Boşanma Davalarında Nafaka Nasıl Alınır

Boşanma Davalarında Nafaka ve Nafakanın Türleri

Boşanma davasının ardından getirdiği birtakım önemli hüküm ve yeni sonuçların olduğunu dile getirmiştik. Boşanma davası sadece eşlerin aralarındaki hukuki birliği bitirmekle kalmayıp yeni hüküm ve sonuçlar hatta sorumluluklar ve yükümlülükler yüklediği bir davadır. Boşanma davasının sonuçlarından biri olan nafaka da bu yeni yükümlülüklerden bir tanesidir. Nafaka kanun koyucunun türüne göre kişiyi ekonomik anlamda korumak için diğer taraftan aldığı bir miktar para bedelidir. Eğer tarafların eşleri bulunuyorsa ve velayeti alan tarafa çocuklar için diğer taraf belli aralıklar ile bir miktar para veriyorsa buna iştirak nafakası denir.

İştirak nafakası çocukların okul hayatı, eğitim öğretim hayatının ve diğer sosyal hayatının devamlılığı için diğer eşe olan yardımdır. Bu nafakanın altında yatan sebep eşlerin birbirleri arasındaki hukuki bağın bitmesine karşın çocuklarına olan bağın ve sorumlulukların devam ettiğini ifade etmesidir.

Tedbir nafakası ise hakimin resen boşanma davası süreci içinde ekonomik anlamda sıkıntıya düşen tarafa diğer tarafın ekonomik sıkıntıya girmemesi ve hayatının zorunlu ihtiyaçlarını karşılaması için vermesini hükmetti belli bir miktar para.

Yoksulluk nafakası ise boşanma davası sonucu yine ekonomik anlamda güçlü taraftan ekonomik olarak güçsüz tarafa hayatını devam ettirebilmesi ve zorunlu ihtiyaçlarını karşılayabilme yetisine sahip olabilmesi için hükmedilen paradır.

Nafaka sistemi tazminat sisteminden farklı olarak kusurlu tarafında istemde bulunabileceği bir türdür. Nafaka türlerine baktığımızda hakimin resen yani kendiliğinden görevi gereği hükmettiği nafaka bedelleri olduğu gibi tarafın istem olmadan hükmedemeyeceği yani taraflardan birinin isteği üzerine hükmedebileceği nafakalar vardır.

Boşanma Davalarında Nafaka Nasıl Talep Edilir?

Tedbir nafakası ve iştirak nafakası hakimin görevi gereği ekonomik gücü daha iyi olan taraftan kusurlu olup olmadığı önemsiz diğer tarafa yardım etmesi ve eğer çocukların velayeti yine o kişi deyse çocuğun hayatının devamının kolaylaşması için ödemesini hükmeder. Taraflardan birinin bunu istemesi gerekmez çünkü hakim zaten bunu görevi gereği yapmak zorundadır.

Yoksulluk nafakası ise  diğerlerine göre daha farklıdır. Burada taraflardan birinin yoksulluk nafakası isteminde bulunmaması takdirde hakim yoksulluk nafakasına hükmedemeyecek tir. Bu nedenle yoksulluk nafakası isteyen taraf boşanma davası sırasında yoksulluk nafakası isteminde bulunduğunu hakime hukuki sürecin gerektirdiği şekilde avukatı aracılığı ile veya kendisi bildirmesi gerekecektir.

Yargıtay Kararı – Boşanma Davalarında Nafaka Nasıl Alınır

T.C. YARGITAY 3.Hukuk Dairesi Esas: 2016/5118 Karar: 2016/9798 Karar Tarihi: 23.06.2016

NAFAKA DAVASI – MAHKEMECE ASIL DAVADA DAVACI KADININ YOKSULLUK NAFAKASI ARTIRIM TALEBİ YÖNÜNDEN ARTIŞ ORANI DİKKATE ALINMAK SURETİYLE DAVACI LEHİNE HÜKMEDİLECEK YOKSULLUK NAFAKASININ BELİRLENMESİ GEREKTİĞİ – EKSİK İNCELEME

ÖZET: Mahkemece; asıl davada davacı kadının yoksulluk nafakası artırım talebi yönünden … yayımladığı … artış oranı dikkate alınmak suretiyle davacı lehine hükmedilecek yoksulluk nafakasının belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ve değerlendirme ile hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

…nın 331. maddesi gereğince durumun değişmesi halinde hakim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler. Yasada nafakanın yeniden belirlenebilmesi için belli bir zamanın geçmesi aranmamıştır. Buna göre, mahkemece iradın arttırılması için ya tarafların mali durumlarının değişmesi ya da hakkaniyetin artırımı zorunlu kılması gerekmektedir.

Artırım davasında; tarafların ekonomik ve sosyal durumlarındaki değişikliğin, önce kurulan dengeyi bozup bozmadığı göz önünde bulundurulmalıdır. Bu nedenle mahkeme, nafaka alacaklısının ihtiyaçlarını karşılayacak, nafaka yükümlüsünün gelir durumu ile orantılı olacak şekilde hakkaniyet ölçüsünde nafakayı artırmalıdır.

Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamasına göre; nafaka alacaklısı kadının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir ve giderinde, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası …n yayınladığı … oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır.

Tarafların sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, ekonomik göstergelerdeki değişiklikler ve … yayımladığı …artış oranları dikkate alındığında asıl davada davacı kadın lehine hükmedilen yoksulluk nafakası miktarı fazla olup doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

Hal böyle olunca mahkemece; yukarıda açıklanan ilke ve esaslar dikkate alınmak suretiyle asıl davada davacı kadının yoksulluk nafakası artırım talebi yönünden … yayımladığı … artış oranı dikkate alınmak suretiyle davacı lehine hükmedilecek yoksulluk nafakasının belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ve değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

Sonuç: Yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince bozulmasına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 23.06.2016 tarihinde oy birliği ile karar verildi.