çıkan davalarda haklı olmalarına rağmen davayla ilgili teknik detayları bilmediğinden faydalanan işverenlerin haksız bir şekilde davalardan çıkması ile karşılaşılabiliyor. Bu tür durumlarla karşılaşmamak adına mutlaka hem teknik konularda hem de pratikte uzman bir iş hukuku avukatı ile anlaşılması işçi açısından önemli olmaktadır. Böylece davaların reddedilmesi ya da kaybedilmesinde gerçekleşen en basit hatalardan olan sürelerin aşılması, isteklerin yasaya uygun şekilde yapılmamasının da önüne geçilmesi sağlanacaktır. Yine aynı nedenler gerekçe gösterildiği takdirde çift taraflı olarak işveren tarafının da davalara karşı teknik anlamda her konuda hazır olunmasının sağlanması için mutlaka avukatlarla anlaşarak davaya katılmaları zorunlu olmaktadır.