İcra Takibi Sonrası Menfi Tespit Davası

Menfi tespit davasında borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir.

İcra Takibi Sonrası Menfi Tespit Davası alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez. İcra Takibi Sonrası Menfi Tespit Davası borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu İcra Takibi Sonrası Menfi Tespit Davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Borçlu, menfi tespit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazım gelmediğini ispata mecburdur.

İcra Takibi Sonrası Menfi Tespit Davası – Teminat

İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davası teminat, İİK m. 72/2 uyarınca “icra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.” İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ise, davanın icra takibinden sonra açılmış olması sebebiyle takibin sürüncemede bırakılması için açılmış olduğuna dair güçlü bir karine bulunur; dolayısıyla, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında mahkeme tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar veremez. Ancak, İİK m. 72/3 uyarınca “borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir.” Davanın alacaklı tarafından kazanılması durumunda ihtiyati tedbir kararı kalkar ve alacaklı ihtiyati tedbir nedeniyle alacağını geç almaktan doğan zararlarını borçlunun ihtiyati tedbir için yatırmış olduğu teminattan karşılar.

İcra takibine konu borcun tüm ferileri ile birlikte %100 de  %15 teminat ile ödenen bu paranın alacaklıya dava sonuna kadar ödenmemesi yönünde tedbir kararı talep edilerek açılan icra takibinin durdurulması istenebilir.İcra Takibi Sonrası Menfi Tespit Dava sonucunda borçlu davayı kazanırsa icra dosyasında yatırdığı parayı ve teminatını geri alabilecektir.İcra Takibi Sonrası Menfi Tespit Davasını kaybeder ise hem icra dosyasına yatırdığı bedeli geri alamayacak hemde % 15 Teminatı ile ilgili mahkeme kötüniyet tazminatına karar verdiyse kötü niyet tazminatı kesilir.

Dilekçe Örneği – İcra Takibi Sonrası Menfi Tespit Davası

… MAHKEMESİ’NE

DAVACI            :

TC KİMLİK NUMARASI     :

ADRES            :

VEKİLİ            :  Avukat İlkay UUYAR KABA

ADRES            :

DAVALI            :

ADRESİ            :

DAVA DEĞERİ         : …….. TL

KONU                    : Menfi Tespit İstemi.

DAVA DEĞERİ             :

AÇIKLAMALAR        :

YARGITAY KARARI: İCRA TAKİBİ SONRASI MENFİ TESPİT DAVASI

T.C. YARGITAY 6.Hukuk Dairesi Esas:  2014/6679 Karar: 2015/2069 Karar Tarihi: 02.03.2015

İCRA TAKİBİ SONRASI MENFİ TESPİT DAVASI – TARAFLAR ARASINDAKİ UYUŞMAZLIĞIN KİRA İLİŞKİSİNE DAYANDIĞI – GÖREVSİZLİK KARARI İLE DOSYANIN GÖREVLİ SULH HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİ GEREĞİ – HÜKMÜN BOZULDUĞU

ÖZET: Dava, kambiyo senetlerine özgü icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın kira ilişkisine dayandığının kabulü gerekir. Davanın, 6100 Sayılı HMK’nun yürürlüğe girmesinden sonra 08.05.2013 tarihinde Asliye Hukuk mahkemesinde açıldığı anlaşılmıştır. Görev kamu düzenine ilişkin olup bu hususun yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmesi gerekir. Mahkemece dava dilekçesinin görev yönünden ret edilerek görevsizlik kararı ile dosyayı görevli Sulh Hukuk Mahkemesine göndermesi gerekirken, işin esasının incelenerek karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir. (2004 S. K. m. 72) (6100 S. K. m. 4) (YHGK 19.11.2003 T. 2003/3-737 E. 2003/700 K.)

Karar: Dava, kambiyo senetlerine özgü icra takibinden sonra açılan borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK’nun Sulh Hukuk mahkemelerinin görevini düzenleyen 4. maddesinin 1/a bendi gereğince kiralanan taşınmazların İcra ve İflas Kanunu’na göre ilamsız icra yolu ile tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalar sulh hukuk mahkemesinin görevine girmektedir. Mülga 1086 Sayılı HMUK’dan farklı olarak bu düzenlemede miktar ayırımı yapılmaksızın tahliye, alacak, tazminat, kiracılık sıfatının tespiti gibi tüm kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözüm yeri sulh hukuk mahkemesi olarak gösterilmiştir.

Davalı alacaklı, 06.03.2013 tarihinde davacı borçlu tarafından keşide edilen 5.000,00 TL bedelli bonoya dayanarak icra takibi başlatmıştır. Davacı borçlu “rent a car” işletmeciliği yapan davalıdan 07.03.2013 tarihinde bir günlüğüne araç kiraladığını, takip dayanağı bononun sonradan davalı alacaklı tarafından doldurularak icra takibine konulduğunu, anılan bonoda kayıtsız ve şartsız bir ödeme vaadi bulunmadığını belirterek borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Davalı alacaklı ise icra takibi konusu bononun tüm şekli unsurları taşıdığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Bu durumda taraflar arasındaki uyuşmazlığın kira ilişkisine dayandığının kabulü gerekir. Davanın, 6100 Sayılı HMK’nun yürürlüğe girmesinden sonra 08.05.2013 tarihinde Asliye Hukuk mahkemesinde açıldığı anlaşılmıştır. Görev kamu düzenine ilişkin olup bu hususun yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmesi gerekir. Dairemizce benimsenen Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.11.2003 tarih 2003/3-737 esas 2003/700 karar sayılı ilamı da nazara alınarak mahkemece dava dilekçesinin görev yönünden ret edilerek görevsizlik kararı ile dosyayı görevli Sulh Hukuk Mahkemesine göndermesi gerekirken, işin esasının incelenerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 02.03.2015 tarihinde oybirliği ile, karar verildi.