Anlaşmalı Boşanma Velayet

Anlaşmalı Boşanma Davalarında Velayet

Boşanma sürecini en sancılı geçiren çiftler çocuğu olan çiftlerdir. Bunun sebebi aile birliği içinde yaşarken çocuğun velayetinin ortak kullanılması yani çocuğun üzerinde sadece bir ebeveynin değil iki ebeveyninde haklarının ve yetkilerinin olduğu idi. Fakat hukuki birliğin son bulması için açılan boşanma davası sonucunda artık velayet iki kişinin ortak hakimiyeti altından çıkarak çocuk veya çocuklar sadece bir ebeveynin altına girecektir. Bu velayet konusu özellikle çekişmeli boşanma davalarında ebeveynlerin birbirine düşman kesildiği, dava sürecinin kör düğüm haline gelme potansiyelinin oldukça yüksek olduğu bir konudur.

Velayet konusunda anlaşmalı boşanma süreci nasıl işler?

Anlaşmalı boşanma davası mahiyeti gereği bireylerin her konuda anlaşma yaparak boşanmaya karar verdikleri ve hukuki birliğin son bulması ile sonlanan bir süreçtir. Bu ortak kararlar oluşmadığı sürece hakim davayı devam ettirmemekle beraber kendi de karar verebilme yetkisine sahiptir fakat o zaman da tarafların itiraz etme hakları mevcuttur. Sonuç olarak çekişmesiz yargıdan farkı olan anlaşmalı boşanmada anlaşmanın, uzlaşmanın sağlanması şarttır.

Çocuğun Menfaati ve Velayeti Alacak Tarafın Seçiminin Önemi

Velayet konusu ebeveynlerin menfaatinin gözetildiği bir konu değildir. Burada menfaati gözüken birey çocuktur. Bu nedenle ebeveynlerin 3 çocuğunun olduğunu düşünelim büyük(13 yaşında) babası ile diğer iki küçük (3 ve 4 yaşlarında) annesi ile kalacak diye kararlaştırmış olalar bile hakim çocukların menfaati için bütün çocukların velayetini sadece annede yahut sadece babada toplayabilir. Ayrıca çocuğun velayeti annede kalacak diye anlaşmış olsalar dahi çocuğun menfaatine bu anlaşma ters ise çocuğun velayeti babaya dahi verilebilir. Hatta anne ve babanın genel hayat durumu çocuğun menfaati için birer tehlike arz ediyor ve onun hayatına zarar veriyorsa çocuğa vasi dahi atanabilir.

Anlaşmalı boşanma davalarında diğer boşanma davalarında olduğu gibi velayet asla kesin hüküm içermez. Hakim öngördüğünde çocuğun menfaati için velayeti anneden alıp babaya, babadan alıp anneye ve hatta vasiye dahi verebilir.

Velayetin hangi tarafta olduğu iştirak nafakası için önem arz etmez.

Yargıtay Kararı – Anlaşmalı Boşanma Velayet

T.C. YARGITAY 2.Hukuk Dairesi Esas: 2015/342 Karar: 2015/3299 Karar Tarihi: 23.02.2015

BOŞANMA DAVASI – ANLAŞMALI BOŞANMA – ÖN İNCELEME YAPILARAK TAHKİKATA GEÇİLDİKTEN SONRA USULÜNE UYGUN ŞEKİLDE GÖSTERİLEN DELİLLER TOPLANARAK GERÇEKLEŞECEK SONUCU UYARINCA KARAR VERİLMESİ – HÜKMÜN BOZULDUĞU

ÖZET: Mahkemece taraflara iddia ve savunmalarının dayanağı bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini içeren beyan ile iddia ve savunmanın dayanağı olarak ileri sürülen her bir vakıanın ispatını sağlayacak delillerini sunmak ve dilekçelerin karşılıklı verilmesini sağlamak üzere süre verilip ön inceleme yapılarak tahkikata geçildikten sonra usulüne uygun şekilde gösterilen deliller toplanarak gerçekleşecek sonucu uyarınca karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Karar: Taraflar Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi uyarınca boşanmışlar, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Anlaşmalı boşanma yönünde oluşan karar kesinleşinceye kadar eşlerin bu yöndeki diğer bir ifadeyle gerek boşanmanın mali sonuçları, gerekse çocukların durumu hususunda kabul edilen düzenlemeleri kapsayan irade beyanından dönmesini engelleyici yasal bir hüküm bulunmamaktadır. Anlaşmanın bozulması ile anlaşmalı boşanma hükmü bütünüyle geçersiz hale gelir (HUMK m. 439/2). Bu halde anlaşmalı boşanma davasının “çekişmeli boşanma” (TMK m. 166/1-2) olarak görülmesi gerekir.

Açıklanan sebeple mahkemece taraflara iddia ve savunmalarının dayanağı bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini içeren beyan ile iddia ve savunmanın dayanağı olarak ileri sürülen her bir vakıanın ispatını sağlayacak delillerini sunmak ve dilekçelerin karşılıklı verilmesini sağlamak üzere süre verilip ön inceleme yapılarak tahkikata geçildikten sonra usulüne uygun şekilde gösterilen deliller toplanarak gerçekleşecek sonucu uyarınca karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğu ile karar verildi. 23.02.2015

Anlaşmalı Boşanma Yargıtay Kararında Velayet Konusunda Önemli Karşı Beyan

Dava, koca tarafından açılmış, tarafların boşanma ve mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda anlaştıklarını beyan etmeleri ve buna ilişkin aralarında yaptıkları düzenlemeyi hakime sunmaları üzerine, mahkemece, Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi gereğince boşanmalarına karar verilmiş, kararı davalı temyiz etmiştir.

Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi gereğince boşanma kararı verilebilmesi için, davalının davayı “kabul” etmiş olması tek başına yeterli değildir. Hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilen düzenlemenin uygun bulunması da gerekir. Hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü halinde boşanmaya hükmolunur (TMK. m. 166/3). Aksi halde bu madde gereğince boşanma kararı verilemez.

Tarafların, aralarında yaptıkları düzenlemede, müşterek çocukların velayetinin davalıya bırakılması ve haftanın beş günü (pazartesi, salı, çarşamba, perşembe ve cuma) davacı yanında kalması konusunda anlaştıkları; mahkemece de; anlaştıkları gibi karar verildiği görülmektedir. Velayetin davalıya bırakılması konusunda anlaşmış olmalarına rağmen, çocukların haftanın beş günü velayet kendisine bırakılmayan ebeveyn yanında kalmalarına ilişkin bir düzenleme, velayet kendisine bırakılan eşin, bu hakkını fiilen kullanamaması, diğer bir ifade ile velayetin fiilen babada bulunması anlamına gelir. Velayet, hak ve sorumluluğu ebeveynlerden birinde, çocuk ise fiilen öteki tarafın bakım ve gözetiminde olacak şekilde düzenleme yapılamaz. Bu hak ve sorumluluk kimse bırakılmışsa, çocuk da fiilen onun bakım ve gözetiminde olmalıdır. Diğer bir ifade ile hukuki durum ile fiili durum örtüşmelidir. Bu bakımdan velayete ilişkin taraflarca kabul edilen düzenleme çocukların menfaatine uygun değildir. Ayrıca, velayet kendisine bırakılmayan eşin çocukların bakım ve eğitim giderlerine katılma zorunluluğuna da (TMK. m. 182/2) düzenlemede yer verilmemiştir. Bu haliyle taraflarca kabul edilen düzenleme kanuna uygun değildir. Öyleyse, çocukların menfaati göz önüne alınarak hakimin, taraflarca kabul edilen düzenlemede gerekli değişikliğe gitmesi, bu değişikliğin taraflarca kabul edilmemesi halinde, anlaşmalı boşanmaya karar verilemeyeceği nazara alınarak, bu halde davaya Türk Medeni Kanunun 166/1-2. maddesi çerçevesinde devam edilmesi, bu kapsamda tarafların göstermeleri halinde delillerinin toplanması ve hasıl olacak neticesine göre karar verilmesi gerekir. Bu husus gözetilmeden hüküm kurulması doğru bulunmamıştır. Bu sebeple bozmaya sonucu bakımından katılmakla birlikte gerekçesine iştirak etmiyorum.

Boşanma Avukatı