Hakaret Ve Tazminat Davası

Kişi haklarına hakaret, tehdit ve saldırı olması durumunda, kanun koyucu aşağıda yer alan kanun maddesi çerçevesinde değerlendirme yapmaktadır.

“Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hakimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.”

Hakaret Ve Tazminat Davası açılmasında ki gayesi ile

818 sayılı Borçlar Kanunu (BK)’nun 49. maddesinde yer alana,

“Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebilir. Hakaret Ve Tazminat Davasında Hakim, manevi tazminatın miktarını tayin ederken, tarafların sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate alır. Hakim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir tazmin sureti ikame veya ilave edebileceği gibi tecavüzü kınayan bir karar vermekle yetinebilir ve bu kararın basın yolu ile ilanına da hükmedebilir.” hükümleri yer almaktadır.

Hukuk sistemi ile günümüzde bireylerin tüm kişilik haklarının güvence altında tutulması ve korumasının sağlanması mümkün oluyor. Kişi haklarına hakaret, tehdit ve saldırı gerçekleştirilmesi halinde, kanun koyucu tarafından;

‘Hukuka aykırı şekilde kişilik haklarına saldırıda bulunan kişi, hakimden, saldırıda bulunanlara yönelik korunması yönünde talepte bulunabilir. Kişilik hakkı kırılmış olan kişinin kendisinin talebi, daha üstün yapıdaki özel ya da kamusal fayda veya kanunun vermiş olduğu yetkinin değerlendirilmesi nedenlerinden birisi ile haklı kılınmadığı müddetçe, kişilik haklarına gerçekleştirilen saldırı hukuka aykırılık taşımaktadır.’ Maddesi ile değerlendirmede bulunmaktadır.

Hakaret ve tazminat davası açılması çerçevesindeki esas hedef ile Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 24.maddesinde ve Borçlar Kanunu’nun (BK) 49.maddesinde belirtilmiş olan kişisel çıkarlar, kişilik hakları kapsamında yer almaktadır. Kişilik haklarıysa, şahsi varlıkların koruma altına alınması ile doğrudan ilişkili bir konudur. Kişisel varlıklar, fiziksel ve ruhsal açıdan tamlık ve hayat ile nesep gibi insanın, insan kesimlidir.

Bu çerçevede de günümüz Türkiye’sinde Borçlar Kanunu’nun 49.maddesi kapsamı dahilinde şahsi haklara yönelik olarak gerçekleştirilen saldırılar sonucunda oluşan zarar ve mağduriyet için manevi tazminat davası açma hakkı kişilere verilmektedir. Bu tip dava türlerindeki en önemli hususlardan birisi olarak doğrudan bireyin zarar görüyor olması şartıdır. Bu aşamada kişilik değerlerinin kapsamı ve alanı, yaşamın standart akışı kapsamı dahilinde, mevcut olan değer yargılarına ve hayat deneyimlerine odaklı şekilde belirlenmesi gerekliliği bulunmaktadır. Borçlar Kanunu’nun 49.maddesi çerçevesinde genel bir düzenleme bulunmasıyla, tahmin edilen şartlar vukuu bulması halinde, ruhsal uyum dengesi üzerinde ciddi sarsılma yaşayan kişinin, kişilik değerlerine saldırı nedeni ile manevi tazminat talebinde bulunabilmesi hakkı bulunmaktadır.

Ceza Mahkemesi tarafından hukuk davalarına ilişkin oluşturulan etkiler, Ceza Mahkemesinin hangi kararlarının hukuk mahkemelerini etkileyeceği yani bağlayacağı ile ilgili olarak büyük bir önem bulunmaktadır. Ceza Mahkemesi tarafından alınan kararların hukuk mahkemesine etkileri, hukuk dünyasında mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 53.maddesi dahilinde düzenlendiği, hukuk hakimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları çerçevesinde ilke olarak bağımsız kılındığı belirtilir.

Bu ilke, ceza kurallarının kamu yararı açısından bir engelin yaptırımını, aynı uyuşmazlığın çerçevesinde bulunan hukuk kurallarının da, kişi ilişkilerinin Türk Medeni Hukuku alanı içerisinde düzenlemesi ve bilhassa tazmin şartlarını tahmin edilmesine bağlı olarak uygulanmaktadır. Bu açık hüküm karşısında ceza mahkemesi tarafından verilmiş olan beraat kararı, eksiklik ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve üstlenilme yeterliliği, illiyet gibi hukuk hakimini etkilemeyeceği konusu ile duraksama ise yer almamaktadır.

Günümüzde öğreti kapsamında ve Yargıtay tarafından alınan kararlar ve mevcut içtihatlarında ceza hakimi tarafından alınan kararlar maddi olaylar ile ilgili ve özellikle eylemin hukuka aykırılığı konusu ile hukuk hakiminin tamamı ile bağlı olacağı kabul ediliyor. Maddi olayları ve yasak fiillerin mevcutluğunu belirleyen ceza mahkemesi kararı, taraflar açısından kesinlikli ve açık delil niteliği göstermektedir.

Hakaret Ve Tazminat Davası Yargıtay Kararları

YARGITAY KARARI : HAKARET VE TAZMİNAT DAVASI

T.C. YARGITAY 4.Hukuk Dairesi Esas:  2014/6921 Karar: 2015/2415 Karar Tarihi: 03.03.2015

MANEVİ TAZMİNAT DAVASI – CEZA MAHKEMESİNCE BELİRLENEN MADDİ OLGUNUN HUKUK HAKİMİNİ BAĞLAYACAĞININ KABUL OLUNDUĞU – CEZA MAHKEMESİNİN HAKARET SUÇUNDAN KESİNLEŞMİŞ MAHKUMİYET KARARININ ARTIK HUKUK HAKİMİNİ BAĞLAYACAĞI – HÜKMÜN BOZULMASI

ÖZET: Hukuk hakimi, ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değil ise de hem ilmi, hem de kökleşmiş yargı kararlarında ceza mahkemesince belirlenen maddi yetişkinun hukuk hakimini bağlayacağı kabul olunmaktadır. Ceza Mahkemesinin hakaret suçundan netleşmiş mahkumiyet kararı artık hukuk hakimini bağlayıcı niteliktedir. Mahkemece davacı lehine makul bir miktarda manevi tazminata karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya makul düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. (818 S. K. m. 53) (6098 S. K. m. 74)

YARGITAY KARARI: HAKARET VE TAZMİNAT DAVASI

T.C. YARGITAY 4.Hukuk Dairesi Esas:  2013/15251 Karar: 2014/9993 Karar Tarihi: 16.06.2014

TAZMİNAT DAVASI – HAKARET TEHDİT VE MÜESSİR FİİL – ETKİLİ EYLEM YÖNÜNDEN CEZA MAHKEMESİNCE VERİLEN MAHKUMİYET KARARININ KESİNLEŞTİĞİ – ETKİLİ EYLEM YÖNÜNDEN BİR MİKTAR MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİ GEREĞİ

ÖZET: Etkili eylem yönünden ceza mahkemesince verilen mahkumiyet kararı kesinleşmiştir. Mahkemece bu eylem yönünden bir miktar manevi tazminat verilmesi gerekir. (818 S. K. m. 49, 53) (6098 S. K. m. 58, 74)