Boşanma Davası Ve Kararları

Boşanma, toplumdan topluma hatta kişiden kişiye değişen bir kavram olmakla birlikte hemen herkesin üzerine bir fikir beyan ettiği bir kurumdur. Geçerli olarak kurulan evliliğin, kanunda öngörülen sebeplere dayanarak mahkeme kararı ile sona ermesine boşanma denir. Bir şekilde, usulüne uygun kurulmuş olan bir dünyanın yıkılmasının adına boşanma diyebilir miyiz? Ya da bunun daha güzel ve daha sağlıklı bir hayata erişmek için bir kapı olarak görebilir miyiz? Boşanmayı gerektiren hallerin varlığı ve dayandığı gerekçeler bir hayli fazladır. Burada bilmemiz gerek şey şu ki; bugün, birçok toplumda evlilikten daha çok boşanma kurumu konuşulmaktadır.

Başta bu kurumun toplumdan topluma değiştiğini söylemiştik. Öyle ki bazı kesimde –ki özellikle X. Yüzyıldan sonra Katolik Kilise Hukukunda- boşanma, kabul görülmeyen bir görüştür. Örneğin İrlanda, halaboşanmayı reddeden bir sisteme sahiptir. Ülkemize bakıldığındaysa bu artık kabul görmenin de ötesinde sıradanlaşmıştı. Evlenmek kadar boşanmak da tabi bir hadise haline gelmişti.

Boşanma Davası Sebepleri Ve Örneği

Boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurlu bulunduğunun kanıtlanması gerekir. Kusur İlkesi arasında şunlar sayılabilir:

  • Zina
  • Hayata kast
  • Pek kötü ve onur kırıcı davranışlar
  • Suç işleme
  • Tek etme ya da edilme

Üçüncü bir ilke ise Evlilik Birliğinin Sarsılması İlkesidir. Bu ilkede boşanmak için kusur zorunlu değildir. Bu konunun detaylarını “Evlilik Birliğini Sarsan Davranışlar” isimli makalemizde okuyabilirsiniz. Dördüncü olarak da Elverişsizlik İlkesini söyleyebiliriz. Eşlerden biri bedensen ya da ruhsal bozukluk sebebiyle yükümlülüklerini yerine getiremiyorsa boşanmaya hükmedilebilir. Elverişsizlik İlkesine şunları örnek olarak verebiliriz:

  • Akıl hastalığı
  • İktidarsızlık
  • Cinsel sapıklık
  • Kısırlık
  • Bulaşıcı ve iğrenç hastalık
  • Gelecek soylar için tehlikeli hastalıklar
  • Alkolizm

Boşanma Davası Hakkında Bilgi

Eylemli Ayrılık İlkesidir. Eşler uzun süredir ya da eylemli olarak uzun zamandır bir araya gelmemişlerse boşanma gerçekleşir. Zira eşlerin bu şekilde ayrı yaşamaları birlikte yaşamaya isteklerinin kalmadığının göstergesidir. Eşler yeni bir yaşam sürme olanağını elde etmiş kadar uzun zaman yaşamış olmaları gerekmektedir. Bu durumda boşanmaya hükmedilir.

Boşanma her ne kadar doğal bir süreçmiş gibi görülmeye başlansa da, onun zihinlerde uyandırdığı çağrışımlar pek olumlu olmuyor. Zira boşanma hadisesi yeni bir yaşama açılan penceredir ve bu pencereden karı, koca ve varsa çocuk ya da çocuklar ayrı ayrı bakarlar.

Boşanma sürecinden önce ortak çocuğun kararı, istekleri ve bu durumdan doğacak olan psikolojisi de göz ardı edilmemelidir. Toplumun bu en küçük fakat en mühim kurumunun bozulmasından ziyade eşlerin birlik, beraberlik, huzur ve güven içinde evliliklerini devam ettirmeleri hepimizin temennisidir. Aile, kutsal bir kurumdur ve bu kutsiyeti korumak eşlerin en temel görevidir.

Boşanma Davalarında Verilen Boşanma Kararları

1. Terk Nedeniyle Boşanma Davası Örnek Karar

Mahkemece, boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda; davacı erkeğin ortak konutu terk etmek suretiyle birliğin devamını mümkün kılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davalı kadın süresinde davaya cevap vermemiştir. Bu nedenle müşterek konutu terk etme eylemi davacı erkeğe kusur olarak yüklenemez. Davalı kadının da boşanmayı gerektirir kusurlu bir eylemi dosya kapsamından ispatlanamamıştır. Bu durumda mahkemece davanın reddine karar verilmesi sonucu itibariyle doğru olup, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden boşanmanın reddine ilişkin hükmün kusura ilişkin gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

2. Sadakatsizlik Nedeniyle Boşanma Davası Örnek Karar

Mahkemece, “davacı-karşı davalı erkeğin başka bir kadınla yaşadığı, bu ilişkiden bir çocuğun olduğu, sadakatsiz davrandığı bu sebeple kendi kusuruna dayanarak boşanma talep edemeyeceği” gerekçesiyle davacı-karşı davalı erkeğin boşanma davasının reddine karar verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden; davacı-karşı davalı erkeğin 26.06.2014 tarihinde boşanma davası açtığı, davalı-karşı davacı kadının ise 2014 tarihinde karşı boşanma davasını açtığı, davalı-karşı davacı kadının yargılamanın devamı sırasında

2014 tarihinde açtığı boşanma davasından feragat ettiği ve bu sebeple kadının boşanma davasının feragat sebebiyle reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Davalı-karşı davacı kadının boşanma davasından feragat etmesi sebebiyle davacı-karşı davalı erkekten kaynaklanan kusurlu davranışları affettiğinin kabulü gerekir.

Bu sebeple eldeki boşanma davasında davacı-karşı davalı erkeğe kusur yüklenemez. Yapılan soruşturma ve toplanan delillerle; davalı-karşı davacı kadının ortak çocukların babalarına karşı olumsuz tavır ve davranışlar göstermeleri konusunda etkilediği, ortak çocuklardan kızlarının nişan töreni konusunda eşine bilgi vermediği, eşinin ailesine karşı olumsuz tutum ve davranışlar sergilediği, onlara hakaret ettiği ve muska yaptırmak istediği anlaşılmaktadır. Boşanmanın reddi kararı yanlış olmuştur.

3. Kusur Sebebiyle Boşanma Davası Örnek Karar

Mahkemece erkek tam kusurlu kabul edilerek kadının boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden, davalı-davacı erkeğin mahkemece belirlenen ve gerçekleşen kusurlu davranışları yanında davacı-davalı kadının da eşine “ya ailen ya ben” diye baskı yaptığı, erkeğin ailesine sizi istemiyorum, sevmiyorum dediği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen duruma göre boşanmaya neden olan olaylarda taraflar eşit kusurludur. Eşit kusurlu eş yararına tazminat verilemez. Kadın yararına Türk Medeni Kanununun 174/1. maddesi koşulları oluşmamıştır. Gerçekleşen duruma göre, davacı-davalı kadının maddi tazminat talebinin reddi gerekirken, hatalı kusur belirlemesi sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.

4. Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Davası Örnek Karar

Mahkemece, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında davacı-karşı davalı erkeğin ağır kusurlu olduğu kabul edilerek, tarafların boşanmalarına karar verilmiş ise de, tarafların mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışlarına göre, boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu olduklarının kabulü gerekir. O halde davacı-karşı davalı erkeğin ağır kusurlu olduğunun kabul edilmesi ve bu hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak davalı-karşı davacı kadın lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi doğru bulunmamıştır.

Davalı-karşı davacı kadının oğlu annesinin muhasebeci olarak çalıştığını beyan etmiştir. Mahkemece kadının çalışıp çalışmadığı, çalışıyor ise işinin düzenli ve sürekli olup olmadığı, gelir elde ediyorsa bu gelirin kendisini yoksulluktan kurtarıp kurtarmayacağı araştırılıp sonucu uyarınca yoksulluk nafakası hakkında karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.