Denkleştirme Davası

Türk hukuk sistemi çerçevesinde miras uygulamalarında denkleştirme davası, miras bırakan kişinin sağlığı sürecince, mirasçının kendisinden karşılık beklemeden almış olduğu malları ve kıymetleri aynı şekilde ya da karşılığını geri vermesinden ve bunların mirasın taksimi esnasında hesaba dahil edilmesi işlemi için uygulanmaktadır.

Mirasta denkleştirme yani iade, miras bırakmış olan kişinin ilk olarak alt soyları arasında miras pay eşitliğinin oluşturulmasına, daha geniş şekilde tüm mirasçılar arasında eşitliğin yani denkliğin oluşturulmasını sağlamaya dair bir amaç ile uygulanmaktadır. Denkleştirme işlemlerinin ana hedefi yasal mirasçılar arasında miras bırakmış kişinin hayatta olduğu dönem içerisinde birisine veya bazı kişilere yönelik gerçekleştirdiği kazanımlar ile dağılan eşitliği, tekrar uygun duruma getirilebilmesi doğrultusundadır.

Mirasta denkleştirme davası, kanundan ya da miras bırakan kişinin kendi iradesinden oluşan bir borç yükümlülüğü teşkil eder. Denkleştirme borçlusu kanun çerçevesinde miras bırakan kişinin hayatını kaybetmesi sırasında yasal mirasçılık sıfatına sahip ve kendisinden denkleştirmeye yönelik kazandırma edinmiş olan kişidir. Bu çerçevede de hukuk kuralları çerçevesinde denkleştirme borçlusu olabilmek için mirasın yasal geçişi esnasında yasal mirasçı olunması yeterli görülmektedir.

Atanan mirasçılara, miras bırakan kişinin hayatta olduğu dönem içerisinde denkleştirmeye ilişkin bir kazanım oluşturmuş durumda ise yasal mirasçılara karşı iade borçlusu yani denkleştirme borçlusu olarak görülmezler.  Fakat atanan mirasçı bunun yanı sıra yasal mirasçı sıfatına sahip ise gerçekleştirilen kazanıma kendi miras payına gerçekleştirilmekte olunan hareket ile denkleştirme borçlusu haline gelir.

Yasal denkleştirme, miras bırakmış olan kişinin tersine açık bir şekilde beyanda bulunmadan alt soya gerçekleştirilmiş olunan kazanımların kanun kapsamında denkleştirmeye tabi olması gerekiyor. Yasal denkleştirme davası borçluluğu, miras bırakmış kişinin çocukları açısından ziyade mirasçılık sıfatını kazanan her bir alt soy açısından gündeme gelir. Evlatlık ve alt soyu da bu şekilde kapsamı dahiline almaktadır. Alt soy haricindeki tüm yasal mirasçılara gerçekleştirilen kazanımların denkleştirme kapsamına alınabilmesi açısından denkleştirmenin miras bırakmış kişi tarafından talep edilmiş olması gerekiyor.

Miras bırakan kişinin denkleştirme ile ilgili olarak olumlu ya da olumsuz şekilde yapacağı beyanı, maddi yönden bir ölüm ile bağlı tasarruf konusu teşkil etmektedir. Miras bırakan kişinin beyanının geçerliliği vefata bağlı tasarruf biçimlerinden herhangi birisine uygunluk taşıyor olması zorunluluğu bulunmamaktadır. Kazandırıcı işlem bir biçime bağlı olsa dahi, miras bırakan kişinin bir iradesi biçime bağlı değildir.

Miras Bırakan Tarafından Yapılan Kazanımın, Denkleştirmeye Tabi Olması İçin Şartlar Nelerdir?

Miras bırakan kişi tarafından gerçekleştirilen kazanımların, denkleştirme davası konusu olması ve denkleştirmeye tabi olabilmesi açısından gereklilik arz eden şartlar ise;

*Miras bırakan kişinin karşılık bulunmadan bir kazanımı bulunması

*Kazanımın yaşamdaki kişiler arasında bir niteliğe sahip olması

*Kazanımda miras bırakan kişiden kendi malvarlığına yapılması

*Kazanımın kazandırmadan faydalanan yasal mirasçıların miras payına uygun olarak gerçekleştirildiği miras bırakan kişinin iradesinden belirlenebilir olması gerekmektedir.

Yargıtay Kararları – Denkleştirme Davası

T.C. YARGITAY 8.Hukuk Dairesi Esas:  2013/21910 Karar: 2014/16475 Karar Tarihi: 19.09.2014

TASARRUFUN İPTALİ DAVASI  – BANKALARDAKİ HESAPLARDA BULUNAN PARALAR İLE BAĞIMSIZ BÖLÜM BAKIMINDAN MİRASTA DENKLEŞTİRME MURİSİN ÖLÜMÜNDEN SONRA EDİLEN DÜKKAN YÖNÜNDEN

TMK’nun 669.maddesine dayalı mirasça denkleştirme da­vasının konusu ise; miras bırakanın sağlığında mirasçıya karşılıksız yaptığı kazandırmalar olacağını, taşınmazların muristen değil, üçüncü kişilerden alın­dığını, banka kayıtlarına göre muris ile davalının müşterek hesap açtıklarını gösterdiği ve bunların mirastan iadeye tabi bulunduğu davacılar tarafından kanıtlanamadığına…”