İcradan Mal Kaçırma Davası

Borçlunun alacaklarından mal kaçırması durumu hukuki olarak, kendisine karşı alacaklı tarafından yapılan icra takibi sırasında ve alacağın tahsili nedeni ile başvurmasından önce borçlunun malik olduğu malları mülkiyetinden çıkartarak haciz edilmesini veya satılmasını önlemek amacı ile hareket etmesi olarak ifade edilebilmektedir. Borçlu çeşitli sebeplerle borçlarını ödemekten kaçınarak ve cebri icra aşamasında hacizden önce mallarını satarak mal kaçırmaya teşebbüs edebilmektedir.

Hukukumuzda mülkiyet hakkının sağlanmış olduğu güvence neticesinde taşınır veya taşınmaz malların maliki dilediği şekilde tasarrufta bulunma hak ve yetkisine sahip olmaktadır. Borçluya karşı yapılan icra takibi sırasında ise genel prensip olarak borçlu malik olduğu mallar üzerinde tasarruf işlemi gerçekleştirebilmektedir. Takip aşamasında olan alacaklılar borçlunun gerçekleştirmiş olduğu bir tasarruf işlemi sonucunda mülkiyetinde bulunan mallardan alacaklarını temin edecek, borçlunun mülkiyetinde alacakları temin edecek mahiyette mal bulunmadığı durumda ise alacaklı veya alacaklıların, borçlunun gerçekleştirdiği tasarruf işlemlerinden zarar görülen kısım kadar iptal ettirme ve önleme hakkı bulunmaktadır. Alacaklının İcra ve İflas Kanunun hükümleri içerisinde belirlenen şartları sağlaması ve belirtilen süre içerisinde tasarrufun iptal davası açılması durumunda borçlu tarafından gerçekleştirilmiş olan tasarruf işlemlerinin iptal edilmesi sağlanabilmektedir.

Alacaklılardan Mal Kaçırma Tasarrufun İptali

Yapılan icra takibi süresi içerisinde borçlunun malları satılıncaya kadar borçlu bu malların maliki olmaktadır. Kural olarak borçlu kendi malları üzerinde dilediği gibi tasarruf hakkına sahip olmaktadır. Ayrıca bu tasarruflar geçerli olmaktadır. Alacaklılar borçlunun elinde olan mallarından alacaklarını elde edebiliyor ise borçlunun yapacağı bu tasarrufları alacaklıları ilgilendirmez, ancak borçlunun tasarrufları ile alacaklının kalan diğer mallardan alacağını elde etmesi mümkün değilse borçlunun yaptığı bu tasarruf işlemlerinden zarar gördüğü kadarını iptal ettirme yani borçlunun alacaklarından mal kaçırmasını önleme hakkı bulunmaktadır.

Borçlular genel olarak borçlarını ödememek için çeşitli yollara başvurabilmekte ve cebri icra durumu ile karşılaştıklarında da mallarının haczedilmemesini ve satılmamasını sağlamak için mallarını takip veya haciz yapılmadan önce satarak mal kaçırmaya yönelmektedirler. Burada amaç alacaklı alacağını tahsil için başvurmadan önce malları kendi mülkiyetinden çıkararak haciz edilmesini ve satılmasını önlemek olmaktadır. Alacaklı bu durumda icra takibinin sonunda borçlunun haczi herhangi bir malı bulunmadığından borçlu mal kaçırdığından alacağını elde edemeyecektir. Bu durumlar açılacak davalar için sürecin bir avukat desteği ile takibi  önemli olmaktadır.

Tasarrufun İptali Davası Nedir?

Tasarrufun iptali davası konusu İcra ve İflas Kanunu 277’nci maddesinde ve devamında düzenlenmektedir. Alacaklıdan mal kaçırmakta olan borçlunun gerçekleştirmiş olduğu tasarrufları iptal etmek ve alacağına zarar vermek kastı ile tasarrufta bulunan borçlunun tasarrufunun iptalini sağlamak maksadı ile iptal davası açılabilmektedir.

Tasarrufun İptal Davası Şartları

Açılacak iptal davasına konu olan en önemli tasarruflar ivazsız yani bir karşılığı alınmadan bağışlama yolu ile yapılan tasarruflar olmaktadır. Borçlunun haczedilecek malı bulunmaması nedeni ile alacaklıya aciz vesikası verilmesinden veya borçlunun iflas etmesi tarihinden itibaren geriye doğru olarak iki yıl içerisinde herhangi bir malını ivazsız olarak devretmesi durumunda bu tasarrufun iptali mümkün olabilmektedir. Kanun bazı işlemleri gerçekte ivazlı olsalar bile bağışlama olarak kabul edebilmekte iptal edebilmektedir.

Haciz aciz vesikası veya iflastan geriye doğru iki yıla kadar eşler, alt ve üst soy ile üçüncü dereceye kadar olan kan ve kayın hısımlar ile evlat edilenlerden ve evlatlık arasındaki ivazlı tasarrufları da ivazsız kabul etmekte ve iptale tabi kılmaktadır. Borçlu üçüncü kişiye yaptığı tasarruf işlemlerinde verdiği malın çok altında bir değerde mal ve para alması durumunda da bu tasarruflar ivazsız olarak kabul edilecek ve iptale tabi olacaklardır. Borçlu kendisine veya üçüncü kişi yararına kaydı hayat şartı ile irat örneği ve intifa hakkı tesis ettiği sözleşmeler ve ölünceye kadar olan bakma sözleşmeleri de aynı şekilde ivazsız olarak kabul edilecektir.

Borçlunun borca batık olması ve ödemeden aciz olması durumunda haciz veya aciz vesikası alınmasından önceki bir yıla kadar yaptığı bazı tasarruflar da iptale tabi olmaktadır. Bu konuda borçlu alacaklılardan birisine daha önceden vermediği durumda sonradan borcunun teminatı olarak rehin vermiş ve bu suretle diğer alacaklılarını zor duruma düşürmüş olması durumunda zarar gören alacaklılar bu tasarrufu iptal ettirebilir. Borçlu alacaklıyı zarara sokmak için üçüncü bir kişinin şahsi hakkını tapuya şerh koyarak alacaklıya karşı güçlendirmiş olması durumunda bunun iptal edilmesi de mümkün olabilmektedir.

Bu gibi tasarruflar bakımından iptal davasında borçlunun tasarruf yaptığı üçüncü kişi borçlunun borca batık olması durumunu bilmediğini ispat etmesi ile dava geçerli olmaz ve alacaklının tasarrufu iptali konusundaki talep reddedilecektir. Bu durumda davalılar içerisinde bulunan üçüncü kişiye malı kaybetmesini önleyecek bir kurtuluş olanağı getirilmiş olmaktadır. Kanunun 280’inci maddesinde borçlunun alacaklılarına zarar verme kastı olması durumunda gerçekleştirdiği tasarrufların iptal edilmesi düzenlenmiş olmaktadır. Alacaklıya zarar verilmesi durumunda borçlunun yaptığı tasarruflar tasarrufun diğer tarafı olan üçüncü kişi ile bu kastın bilindiği ölçüde iptal edilmesi mümkün olmaktadır.

İcradan Mal Kaçırma Davası yargıtay kararları bilgi amaçlı verilmiştir.

YARGITAY KARARI : İCRADAN MAL KAÇIRMA DAVASI

YARGITAY 17. Hukuk Dairesi  ESAS: 2013/16850 KARAR: 2014/455

ÖZETİ : İİK.nın 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. Bu tür davalarda kural olarak borcun tasarruf tarihinden önce doğmuş olması gerekir. Somut olayda davacı tarafın davasının dayanağı icra takip dosyalarında 05.09.2008 tanzim tarihli bono ile 22.09.2008 keşide tarihli çek’e dayanılmış olup iptali istenilen tasarruf ise 16.07.2008 tarihlidir. Bu nedenle tasarrufun borcun doğumundan önce yapıldığı kabul edilebilir. Ancak her nekadar çekte vade olmaz ise de ticari hayatta çeklerin de bono gibi vadeli (ileri tarihli)kullanıldığı bilinen bir gerçektir. Ayrıca davacı taraf borcun doğumuna neden olarak gösterdiği ticari ilişkinin sonucu olarak tasarruf tarihinden önceki tarihleri içeren bir kısım faturalar ibraz etmiştir. Bu durumda davacı ile davalı borçlu arasındaki takip konusu çek ve bononun verilmesini gerektirir ticari ilişki ve borcun doğum tarihinin tespiti amacıyla taraf vekillerine bu yöndeki delillerini bildirmesi için süre verilmesi, gerektiğinde davacı ile davalı borçlunun ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak takip dayanağı çek ve bononun davacı tarafından ibraz edilen faturalardan dolayı düzenlenip düzenlenmediğinin saptanması ondan sonra toplanan ve toplanacak olan tüm delillerin birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.

YARGITAY KARARI : İCRADAN MAL KAÇIRMA DAVASI

T.C. YARGITAY 15.Hukuk Dairesi Esas:  2005/1866 Karar: 2005/4773 Karar Tarihi: 19.09.2005

TASARRUFUN İPTALİ DAVASI – TASARRUFUN İPTALİ DAVALARININ BORÇLU İLE BORÇLU İLE HUKUKİ İLİŞKİDE BULUNAN ÜÇÜNCÜ KİŞİLER ALEYHİNE AÇILACAK OLMASI – TARAF TEŞKİLİNİN SAĞLANMASI GEREĞİ

ÖZET: Tasarrufun iptali davaları borçlu ile borçlu ile hukuki ilişkide bulunan üçüncü kişiler aleyhine açılır. Davada, takip alacaklısına husumet yöneltilmesi zorunludur. Öncelikle icra takip alacaklısına dava dilekçesi tebliğ olunarak taraf teşkili sağlanmalı, varsa savunma ve delilleri toplanmalıdır. Bu hususun ikmalinden sonra muvazaanın varlığına ilişkin deliller incelenip takip alacaklısı ile icradan satın alan kişinin borçlu şirketle organik bağının olup olmadığı da araştırılarak sonuca varılmalıdır.