Doktor Hatası Nedeniyle Tazminat Davası

Doktor Hatası Nedeniyle Tazminat Davası açılması durumunda, Kanunda belirtildiği gibi kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar verenler, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.

Bedensel zararlardan bahsedecek olursak, Tedavi giderleri, Kazanç kaybı, Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak sıralayabiliriz.

Doktorlara ve Hastanelere Karşı Dava Açmak Mümkün Müdür?

Doktorlar ve hastaneler tarafından işlenen bazı kusurlar sonrasında bu durumlardan mağdur olan ve buna ek olarak maddi ya da manevi tazminatlar aracılığı ile hakkını talep eden kişilerin hangi gerekçelerle dava açabileceklerini bilmesi gerekiyor.

Bu konuda özellikle haklı gerekçelerin bulunmasının şart olması sebebiyle mutlaka yasal geçerliliği olan bir duruma bağlanarak olayın yargılanması sağlanmalıdır.

Doktorlar ve Hastanelere Karşı Açılan Davaların Türleri

Doktorların yaptığı bütün tanı, teşhis ve tedavi prosedürlerinin boyutlarının ne ölçülerde olduğuna bakılmaksızın en ufak eksiklikda bile karşı tarafın tazminat isteğiyle dava açmasına makul ortam hazırlayan nedenlerle karşılaşması söz konusu oluyor. Bu tür davalarda en çok rastlanılan vakalardan biri olan ölüm gerekçesi ile talep edilen maddi ve manevi tazminatlar gelmektedir.

Bunlara ek olarak bedensel tümlüğün bozulması, kalıcı hasarların ortaya çıkması, yanlış tanı ve tedavi tekniklerinin hastaya uygulanmış olması gibi gerekçelerle maddi ve manevi tazminat davalarını açabilmek mümkün oluyor. Daha çok hekimin sahip olduğu iş disiplinine, bilgiye ve beceriye bağlı olarak en önemli bu dava türlerinin yanı sıra bunun yanı sıra hastanenin etkisinin daha yüksek olduğu bazı gerekçelerle de dava açılabilmektedir.

Tedavi sürecinin olağandan daha uzun süreyle gerçekleşmesi, nedensiz yere tedavi programlarının veya ameliyatların yapılması, hekimin gizlilik ilnete aykırı davranışlarda bulunması gibi nedenlerle kişilerin maddi ve manevi tazminat isteğinde bulunması söz konusu oluyor. Hastaların yaşadıkları acil durumlar karşısında ilkeleri gereği yapması gereken tedavi programlarını yapmayan sağlık görevlileri ve hekimlara karşı da prosedür yapılması da söz konusu olmaktadır.

Kişilerin bu durumda iken acil bir biçimde tedavi altına alınmaması ile beraber ortaya çıkan birçok sakatlık veya hastalığın sonrasında yaşadıkları maddi zararlar için maddi tazminat ve buna ek acı ve keder gerekçesi ile manevi tazminat talep etmeleri mümkün olabiliyor. Son olarak kişilerin hastaneden çıkışlarının yapılması aşamasında çoğunlukla karşılaştığı vakalardan olan yüksek ücret talep edilmesi durumlarında da kişilerin tazminat isteğinde bulunması söz konusu oluyor.

Yanlış Teşhis ve Tedavi Nedeniyle Kişi Ölürse Tazminat Hakkı Ne Olur?

Doktorlar tarafından veya hastanenin tedavi aşamalarında ortaya koyduğu bazı eksiklikler sonrasında tedavi altındaki kişilerin hayatını kaybetmesinin sonucunda ölen kişinin yakınları destekten yoksun kalma gerekçesi ile tazminat istemektedir. Destekten yoksun kalma gerekçesi ile bu davalar açıldığı için tazminat isteğinde bulunacak kişilerin ölen kişinin birinci dereceden akrabası olması şartı aranmazken yaşadığı dönemde bakmakla yükümlü olduğu kişilerin de tazminat talep etmesi söz konusu olabiliyor.

Hatta ölen kişinin yardımı ve hizmetine muhtaç durumda yaşayan kişilerin de ölümlerin sonrasında tazminat isteğinde bulunması söz konusu olabiliyor. Yardım ve hizmet vakalarında tazminat miktarlarının hesaplanmasında ölen kişinin şayet hayatına devam ediyor olsaydı ne kadar daha yardımda bulunabileceği fikrinden hareketle bir öngörüde bulunarak rakam belirlenir. Aktif dönem hesabı olarak adlandırılan bu hesaplamalarda kişilerin ücret bordroları ve vergi dilimi bilgilerinin alınması ile beraber ayrıntılı bir araştırma yapılır. Kişilerin aynı gerekçelerle hekimin veya hastanenin bu ölümlerdeki en büyük sorumlu olduğu kanısından hareketle manevi tazminat isteklerini de açıkça belirtmeleri söz konusu oluyor.

Bedensel Zarar Gerekçesiyle Tazminat Hakkı

Yanlış tedavi, teşhis veya sağlık görevlilerinin çeşitli eksiklikleri sonrasında geçici ya da kalıcı olarak kişilerde bedensel zararların oluşması söz konusu olabiliyor. Geçici iş göremezlik durumlarında kişilerin kayıp yaşadığı kazançlarla beraber harcadıkları bütün masrafın tazminata dahil edilerek talep edilmesi söz konusuyken kalıcı hasarlar söz konusu olduğunda kişinin kazançlarında herhangi bir azalma olmasa dahi bedensel zarardan kaynaklı güç kaybı tazminatı adı altında tazminat talep edilmesi mümkün olmaktadır.

Bu süreç boyunca kişinin yaşadığı bedensel zararlar için direkt olarak tedavi giderlerini ve iyileşme sürecini içine alan tedavilerin bütün masraflarını talep edebilen kişiler bunun yanı sıra yaşadıkları sorunlar için de manevi tazminat isteğinde bulunabilirler.

Zaman Kaybı Nedeni ile Açılan Tazminat Davaları

Doktorların tecrübesizlikleri, dikkatsizlikleri ve özensizlikleri ile birlikte hastanelerin sağlık hizmeti verirken yaptığı yanlışlıklar sırasında hastalara yaşattığı zararların tazminat davaları yolu ile kişilere geri verilmesi söz konusu olabiliyor. Kaybedilen zaman ve harcanan para karşılığında belirlenen maddi ve manevi tazminat bedelleri hesaplanarak davaya dahil ediliyor.

Kusurlu Ameliyatlardan Dolayı Açılan Tazminat Davaları

Sağlık hizmetleri için tazminat davalarını içine alan dava hususlarında en çok karşılaşılan vakalar ameliyatlarda yaşanan sorunlarle beraber ortaya çıkanlar olmaktadır. Kuslinku ameliyat olarak bilinen bu olaylarda hastaların bedenlerinde ameliyat sırasında ameliyathanedeki araç gereçlerin unutulması gibi olaylarla karşılaşılması durumunda ameliyatın kuslinku olarak değerlendirilmesi söz konusu oluyor. Ameliyatlardan kısa bir müddet sonra fark edilmesinin yanı sıra uzun yıllar sonra ortaya çıkan ağrılar veya hastalıklar sonrasında da bu tür vakaların gerçekleşmiş olduğu fark edilirse kişilerin tazminat isteğinde bulunması söz konusu olabilecektir.

Eksik yapılan ameliyatlar sonrasında tazminat isteklerinde bulunulduğunda tazminatlar hesaplanırken bazı harcamalar dikkate alınarak maddi tazminatın belirlenmesi sağlanır. Bu hesaplamalarda ameliyatlardaki eksikliklerden kaynaklı ortaya çıkan ek masraflar, harcanan ilaç giderleri, ulaşıma harcanan miktarların dahil edilmesi sağlanıyor. Buna ek olarak çalışma veya kazançta meydana gelen kayıpların da tazminata dahil edilmesi ve bunun yanı sıra manevi tazminat isteğinde bulunulması da söz konusu oluyor.

Başka Bir Rahatsızlığı Tetikleyen Tedaviler için Tazminat Hakkı

Doktorlar tarafından hastalara ilk aşamada yapılan prosedür hastalıklarının tanınması ve doğru teşhisin konulmasıdır. Bu süreçte hastaların yanlış teşhisler doğrultusunda sağlık hizmetleri almaları söz konusu olduğunda bazı yeni ve daha önce var olmayan rahatsızlıklarla karşılaşılması mümkün olabiliyor.

Bu tür durumlarla karşılaşmamak adına hekimlar başta olmak suretiyle bütün sağlık görevlilerinin her bir hastanın kendisine has özelliğine ve sağlık durumuna göre bir tedavi saptamasi ile doğru hastalık teşhislerini yapması gereklidir. Böyle durumlardan mağdur sıfatına sahip olan kişilerin maddi ve manevi tazminat istemi ile haklarını alması söz konusu olabiliyor. Tazminat miktarı belirlenirken kişinin yeni ortaya çıkan hastalığının tedavisi için gereken masrafların karşılanması sağlanır.

Hastaneler ya da Doktorlar Tarafından Hatalar Yapılırsa Tazminat Ne Olur?

Sağlık hizmetlerinin doğru bir biçimde gerçekleşerek istenilen başarıya ulaşılmasında kesinlikle özenli bir sağlık hizmetinin verilmesi gereklidir. Bu durum da yalnız tedavinin yapıldığı asıl ortam olan hastane veya ameliyathanenin bakımlı ve tedaviye makul bir yapıya sahip olması ile mümkün olur.

Hastanenin bu husustaki bir eksikliğinden kaynaklı tedavi edilmek zorunda kalan kişinin yaşadığı zararların karşılanmasını tazminatlar yoluyla talep etmesi mümkün olmaktadır.

Estetik Ameliyatlarda Kişiler Tazminat Talep Edebilir Mi?

Bedensel olarak kuslinku görülen alanların istenilen estetik görüntüye kavuşması veya vücutta beğenilmeyen bir bölgenin istenilen şekile kavuşması adına yapılan estetik ameliyatlarında kişilerin ameliyatlardan sonra istedikleri veya bekledikleri performansı alamamaları da olası bir durumdur.

Bu tür durumlarla karşılaşan hastaların maddi açıdan yaşadıkları zararın ve manevi açıdan yaşadıkları ruhsal sorunnın çözümlenmesi adına tazminat isteklerinin karşılık bulması mümkün olabiliyor.

Hastaya Bilgi Verilmeden Yapılan Ameliyatla Ortaya Çıkan Zarar için Tazminat Hakkı

Sağlık hizmetlerinde en ufak kuslinkarda dahi hekimların veya diğer sağlık görevlilerinin sorumluluğu dahilinde tedavi prosedürleri uygulanırken herhangi bir prosedürün hastadan veya yakınlarından izin alınmadığı takdirde gerçekleştirilmesi tazminat isteklerinin ortaya çıkmasında yeterli olmaktadır. Çoğu zaman ameliyatlar sırasında karşılaşılan bu vakalarda hastane veya hekim tarafından kişinin kesinlikle ameliyat olmaya ikna olduğu ve buna onay verdiği konusu ile ilgili bir bilgisi bulunmalıdır. Bu bilgiler ve onay sırasında ameliyatların ne biçimde gerçekleşeceği, nasıl yapılacağı, kim tarafından yapılacağı gibi bilgilere yer verilerek prosedürler uygulanır. Bu şartlar yerine getirilmeden yapılmış olan ameliyatlar hukuka aykırı olarak değerlendirilirler.

Zaman zaman hekimlar veya hastaneler tarafından hastanın kendisinden ya da hastanın yakınlarından onay alınmadan ameliyatların yapılması ve bunun sonucunda gerekli tedavinin başarıyla sağlanmış olduğu durumu ortaya çıkabiliyor. Böyle vakalarla karşılaşıldığı zaman her bir olayın kendi içindeki özel durumuna bakılarak karar verilmesinden hareketle somut örnekler üzerinden ilerlenir. Bu noktada kişilerin ameliyatı olmasalar ne durumda olacaklardı bilgisinden yola çıkılarak veya yapılan ameliyatın lüzumsuz bir biçimde yapılıp yapılmamasına bakılarak karar verilmesi sağlanır. Hastalar zararlarla karşılaşırlarsa bu tür gerekçelerle zararlarının karşılığını almak adına tazminat davaları açabiliyorlar. Tüm bu vakaların davalara konu olmaması adına hastanelerin ve hekimların sağlık hizmetlerini verirken yasal gerekliliklere makul hareket ederek süreci devam ettirmeleri problemlerin ortaya çıkmasının önüne geçecektir.

Kayıt Tutma ve Gizlilik Sorumlulukları Dikkate Alınmazsa Tazminat Hakkı Ne Olur?

Hasta ve hekim arasında dairin gizli bir biçimde korunması adına hastaya uygulanan bütün tedavi tekniklerinin ve prosedürlerin yalnız iki kişi arasında kalması sağlanmalıdır. Hastanın bilgisine müracaatlmadan kişilerin bilgileri açığa çıkarsa bu durumda hastanın haklarının tazminini talep etmesi söz konusu olabiliyor.

Ayrıca hastanenin ya da hekimin sorumluluğunda olan kayıt tutma yükümlülüğünün de yerine getirilmemesinin sonrasında tazminat davası açılması mümkün olmaktadır.

Sağlık Görevlileri Acil Hasta ya da Yaralılarla İlgilenmezse Tazminat Hakkı Nedir?

Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddeleri uyarınca acil durumda olan hasta ya da yaralıların tedavi edilmesinde özenli davranmayan hastanelerin veya sağlık görevlilerinin ceza alması düzenlenmiştir. Acil durumlarda yapılmayan tedavilerin sonrasında kişilerin sakatlık veya çeşitli hastalıklarla baş etmek zorunda kalması maddi ve manevi tazminatların alınmasında gerekçe olabiliyor.

Hastanelerin bu tür yükümlülükleri yerine getirmemesi ile haklarında dava açılmasının önüne geçmek adına kesinlikle kurtarma servisleri başta olmak suretiyle her birimlerinde acil durumlar için hazır bulunması gereklidir. Buna ek olarak hastanenin acil durumda kendisine ulaşan hastalar için kesinlikle gerekli tedaviyi yapacak oldukları bir alanı hazır etmeleri ve ihtiyaç duyulan sağlık araç gereçlerini de o alanda temin etmeleri zorunlu olmaktadır. Bu tür durumlarda hastanede sorumlu olan kişiler müdürler ve nöbetçi tabipler olmaktadır. Tazminat davalarını açarak haklarını almak isteyen kişilerin davalarını hastane yönetimlerine, sorumlu müdürlere veya nöbetçi tabiplere karşı açması mümkün oluyor.

Aşırı Ücret Talep Eden Sağlık Kurumlarına Karşı Açılan Davalar

Sağlık mevzuatlarında yapılan düzenlemelerde sağlık kurumlarının yaptıkları sağlık hizmetleri karşılığında ne kadar bir ücret talep edecekleri hakkında net yargılara varılmamıştır. Bu durumda hastaların farklı fiyatlarla karşılaşmasının önüne geçmek için bir standardın belirlenmemiş olması bazı sağlık kurumlarının kötü amaçlı davranarak ekstra ücretler talep etmesi durumunu da ortaya menfaatiyor. Her ne kadar hastanelerin günlük yatak ücretleri için belirli bir limit Özel Hastaneler Tüzüğü ile özel hastaneler kapsamında belirlenmiş olsa da hastanelerin tedaviler sırasında yapılması zorunlu olmayan hizmetleri vermesi ile beraber yüksek ücretler talep etmesi söz konusu olabiliyor. Çoğu zaman tahliller, ameliyat şartları için gerekli araç gereçlerin temin edilmesi, ilaçların fiyatları masrafların ücretlere dahil edilmesi ile kişilerin ekstra yüklerle karşılaşması söz konusu olmaktadır. Hatta hastaneler yapmadıkları prosedürler ve vermedikleri sağlık hizmetleri için de bazı zamanlar ekstra ücretleri faturalara yansıtabiliyorlar. Özellikle tedavilerin yapılmış olandan çok daha çok yapılmış gibi faturalara yansıtılması hastaların hiç beklemediği faturalarla karşılaşmasının yolunu açmaktadır. Gerekli yasal düzenlemenin oluşturulmaması ile beraber bu hususta kötü amaçlı kişilerin daha rahat bir biçimde davranması söz konusu olurken sağlık hizmetlerinde etik kurallarına göre kişilerin kesinlikle bilgi alması sağlanmalıdır. Tedavi ücretleri ile ilgili bilgili olmayan hastaların karşılaştıkları rakamlara itiraz etmek ve haklarını geri alabilmek adına maddi tazminat isteğinde bulunması söz konusu olabiliyor.

Sağlık alanını ilgilendiren dava konularının hemen hemen hepsinde doktorların ya da hastanenin sebep olduğu kusurlarla istenmeyen durumların ortaya çıkması söz konusu olduğunda Türk Ceza Yasası tarafından ortaya konmuş maddeler dikkate alınarak bir karar verilmesi sağlanmaktadır. Ancak ücretlerin hastane tarafından şişirildiği ve aşırı ücretlerin talep edildiği durumlarda kişilerin Borçlar Yasası hükümlerine göre haklarını talep etmesi söz konusu oluyor. Bu yasalarla sağlık alanı içinde haksız fiil olarak belirlenmiş durumların kişilerin kendilerine ait olaylarında meydana gelmesinin ardından hak aranması sürecine davalarla aracılık edilmesi sağlanmalıdır. Yine Borçlar yasası dahilinde kişilerin vekillik sözleşmelerine ve vekaletsiz iş görmeye ilişkin ortaya çıkan haklarının talep edilmesini sağlaması da söz konusu olabiliyor. Benzer dava konuları karşısında taraf konumuna düşen kişilerin aynı zamanda Sağlık Mevzuatındaki hükümlere de dikkat ederek işlemlerin yapılmasını sağlaması gerekmektedir.

Son yıllarda sayıları azalmış olsa da özel hastaneler başta olmak suretiyle birçok sağlık kurumunun tedavi veya hastane ücretlerini ödemeyen hastaları rehin etmesi durumu da tazminat isteklerinin alınmasında yeterli bir neden sayılabilmektedir. Bu durumlarda hastanenin kendilerine sağlık hizmeti almak üzere gelen hastaları netlikle bilgilendirmesi ve hastaların isteklerine makul bir biçimde hareket etmesi gerekiyor. Örneğin, acil bir vaka olarak hastaneye gelen kişinin ilk önce sağlık etiği gereği tedavisinin yapılması gereklidir. Bunun sonrasında daha ayrıntılı tedavilerin kendisine ne kadara mal olacağı ile ilgili bilgi verilmeli ve bu rakamı yüksek bulan hastaların kamu hastanelerine sevk edilmek istediklerini ifade ettikleri anda da özel hastaneler tarafından acil bir biçimde sevk prosedürlerinin yapılması sağlanmalıdır. Yasalarla ve kanunlarla suç olduğu net bir biçimde belirtilmiş olan bu durumlarla karşılaşan kişilerin kesinlikle Cumhuriyet savcılıklarına müracaat ederek haklarını talep etmesi gereklidir. Hasta hakları konusu ile ilgili bilgili olan kişilerin sağlık hizmetlerini başarı ile alması ve olası zararlarını temin etmeleri mümkün olmaktadır.

Doktor Hatası Nedeniyle Tazminat Davası – Yargıtay Kararları

SEZARYEN AMELİYATI SIRASINDA GAZLI BEZ UNUTULMASI NEDENİYLE MANEVİ TAZMİNAT

T.C. Danistay 15.Dairesi Esas: 2015/1411 Karar: 2016/72 Karar Tarihi: 21.01.2016

İŞLEM İPTALİ İSTEMİ – USUL HÜKÜMLERİNE UYULMAMIŞ OLUNMASI SEBEPLERİNDEN DOLAYI İNCELENEN KARARI BOZULACAĞI KURALI – HÜKMÜN ONANMASI

ÖZET:İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Kararın Bozulması” başlıklı maddesinin. fıkrasında; temyiz incelemesi sonucu Danıştayın; a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerine uyulmamış olunması nedenlerinden kaynaklı incelenen kararı bozacağı kuralına yer verilmiştir. Dosyadaki belgeler ile temyiz istekçesindeki iddiaların incelenmesinden, temyiz istemine konu kararın hukuka ve usule makul olduğu, kararın bozulmasını gerektirecek yasal bir nedenin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

“yapılan sezaryen ameliyatında unutulduğu, cerrahi operasyonlardan sonra genel olarak yapılan ameliyat kesisini kapatmadan önce kullanılan malzemelerin sayımının ilk önce ameliyat hemşiresi tarafından yapılıp kayda alınması, ameliyat bitiminde ameliyatı yapan doktor ve ameliyat hemşiresi tarafından tutanağın imzalanması gerektiği, kişinin operasyon bölgesinde gazlı bez (spanch) unutulması olayında gazlı bez sayımını doğru yapmayan ameliyat hemşiresinin programının tıp kurallarına makul olmadığı, operasyondan sorumlu cerrahın ise ameliyat sahasının kapatmadan önce yeterli denetimi yapmamasının bir kusur olduğu konularının Adli Tıp raporuyla belirleme edilmesi karşısında, sağlık hizmetleri gibi bir an olsun aksamaması gereken bu hizmetin kuslinku olarak yürütüldüğü gerekçesiyle manevi tazminat isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi yolunda verilen kararın, taraflarca aleyhlerine dair hükümler yönünden hukuka makul olmadığı ileri sürülerek temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.”

SAĞLIK HİZMETİNİN KUSURLU İŞLEMESİ, PATOLOJİ SONUÇLARININ KAYBOLMASI, TAZMİNAT

T.C. Danistay 15.Dairesi Esas: 2015/534 Karar: 2016/990 Karar Tarihi: 18.02.2016

MANEVİ TAZMİNAT İSTEMİ – SAĞLIK HİZMETİ SUNUMUNUN KUSURLU OLDUĞU SONUÇ VE KANAATİNE VARILDIĞI – DAVACILAR LEHİNE MANEVİ TAZMİNATA HÜKMEDİLMESİ GEREĞİ – HÜKMÜN BOZULDUĞU

ÖZET: Davacıların çocuğunun, meningomyelosel hastası olarak doğumunda davalı idarenin eksikliği bulunmamakta ise de; davacıların gebelik muayenesi için davalı idareye bağlı hastaneye başvurularında yeterli anamnezinin alınarak kayıt altına alınmadığı, şikayetlerine yönelik ileri tetkik ve takip konusu ile ilgili yönlendirilmediği, gebelik takibinde gerekli özenin gösterilmediği, bu yönleriyle sağlık hizmeti sunumunun kuslinku olduğu sonuç ve düşüncesine varıldığından, davacıların maruz kaldığı acı, elem ve üzüntünün hafifletilebilmesi amacıyla davacılar lehine manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, manevi tazminat isteminin reddi yolunda verilen Mahkeme kararının bu kısmında hukuki isabet görülmemiştir.

DOKTOR HATASINA DAYALI TAZMİNAT DAVALARINDA HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRELER

Danıştay 15. Daire Başkanlığı Esas No : 2014/9725 Karar No : 2016/128

İdari eylem, idarenin fonksiyoni sırasında bir hareketi, bir olayı, bir tutumu; idari karar ve prosedürle ilgisi olmayan, diğer bir deyişle öncesinde, temelinde bir idari karar ya da prosedür olmayan salt maddi tasarrufları anlatır.
Yasayla öngörülen tam yargı davaları idari eylem sebebiyle uğranılan zararın tazminini ifade etmektedir. Bu nedenle tam yargı davasının açılabilmesi için eylemin idariliğinin ve neden olduğu zararın ortaya çıkması zorunludur.
Söz konusu eylemlerin idariliği ve doğurduğu zarar bazı durumlarda eylemin yapılmasıyla beraber ortaya çıkarken, bazı durumlarda de çok sonra, değişik araştırma, inceleme ve hatta ceza yargılamaları sonucu ortaya çıkabilmektedir.

Özellikle kamu görevlilerinin idari bir tasarruf yaparken, mevzuatın, üstlendiği ödevin ve yürüttüğü hizmetin kural, usul ve gereklerine aykırı olarak, kendisine izafe edilebilecek boyutta ve şekilde, yalnız gene de resmi yetki, görev ve imkânlardan faydalanarak, onları kullanarak hareket ettiği, bu nedenden dolayı de idaresinden tamamiyle ayrılmasını engel olan ve engel olan görev kuslinkarı sebebiyle doğan zararların tazmini istemiyle açılacak tam yargı davalarında eylemin idariliği, bazı durumlarda ceza davalarıyla personelin kişisel eksikliği sonucu mu, yoksa görev eksikliği sonucu mu zararın ortaya çıktığının belirlenmesinden sonra saptanabilmektedir.

Aynı Yasanın “Doğrudan Doğruya Tam Yargı Davası Açılması” başlıklı 13. maddesi 1. fıkrasında, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce bu eylemleri yazılı bildirim üzerine ya da diğer suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve herhalde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye müracaat ederek haklarının yerine getirilmesini istemelerinin gerekli olduğu; bu arzuların kısmen ya da tamamiyle reddi durumunda bu husustaki prosedürün tebliğini izleyen günden itibaren ya da arzu ile ilgili altmış gün içinde yanıt verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava açma süresinde dava açılabileceği kurala bağlanmıştır.

Bu itibarla, 2577 sayılı Yasa’nın 13 üncü maddesinde öngörülen sürenin eylemin idariliğinin ortaya çıktığı tarihten itibaren hesaplanması zorunludur. Aksi yorumun zarara yol açan eylemin idariliğinin ortaya çıkmasıyla kullanılması mümkün olan dava açma hakkını ortadan kaldıracağı, hak arama özgürlüğüyle bağdaşmayacağı açıktır.

Hak arama özgürlüğü, haklarının ihlal edildiğini ileri süren bireylerin, ihlalin durdurulması ve olumsuz etkilerinin giderilmesi maksadıyla yetkili makamlara başvurma hakkını ihtiva etmektedir. Bu nedenle hak arama özgürlüğünü sadece mahkemelere başvurma hakkıyla sınırlamamak gerekmektedir. Zira ihlalin niteliği de göz önüne alındığında, ihlalin olumsuz etkilerinin giderilmesi yolunda bir karar verebilecek idari makama da müracaat yapılabilecektir. Nitekim Anayasanın 40. maddesi ile “ Anayasa ile tanınan hak ve Hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. ” hükmü bu durumu destekler nitelikte olan temel normlardandır.

SAĞLIK HİZMETİNİN KUSURLU İŞLEMESİ, PATOLOJİ SONUÇLARININ KAYBOLMASI, TAZMİNAT

Danıştay 15. Daire Başkanlığı  Esas No : 2015/613 Karar No : 2016/150

Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın, zenginleşmeye yol açmayacak biçimde belirlenmesi gerekiyor ise de, tam yargı davalarının niteliği gereği takdir edilecek miktarın bunun yanı sıra idarenin eksikliğinun ağırlığını ortaya koyacak bir miktarda olması gereklidir. Manevi tazminat, evrensel hukukta eski kalıplarından menfaatilarak caydırıcılık nedenu da ön plana alınmaktadır.

Gelişen hukuktaki bu yaklaşım, kişilerin vücuduna ve ruhuna karşı yöneltilen haksız eylemlerde, tatmin olma duygusu yanısıra caydırıcılık uyandıran oranlarda manevi tazminat takdir edilmesi gereğini de ortaya koymakta ve vücut tümlüğü yanısıra ruh sağlığını da içeren kişi haklarının önemini vurgulamaktadır. Manevi tazmin ile amaçlanan yalnızca bir nebze olsun rahatlama duygusu vermek değil, hizmet eksikliğiyla zarar veren idareyi, gerekli dikkat ve özeni gösterme konusu ile ilgili etkili şekilde uyarmaktır.

Dava konusu olayda, davacılar yakınından alınan ve patolojik incelemeye gönderilen doku örnek olarakin Patoloji Laboratuvarına ulaşmaması ve patolojik incelemesinin yapılmaması, beyin metastası melanomasına bağlı beyin koması sebebiyle vefat eden davacılar, nezdinde, sağlık programlarının kuslinku işletildiği konusunda yaratılan şüphe ve ruhsal çöküntü manevi tazmin isteğinin karşılanması gereğini ortaya koymaktadır.