Bayilik Sözleşmesi Nasıl Hazırlanır

Madde 1- Taraflar;

Bir yanda …… …….. (bundan sonra ŞİRKET olarak anılacaktır) ile diğer yanda …… ……. (bundan sonra Bayi olarak anılacaktır) aşağıdaki koşullarla aralarında bir bayilik anlaşması yapmayı kabul etmişlerdir.

Madde 2- Sözleşmenin Konusu;

Sözleşmenin konusu ŞİRKET tarafından üretilen ve/veya dağıtımı yapılan ürünlerle ilgili Bayilik verilmesidir.

Madde 3- Bölge;

3.1.
3.2.
3.3.
3.4.  Bayi, sözleşme konusu malları sadece ŞİRKET’ten veya bayilerinden alacaktır.

Madde 4- Satış Hedefleri;

Madde 5- Alt Bayilik;

Madde 6- Bölgenin Daraltılması;

Madde 7- Rekabet Yasağı;

Madde 8- Reklamlar;

Madde 9- Siparişler ve Teslim;

Madde 10- Kalite Garantisi;

Madde 11- Sözleşmeden Doğan Hakların ve Borçların Devri;

Madde 13- Bayinin Dağıtımda Teknik Standartlara Uyma Zorunluluğu;

Madde 14- Şişe ve Kasa Depozito Bedelleri;

Madde 15- Ödeme Şartları;

Madde 16- Denetim ve Yardım;

Madde 17- Sözleşmenin Süresi;

Madde 18- Sözleşmenin Feshi;

Madde 19- Haklı Sebeplerle Fesih;

Madde 20- Diğer Sebeplerle Sözleşmenin Feshi;

Madde 21- Uyuşmalık Halinde Etkili Mahkeme ve İcra Dairesi;

Madde 22- Tarafların adresleri aşağıda isim ve unvanları yanında yazılı olan adreslerdir. Bu adresler tarafların yasal yerleşim yeri olarak kabul edilir. Taraflar arasındaki her türlü ihbar ve ihtar bu adreslere yapılmakla geçerli olarak yapılmış sayılır.

ŞİRKET VEKİLİ AV.İLKAY UYAR KABA                                                                              BAYİ

Yargıtay Kararı – Bayilik Sözleşmesi Nasıl Hazırlanır

T.C. YARGITAY 19.Hukuk Dairesi Esas:  2014/1853 Karar: 2014/13693 Karar Tarihi: 17.09.2014

TAZMİNAT DAVASI – DAVALI YANIN BAYİLİK SÖZLEŞMESİNİ SÜRESİNDEN ÖNCE FESHİNİN HAKSIZ OLDUĞU – DAVA DİLEKÇESİNDEKİ FAİZ TALEBİ TİCARİ FAİZ İKEN HÜKÜM ALTINA ALINAN ALACAK KALEMLERİNE TALEBİ AŞACAK ŞEKİLDE FAİZ UYGULANMASININ İSABETSİZLİĞİ

ÖZET: Mahkemece davalı yanın bayilik sözleşmesini süresinden önce feshinin haksız olduğunun ve davacının bayilik sözleşmesinin 21.maddesi uyarınca hem cezai şart, hem de kar mahrumiyeti isteyebileceğinin kabulünde bir isabetsizlik yok ise de, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, davacının aynı bölgede yeni bir istasyon kurup kurmadığı, yeni bir bayi ile sözleşme yapıp yapmadığı, yeni istasyon kurulmamış ve yeni bir bayilik sözleşmesi imzalanmamış ise aynı bölgede bunların yapılması için gerekli makul sürenin ne olacağı, davacının bu süreler için kar mahrumiyeti isteyebileceği hususları araştırılmadan kar mahrumiyeti alacağının kabulünde isabet görülmediği gibi davacının dava dilekçesindeki faiz talebi ticari faiz iken hüküm altına alınan alacak kalemlerine talebi aşacak şekilde faiz uygulanması da isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir. (6098 S. K. m. 179)

818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 158. maddesinin başlığı “cezai şart” iken 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “Ceza Koşulu” başlığı altında üç çeşit ceza koşulu düzenlenmiştir. Bunlar öğretide ortaya atılan kavramlara göre seçimlik ceza koşulu (TBK. md. 179/I), ifaya eklenen ceza koşulu (TBK md. 179/II) ve ifayı engelleyen ceza koşulu (dönme cezası) (TBK md. 179/III) dur.

Akaryakıt bayilik sözleşmelerinde (veya sözleşme eki taahhütnamelerde) yer alan “yıllık asgari alım taahhüdü”ne uymama halinde öngörülen ceza koşulu (cezai şart) hükümleri TBK’nun 179/II. (BK. md. 158/II) maddesindeki ifaya ekli ceza koşulu (cezai şart) niteliğinde olduğundan burada bu tür ceza koşulu üzerinde durulması gerekmektedir.

TBK’nun 179/II maddesine göre; “ceza borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkca feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.”

Anılan yasa hükmünden de açıkça anlaşılacağı gibi, ifaya eklenen ceza koşulunda, şart gerçekleştiği takdirde alacaklı, hem ifayı hem de cezayı talep edebilecektir. Buna öğretide “taleplerin birleşmesi” veya “toplanması” denmektedir. TBK, “borcun belirlenen zamanda veya yerde ifa edilmemesi” hali için kararlaştırılmış ceza koşulunun, ifaya eklenen ceza koşulu niteliğinde olacağına dair bir karine koymuştur. Bu iki olasılık dışında kalacak eksik ifa hallerinde TBK’nun 179/II. md. değil, 179/I. md. hükmü uygulanacaktır. Zira, Kanun, 179. maddenin ikinci fıkrasında bütün eksik ifa hallerini değil, bunlardan sadece zaman veya yer itibariyle aykırılık teşkil edenlerin ifaya eklenen ceza koşulu olduğunu kabul etmiştir. TBK’nun 179/II. md. hükmü emredici yapıda olmayıp düzenleyici nitelikte olduğundan taraflar, yukarıda belirtilen iki hal dışında kalan eksik ifalarla, bütün ifa etmeme hallerinde de ifa ile birlikte cezai şartın istenebileceğini kararlaştırabilirler. (Bkz. Tunçomağ Kenan; age sh. 875 vd.; Eren Fikret age sh. 1173 vd. ; Kılıçoğlu M. Ahmet age sh. 579 vd.; Günay Cevdet İlhan, Cezai Şart Ankara 2002 sh. 83 vd.; Uygur Turgut; Açıklamalı – İçtihatlı Borçlar Kanunu Genel Hükümler, İkinci Cilt 1990 sh. 740)

TBK.’nun 179/II. maddesine göre, iki halde alacaklı, ceza koşulunu isteyemez. Eğer alacaklı, ceza koşulunu isteme hakkından açıkça vazgeçmişse artık bu yönde bir talepte bulunamaz. Diğer yandan alacaklı, çekince koymadan ifayı kabul etmiş veya sözleşmeden doğan edimlerini ifa etmeye devam etmişse bu takdirde de ceza koşulunu isteyemez. Örneğin; beş yıl süreli bir “akaryakıt bayilik sözleşmesinde (veya eki taahhütnamede) bayinin yıllık asgari ürün alımı taahhüdü bulunmasına rağmen yıllar itibariyle bu taahhüde uyulmamış ise tedarikçi (sağlayıcı) firmanın, TBK’nun 179/II. md. uyarınca hem ifayı hem de ceza koşulunu talep edebilmesi için takip eden yılda henüz bayie mal vermeden önce ceza koşulu ile ilgili “çekince” (ihtirazi kayıt) bildirmesi ya da bu konuda bayie noterden bir ihtarname göndermesi gerekir. Çekince için bir şekil şartı getirilmemiştir. Tedarikçi, taahhüde aykırı davranılmış olan yılı takip eden yeni yıldaki ilk fatura ve irsaliyeye koyacağı bir açıklama (şerh) ile bu koşulu yerine getirebilir. Bu şekilde bir çekince (ihtirazi kayıt) konulduktan veya ihtar çekildikten sonra tedarikçi (sağlayıcı) firma, mal vermeye (ifaya) devam etse bile önceki yıla ilişkin ceza koşulu alacağını sözleşme zamanaşımı süresi içinde her zaman talep edebilir. Sonraki yıllarda da aynı kural geçerlidir. Tekrarlamak gerekirse, her yıl sonunda bir önceki yıla dair ceza koşulunun istenebilmesi, takip eden yılda henüz ifaya başlanmadan önce çekince (ihtirazi kayıt) bildirilmesi veya ihtar çekilmesine bağlıdır. Bunlar yapılmadan müteakip yılın ifası gerçekleşmişse artık bir önceki yıla ait ceza koşulu istenemez. Çekince konmuş veya ihtar çekilmiş olan yıllarla ilgili ceza koşulunun istenebileceği ise kuşkusuzdur. TBK’nun 179/II. Maddesinde öngörülen hüküm, emredici nitelikte olmadığından taraflar, sözleşme serbestisi ilkesi gereğince aralarında farklı bir düzenleme yapabilirler. Örneğin, sözleşmenin feshi halinde hem cezai şart hem de kar mahrumiyeti ödeneceğini kararlaştırabilirler. Ancak sözleşmenin feshi halinde cezai şart ödeneceğinin kararlaştırılmış olduğu hallerde, Yargıtay HGK’nun 20.01.2013 T. 2012/19-670 E. 2013/171 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, sözleşme süresi içinde çekince konmadan uzun süre ifaya devam edilmesi üzerine borçluda, “ceza koşulu istenmeyeceği” ne dair haklı bir güven oluşmuş ise oluşan bu haklı güven ve dürüstlük ilkesi nedeniyle önceki yıla veya yıllara ait ceza koşullarının talep edilemeyeceğinin kabulü gerekir.

YARGITAY KARARI: BAYİLİK SÖZLEŞMESİ FESİH VE TAZMİNAT

T.C. YARGITAY Hukuk Genel Kurulu Esas:  2014/19-262 Karar: 2014/566 Karar Tarihi: 30.04.2014

TAZMİNAT DAVASI – TARAFLAR ARASINDAKİ SÖZLEŞMENİN DAVA TARİHİ İTİBARİYLE DEVAM ETTİĞİ – TARAFLAR ARASINDA GEÇERLİ İKEN VERİLENLERİN İADESİNİN İSTENEMEYECEĞİ GEREKÇESİ İLE DAVANIN REDDİNE KARAR VERİLDİĞİ – NİSPİ VEKALET ÜCRETİ VERİLMESİ GEREKTİĞİ

ÖZET: Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmenin dava tarihi itibariyle devam ettiği, sözleşmenin fesih şartlarının gerçekleşmediği, tarafların fesih iradelerini bildirmedikleri, dolayısı ile henüz sözleşme ayakta ve taraflar arasında geçerli iken verilenlerin iadesinin istenemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece verilen karar esastan verilmiş bir ret kararı niteliğinde olduğundan, yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirmiş davalı yararına hüküm tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince nispi vekalet ücreti verilmesi gerekir. (4054 S. K. m. 56) (818 S. K. m. 63, 64) (6100 S. K. m. 114) (1136 S. K. m. 7) (YHGK 27.02.2013 T. 2012/19-721 E. 2013/290 K.) (YHGK 25.05.2011 T. 2011/11-186 E. 2011/352 K.) (YHGK 19.02.2014 T. 2013/19-587 E. 2014/125 K.)

Dava: Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 7.Asliye Ticaret Mahkemesince davanın reddine dair verilen 12.04.2011 gün ve 2010/164 E.-2011/186 K. sayılı kararın incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 19.03.2012 gün ve 2011/10259 E.-2012/4465 K. sayılı ilamı ile;

(… Davacı vekili, tapuda Kocaeli ili Gebze ilçesinde bulunan davalıya ait üzerinde akaryakıt satış ve servis istasyonu kurulu taşınmazda müvekkili şirkete 18.12.2025 tarihine kadar intifa hakkı verildiğini, taraflar arasında bayilik sözleşmesi imzalandığını, Rekabet Kurulunun aldığı kararlar doğrultusunda 18.09.2005 tarihinden önce yapılmış ve süresi 5 yılı aşan sözleşmelerin muafiyetten bu tarihten sonra yararlanamayacağının belirtildiği 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 56.maddesi uyarınca aynı kanunun 4.maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle Rekabet Kurulu tarafından geçersiz sayılan anlaşmalar nedeni ile müvekkilinin yaptığı yatırımlar ile davacıya ödenen primlerden 781.843,00 TL’nin sebepsiz zenginleşme kapsamında iadesi gerektiğini belirterek bu bedelin faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, muaccel olmayan borcun dava konusu edilemeyeceğini, sözleşmenin devam ettiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.

YARGITAY KARARI: BAYİLİK SÖZLEŞMESİ CEZAİ ŞART

T.C. YARGITAY Hukuk Genel Kurulu Esas:  2013/19-690 Karar: 2014/507 Karar Tarihi: 09.04.2014

CEZAİ ŞARTIN TAZMİNİ DAVASI – EKSİK ÜRÜN ALIMI İÇİN ÖNGÖRÜLEN CEZAİ ŞART – DAVACININ İHTİRAZİ KAYIT İLERİ SÜRMEKSİZİN ÜRÜN VERMEYE DEVAM ETTİĞİ – TALEP KONUSU DÖNEM İÇİN CEZAİ ŞART İSTENEMEYECEĞİ – DİRENME KARARININ DEĞİŞİK GEREKÇEYLE ONANMASI

ÖZET: Dava, bayilik sözleşmesiyle belirlenen eksik ürün alımı hali için öngörülen cezai şartın tahsili istemine ilişkindir. Dosya kapsamından davacının 01.10.2007-01.10.2008 döneminden sonra herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin davalılara ürün vermeye devam ettiği anlaşıldığından, talep konusu dönem için davalılardan cezai şart isteyemez. Değişik gerekçe ile Yerel Mahkeme direnme kararı usul ve yasaya aykırı olup bozulması gerekir. (6098 S. K. m. 179) (818 S. K. m. 158) yıllık ürün alım taahhüdüne uymaması nedeniyle davalılardan cezai şart talep etmesinde kural olarak bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Ancak davacının bu cezai şartı talep edebilmesi için cezai şartın oluştuğu yıldan sonraki yıllarda ürün verirken ihtirazi kayıt koyarak bu hakkını saklı tutması gerekir. (6098 sayılı TBK m.179/2; 818 sayılı mülga BK m.158/2).

YARGITAY KARARI: BAYİLİK SÖZLEŞMESİNDE CEZAİ ŞARTIN TAHSİLİ İSTEMİ

T.C. YARGITAY 19.Hukuk Dairesi Esas:  2010/11107 Karar: 2011/4427 Karar Tarihi: 05.04.2011

ALACAK DAVASI – BAYİLİK SÖZLEŞMESİNDE CEZAİ ŞARTIN TAHSİLİ İSTEMİ – KURAL OLARAK CEZAİ ŞARTIN TENKİSİNİN TACİR BORÇLU TARAFINDAN İSTENEMEYECEĞİ – CEZAİ ŞART TACİR BORÇLUNUN EKONOMİK OLARAK MAHVINA SEBEP OLACAK İSE TAMAMEN VEYA KISMEN İPTAL EDİLEBİLECEĞİ

ÖZET: Cezai şartın tenkisi tacir sıfatına haiz borçlu tarafından istenemez ise ilgili mevzuat gereğince cezai şart tacir borçlunun ekonomik olarak mahvına sebep olacak derecede ağır ve yüksek ise bu husus genel adap ve ahlaka aykırı sayılacağından mahkemece cezai şartın tamamen veya kısmen iptaline karar verilmesi mümkündür. Bu durumda mahkemece tarafların iktisadi durumu, davalı borçlunun ödeme gücü ve kabiliyeti göz önüne alınıp tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekir. (818 S. K. m. 19, 20, 44, 104, 161, 409) (1086 S. k. m. 74) (6762 S. K. m. 24)

Türk Ticaret Kanunu’nun 24. maddesi hükmünü içermektedir. Belirtilen hükme göre cezai şartın tenkisi tacir sıfatına haiz borçlu tarafından istenemez ise de B.K.nun 19-20 ve B.K.nun 161/2. maddeleri gereğince cezai şart tacir borçlunun ekonomik olarak mahvına sebep olacak derecede ağır ve yüksek ise bu husus genel adap ve ahlaka aykırı sayılacağından mahkemece cezai şartın tamamen veya kısmen iptaline karar verilmesi mümkündür. Bu durumda mahkemece tarafların iktisadi durumu, davalı borçlunun ödeme gücü ve kabiliyeti göz önüne alınıp tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken somut olayda uygulama yeri bulunmayan B.K.nun 44. maddesi dikkate alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir. Öte yandan davacının ıslah talebindeki miktar gözetilmeden bilirkişinin hesapladığı cezai şart alacağı üzerinden tenkise gidilmesi talep aşımı niteliğinde olup, H.U.M.K.nun 74. maddesine aykırılık teşkil ettiğinden hükmün bu sebeple de bozulması gerekmiştir.

Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine,