Aldatma Nedeniyle Boşanma

Aldatma Nedeniyle Boşanma konusu ile ilgili olarak açıklayıcı bilgi ve yargıtay kararlarına yer verilmiştir.

Evlilik birliğini bitiren ve eşlerin evlenmeden önceki sahip olduğu hukuktaki statülerine yani bekar hallerine dönmesini sağlayan boşanma kanun koyucu 2001 tarihli güncellediği Medeni Kanunda yazan sebeplere dayanılarak açılır. Kanun koyucunun boşanmak için sebep gördüğü konulardan bir tanesi de zinadır yani diğer adı ile aldatmadır. Aldatma (zina) nedeni ile boşanma kanun koyucunun madde de saydığı şartların gerçekleşmesi dahilinde açılabilecek bir davadır.

Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. evlilik birliğinin devamında çocukların bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa da boşanmaya karar verilebilir. Aldatma ( zina ) evli bir erkeğin başka bir kadınla ve evli bir kadının başka bir erkekle kusurlu olarak cinsel ilişkide bulunmasıdır. Aldatma nedeniyle boşanma davasını eşler aldatma eylemini öğrendikleri tarihten itibaren 6 ay ve filin işlendiği tarihten itibaren 5 yıl içinde açmalıdır. Aldatmayı af etmesi halinde aldatma nedeniyle boşanma davası açma hakkı sona erer.

Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesi, “Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.” demektedir. Bu hükme göre evlilik birliğinin temelden sarsılmış olması için taraflardan birisinin tamamen ya da ağırlıklı olarak kusurlu olması zorunlu değildir. Taraflar arasında duygu, düşünce, eğitim, kültür, dünya görüşü, yaşam biçimi, alışkanlıklar, karakter ve kişilik gibi özellikler arasındaki farklılıklar evlilik birliğini temelinden sarsabilir. Evlilik birliğinin sarsılmasında temel neden eşlerden birinin  aldatma, hakaret etme, aşağılama, küçümseme, onur kırıcı davranışlarda bulunma, fiziksel ve ruhsal şiddet gösterme şeklindeki alışkanlık haline gelen tutum ve davranışlarıdır.

185. 41 (TBK 49). maddesine göre, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Yine BK. 49 (TBK.58) maddesinde “Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebilir.” Haksız fiile dayalı bir borcun doğabilmesi için, hukuka aykırı bir fiil bulunmalı, fiili işleyenin kusuru olmalı, sonuçta bir zarar doğmalı, zararla işlenen fiil arasında da uygun nedensellik bağı bulunması gerekir. TMK.nın evlenmeyle eşe yüklediği ödevler arasında bulunan sadakat yükümlülüğünü ihlali nedeniyle, Yasanın 185. ve 174 üncü maddeleri uyarınca boşanma sebebi ve istek halinde manevi tazminatı gerektirir nitelikte olduğu kuşkusuzdur.

Tazminata konu olması, Tarafların ekonomik ve sosyal konumu, davacının evlilik birliğinin devam etmemesi nedeniyle karşı karşıya kaldığı sorunlar, aldatmanın yarattığı travma ve bunun kişilik üzerinde yaratacağı ağır olumsuz etki, değerlendirildiğinde manevi tazminata hakkaniyete uygun şekilde karar verilir

Aldatma Nedeniyle Boşanma Davası Nasıl Açılır

Zina Aldatma nedeni ile boşanma davası sürecini incelediğimizde şu hükümlere varabiliriz. Boşanma davasının zina nedeni ile açılması için kanunda verilen şartların gerçekleşmiş olması gerekir. Zinayı tanımlarsak ve ardından şartlarını sayarsak şunları söyleyebiliriz:

Zina eşlerden birinin (karının veya kocanın) kendi isteği ile evlilik birliği içerisindeyken farklı cinsten biri ile cinsel ilişkiye girmesidir. Eğer kocaya zina nedeni ile dava açılacaksa erkeğin başka bir kadınla cinsel ilişkiye girmesi gerekecektir. Aynı cinsten biri ile yapılan cinsel münasebetler dolayısıyla boşama davası açılması genel boşanma nedenlerinden biri olan haysiyetsiz yaşam sürmeye dayanmaktadır. Zina nedeni ile boşanmanın şartlarını sayarsak:

  • Evlilik birliği içerisinde olunmalı
  • Eşlerden birinin başka cinsten biri ile cinsel ilişkiye girmesi gerekir
  • Cinsel ilişkiye girerken kusurunun olması gerekir. Kusurdan kasıt burada zina yapan eşin kendi iradesi ve isteği ile bu cinsel ilişkiyi gerçekleştirmesi gerekir.

Zinanın birden fazla olması gibi bir sebep aranmamaktadır. Zina nedeni ile dava açılabilmesi için zina yapan eşi affetmemek gerekir ( hatta kanun koyucu affeden tarafın dava hakkı yoktur diyerek bunu kesin bir şekilde dile getirmiştir.) affedildiği takdirde kanun koyucu zina nedeni ile boşanma davasının açılmasını engellemiştir. Zina nedeni ile dava açılabilmesi için eşin zina yaptığını öğrendikten itibaren 6 ay içinde ve her halde zinanın üzerinden 5 yıl geçmeden dava açılmalıdır. Aksi takdirde dava hakkı düşmekte ve kanun koyucu otomatikman diğer eşin zina yapan eşi affettiğini öngörmektedir.

Zina nedeni ile dava açılmasının gerekli usullerini özel hukuku usul yönünden düzenleyen Medeni Usul Hukuku düzenler ve HMK’da hüküm altına alır.  Aile hukukunu ilgilendiren boşanma davası eşlerin ikamet ettiği yerin aile mahkemesinde açılabileceği gibi eşlerin ayrılmadan 6 ay önce beraber ortak ikamet ettikleri evin bulunduğu yer mahkemesinin aile mahkemesinde de açılabilir.

Aldatma Nedeniyle Boşanma Şartları

Aldatma ( Zina ) nedeniyle boşanma davası açılması için üç temel şart aranmaktadır. Bu şartlar, Evlilik ilişkisinin bulunması, başkasıyla cinsel ilişkide bulunma, aldatma ( zina ) edenin kusurlu olmasıdır.

Aldatma Nedeniyle Boşanma Davasında İspat

Aldatma nedeniyle boşanma davasında ispat, her türlü kanıtla delille ispat edilebilir. Zinanın veya aldatmanın mutlaka da suçüstü yapılmak suretiyle ispatı gerekmez. Ayrıca eşin zina veya aldatma yaptığına dair ikrar etmesi pek tabi aldatmanın ispatı bakımından bir kanıttır.

Dava sürecinde zinanın olduğunu kanıtlamak eşinin zina yaptığını iddia eden eşe aittir. Davanın açılabilmesi için tarafın boşanma dilekçesi ve delilleri ile mahkemeye başvurması gerekir.

Yargıtay Kararı – Aldatma Nedeniyle Boşanma

T.C. YARGITAY Hukuk Genel Kurulu Esas:  2002/2-617 Karar: 2002/648 Karar Tarihi: 25.09.2002

ALDATMA BOŞANMA DAVASI – ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİ – KADININ SADAKAT YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜ İHLAL ETMESİ – EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILMASI – EVDE BULUNAN GÜNLÜĞÜN DELİL OLARAK KULANILMASI – HUKUKA AYKIRI YOLLARDAN ELDE EDİLMİŞ DELİLLER.

ÖZET: Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davacının davalıyı dövdüğü ifadeler ve günlük birlikte değerlendirildiğinde davalının da güven sarsıcı davranışlar içinde olduğu anlaşılmaktadır. Bu halde, taraflar arasında müşterek hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır.

T.C. YARGITAY Hukuk Genel Kurulu Esas: 2009/2-410 Karar: 2009/447 Karar Tarihi: 21.10.2009

BOŞANMA NAFAKA MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT DAVASI – KOCANIN EŞİNİ BAŞKA BİR KADINLA ALDATTIĞI – KADINA BOŞANMAYA NEDEN OLAN OLAYLAR SEBEBİYLE KUSUR İZAFE EDİLEMEYECEĞİ – TAZMİNATIN TENKİS EDİLME OLANAĞI BULUNMADIĞININ GÖZETİLMESİ GEREĞİ

ÖZET: Kocanın eşini başka bir kadınla aldattığı sabit olup evlilik birliği bu nedenle sona ermiştir. Kadına boşanmaya neden olan olaylar sebebiyle kusur izafe edilemez. Kaldı ki, somut olayda dosya kapsamından da anlaşıldığı üzere tazminatın tenkis edilme olanağı bulunmamaktadır. O halde dosyadaki belgelerden ekonomik durumunun çok iyi olduğu anlaşılan koca aleyhine verilen manevi tazminat miktarı yerinde olduğunun gözetilmesi gerekir.

T.C. YARGITAY Hukuk Genel Kurulu Esas: 2010/2-203 Karar: 2010/220 Karar Tarihi: 14.04.2010

BOŞANMA NAFAKA VE TAZMİNAT DAVASI – MANEVİ TAZMİNAT MİKTARININ FAHİŞ OLUP OLMADIĞI – DAVALI KOCANIN EŞİNİ BAŞKA BİR KADINLA ALDATTIĞI – KADINA BOŞANMAYA NEDEN OLAN OLAYLAR SEBEBİYLE KUSUR İZAFE EDİLEMEMESİ – DİRENME HÜKMÜNÜN ONANDIĞI

ÖZET: Dava, boşanma, maddi-manevi tazminat ve yoksulluk nafakası isteğine ilişkindir. Dosya kapsamından davalı kocanın eşini başka bir kadınla aldattığı sabit olup, evlilik birliği bu nedenle sona ermiştir. Davacı kadına boşanmaya neden olan olaylar sebebiyle kusur izafe edilemez. Dosyadaki belgelerden davalı kocanın ekonomik durumu ile orantılı verilen manevi tazminat miktarı yerinde olup, usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 174/2. maddesine göre, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebileceği öngörülmüştür.

Manevi tazminat, bozulan manevi dengenin yerine gelmesi için kabul edilmiş bir tatmin (veya telafi) şekli olup, boşanmaya sebep olan olayların kişilik haklarına saldırı teşkil etmesi halinde manevi tazminata hükmedilir (Kılıçoğlu, Mustafa: Tazminat Hukuku, Legal Yayıncılık, İstanbul 2010, s.1036, 1369.; Reisoğlu, Safa: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Beta Basım, İstanbul 1998, s.179 vd.; Oğuzman/Dural: Aile Hukuku, Filiz Kitabevi, İstanbul 1994, s.144-145; Tekinay, S. Sulhi: Türk Aile Hukuku, Filiz Kitabevi, İstanbul 1990, s.261-262; Oğuzman, Kemal: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Filiz Kitabevi, İstanbul 1995, s.641; Ayrıca bkz. YİBK. 22.06.1966-7/7).

Kocanın eşini, başka bir kadınla aldatması, ağır hakaret hallerinde, kişilik haklarına saldırının varlığı kabul edilmektedir (Kılıçoğlu, Mustafa: Tazminat Hukuku, Legal Yayıncılık, İstanbul 2010, s.1031 vd.; Reisoğlu, Safa: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Beta Basım, İstanbul 1998, s.183-184; Oğuzman/Dural: Aile Hukuku, Filiz Kitabevi, İstanbul 1994, s.145; Tekinay, S. Sulhi: Türk Aile Hukuku, Filiz Kitabevi, İstanbul 1990, s.262; Oğuzman, Kemal: a.g.e., s.643).

Manevi tazminatın miktarının belirlenmesinde ise, kişilik haklarına yapılan saldırının niteliği ve tarafların ekonomik – sosyal durumu dikkate alınmalıdır (Kılıçoğlu, Mustafa: a.g.e., s.1053, 1376; Reisoğlu, Safa: a.g.e., s.197-198; Tekinay, S. Sulhi: a.g.e., s.261; Oğuzman, Kemal: a.g.e., s.655).

Tüm dosya kapsamından davalı kocanın eşini başka bir kadınla aldattığı sabit olup, evlilik birliği bu nedenle sona ermiştir. Davacı kadına boşanmaya neden olan olaylar sebebiyle kusur izafe edilemez. O halde, dosyadaki belgelerden davalı kocanın ekonomik durumu ile orantılı verilen manevi tazminat miktarı yerinde olup, usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA,