İmzaya İtiraz Davası Nasıl Açılır

İcra ve iflas hukuku, icra ve iflas takiplerinin usul hukuku niteliğindedir. Bu hukuk dalının amacı, bir yandan takip alacaklısının alacağına kavuşması için borçlu veya üçüncü kişilerin çıkarabilecekleri zorlukları ortadan kaldırmak, diğer yandan kötüniyetli takiplere karşı takip borçlusunun kendisini korumasını sağlayacak hukuki çareler bulmak, bu arada takipten etkilenen üçüncü kişilerin menfaatlerini korumak, takip işlemlerinin yapılması sırasında insan hak ve hürriyetlerinin ihlal edilmesini önlemektir. İcra iflas hukukunun en önemli kaynağı İcra Ve İflas Kanunu olup, bu Kanun, icra ve iflas takibinden, tahsile kadar uygulanması gereken usul hükümlerini düzenlemektedir.

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, İcra Ve İflas Kanunu’nda bir hüküm olmayan hallerde, ancak İcra Ve İflas Kanunu’nda açıkça gönderme olması ( İİK 50, 68/a-4 gibi ) veya bu kanunun özel veya genel hükümlerine aykırı olmaması (zorunlu dava arkadaşlığı) hallerinde uygulanabilir. Bu ilkeler ışığında HMK’ nun 209/1. maddesinin ilamsız icra takiplerine etkisi değerlendirilmelidir. Bu maddeye göre “adi bir senetteki yazı veya imza inkar edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz.” Bu maddenin icra takiplerinde uygulanması gerektiğine ilişkin olarak İcra Ve İflas Kanununda bir hüküm bulunmamaktadır.

Kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile yapılan takipte, takibe konu kambiyo senedi altındaki imzaya itiraz, İİK’nun 170. maddesinde özel olarak düzenlendiğinden, imza inkarı nedenine dayalı sahtelik iddiası hakkında, sonraki genel kanun olan HUMK’nun 209. maddesi uygulanamaz. İmza itirazı, İİK’nun 170/1. maddesi uyarınca satıştan başka icra takip muamelelerini durdurmaz. Ancak icra mahkemesi itirazla ilgili kararına kadar takibin geçici olarak durdurulmasına karar verebilir (İİK 170/2). Öte yandan sahtelik iddiasının imza itirazı dışındaki bir nedene (yazıda sahtelik) dayanması halinde Dairemiz, İcra Ve İflas Kanunu’nda bir düzenleme bulunmadığından HMK’nun 209. maddesinin uygulanması gerektiği görüşünde iken, daha sonra içtihat değişikliğine gidilerek, senet üzerinde bulunan yazıdaki sahtelik iddiasının borca itiraz niteliğinde olup, bu konunun da İİK’nun 169/a maddesinde düzenlenmiş olması nedeniyle, HMK’nun 209. maddesinin bu yönden de uygulama yerinin olmadığı görüşü benimsenmiştir.

İcra mahkemesi, önüne gelen itiraz ve şikayetleri, İcra Ve İflas Kanunu’nda düzenlenen özel usul kurallarını uygulayarak takip hukuku bakımından kesin hükme bağladığından, anılan mahkemenin kararları kural olarak maddi anlamda kesin hüküm niteliği taşımaz. Bu nedenle borca veya imzaya itirazın incelenmesi sırasında sahtelik iddiasına dayalı olarak genel mahkemelerde açılan davaları bekletici mesele yapamayacağı gibi takibin durdurulmasına da karar veremez. Sadece İİK.nun 169/a-2. maddesi uyarınca itirazın esası hakkındaki kararına kadar icra takibinin muvakkaten durdurulmasına karar verebilir. İcra mahkemesince takibe konu alacakla ilgili bir karar verilmiş olması, aynı alacak hakkında genel mahkemelerde dava açılmasına engel oluşturmaz.

Borçlunun sahtelik nedenine dayalı olarak açtığı menfi tespit davası, İİK’nun 72. maddesi kapsamında bir dava olup, anılan maddedeki usule göre mahkemeden alınacak ihtiyati tedbir kararı ile icra takibi durdurulabilir. Sahtelik nedeniyle açılan menfi tespit davası gibi, cumhuriyet savcılığına aynı nedenle yapılan şikayet ve ceza mahkemesinde açılan dava da kendiliğinden icra takibini durdurmaz ve bekletici mesele yapılamaz. Ancak cumhuriyet savcılığı veya ceza mahkemesince tedbir kararı verilirse icra takibi durdurulabilir.

İmzaya İtiraz Davası Nasıl Açılır – Yargıtay Kararları

  • T.C. YARGITAY Hukuk Genel Kurulu Esas:  2013/12-99 Karar: 2013/1468 Karar Tarihi: 09.10.2013
  • İMZAYA İTİRAZ DAVASI – İSPAT KÜLFETİNİN İMZANIN ŞİRKET YETKİLİSİNE AİT OLDUĞUNU İDDİA EDEN ALACAKLIYA AİT OLDUĞU – EMSAL İMZALAR TOPLANARAK ÇEKTEKİ KEŞİDECİ İMZASININ KARŞILAŞTIRILMAK SURETİYLE BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ YAPTIRILMASI GEREĞİ – HÜKMÜN BOZULMASI.
  • Mahkemece yapılacak iş; ispat külfetinin çeki elinde bulunduran ve imzanın borçlu şirket yetkilisine ait olduğunu iddia eden alacaklıya ait olduğu da gözetilmek suretiyle, davalı-alacaklı vekiline de emsal imzaların bulunduğu yerlerin bildirilmesi için süre verilip, tüm emsal imzalar toplanarak, çekteki keşideci imzasının karşılaştırılmak suretiyle bilirkişi incelemesi yaptırılmalı ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken bu hususlar gözetilmeksizin karar verilmesi hatalı olmuştur.

YARGITAY: SENETTE İMZA İNKARI İÇİN ÖNGÖRÜLEN SÜRENİN GEÇMESİ.

  • T.C YARGITAY 12.Hukuk Dairesi Esas: 2013 / 12483 Karar: 2013 / 21176 Karar Tarihi: 06.06.2013
  • İMZAYA İTİRAZ DAVASI – ÇEKİN KEŞİDE TARİHİNDE VE BEDEL BÖLÜMLERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILIP YAPILMADIĞININ TESPİTİ – DEĞİŞİKLİĞİN YAPILMASI HALİNDE TAHRİFATTAN ÖNCEKİ DURUMLARININ RAPORLA BELİRLENMESİ GEREKTİĞİ – HÜKMÜN BOZULDUĞU.
  • ÖZET: Mahkemece, çekin keşide tarihinde ve gerek rakamla gerekse yazıyla belirtilen bedel bölümlerinde değişiklik yapılıp yapılmadığının, yapılmış ise keşide tarihinin ve bedel bölümlerinin tahrifattan önceki durumlarının bilirkişiden alınacak ek raporla belirlendikten sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle hüküm tesisi isabetsizdir.