Estetik Ameliyat Ayıplı Eser Tazminat Davası

Ameliyat Sonrası ‘Ayıplı Eser’ Tazminat Davası

Özellikle estetik ameliyatların sonuçlarının yaptıran kişi tarafından istenilen sonuçlara ulaşamaması veya olumsuz sağlık sorunlarıyla beraber, kötü estetik sonuçlar ortaya çıkması konusunda sıklıkla başvurulan bir dava türü olan ameliyat sonrası ‘ayıplı eser’ tazminat davalarını etkileyecek son derece önemli bir gelişme yaşandı.

Bu konuyla ilgili olarak yerel mahkemeye başvuran bir davacının davası yerel mahkeme tarafından reddedildi. Bunu takiben temyiz yoluna giden davacının davasını inceleyen Yargıtay, davalı tarafın kusurlu olduğunu ve yanı sıra davacının davasında haklı olduğuna hükmederek, davacı tarafın tazminat kazanmaya hakkı olduğuna karar verdi. Hukuksal süreci oldukça karmaşık olan bu tür davalarda, doğru yöntemlerin izlenmesi ve davacı tarafın karşılaştığı sonuca bağlı içerisinde bulunduğu durumu doğru bir şekilde mahkemeye kanıtlaması halinde, istenilen sonuçlara ulaşılabilir.

Estetik Ameliyat Sonrası Karara Neden Olan Olayın Gelişimi

Emsal karara konu olan dava da davacı taraf, çeşitli olumsuz sağlık sonuçlarına neden olduğu için estetik bir çözüm arayışıyla özel bir hastaneye başvurmuştur. Uygulanan ameliyat ve tedavi sonucunda, estetik olarak çok kötü bir sonucun ortaya çıkması nedeniyle, davacı taraf yerel mahkemeye başvurarak maddi ve manevi tazminat davası açmıştır.

Açılan dava yerel mahkeme tarafından bilirkişi raporu ve yanı sıra incelenen tüm dosyalar kapsamında, tıp kurallarına uygun bir şekilde gerçekleştiği ve doktor hatası bulunmadığı yönünde olmuştur. Bu sonuca karşılık yasal süresi içerisinde yapılan temyiz incelenerek dava kabul edilmiş ve Yargıtay tarafından incelemeye alınmış.

Esteteik Tazminat Dava dosya sonucunda çıkan yeni karar şu şekilde olmuştur;

Taraflardan yüklenici olarak kabul edilen doktoru ve ortaya koyduğu sonucu ise eser olarak tanımlayan Yargıtay, ortaya çıkarılan eserin ‘ayıplı’ olduğuna hükmetmiştir. “ Eser “ yüklenici kişi tarafından sanat, emek ve becerisini gerektiren sonuçtur.

Yüklenicinin bu eseri, iş sahibinin yararına ve ona hiçbir zarar gelmeyecek şekilde yerine getirmesi esas olmakla birlikte, bu konuda yüklenici iş sahibine sadakat ve özen borçludur. Ortaya çıkarılan eserin iş sahibinin beklentilerine karşılık oluşturmaması durumu, sözleşmedeki yarar dengesini iş sahibi lehine bozmuş olur.

Buna paralel olarak ortaya çıkarılan eserin sanat ve fen kuralarına uygunluğu ile birlikte, iş sahibinin yararına ve beklentilerine uygun olup olmadığına bakılır. Eserin bu kurallara uygun olmadığı saptandığında eserin “ ayıplı “ olduğu sonucuna varılır ve “ ayıplı eseri “ hazırlayan yüklenicinin, oluşan ayıp ve eksiklikler nedeniyle “ ayıba karşı tekeffül borcu “ sorumluluğu oluşur.

Bu aşamada ameliyat öncesinde doktor ve hasta arasında yapılan görüşmede, oluşabilecek sonuçlar, riskler ve komplikasyonlarla ilgili hasta bilgilendirmesini Borçlar Kanunu 357. ( Türk Borçlar Kanunu 472) maddesine göre yapması zorunludur. Davacı ile davalı taraf arasında ameliyat öncesi yapılan sözleşmede, olası riskler ve komplikasyonlarla ilgili bir madde bulunuyor olsa da, bu tıbbi işlemin olası riskleri ve komplikasyonları konusunda açıklama bulunmamaktadır.

Açıklayıcı bir şekilde sözleşme de yer alması ve buna karşılık rıza alınması gereklidir. Bu nedenle davalı tarafın işlem sırasında tıbbi bir kusuru bulunmasa bile, oluşabilecek sonuçlar konusunda davacı tarafı uyarmamış olması nedeniyle sorumluluğu bulunmaktadır.